Imprison türkçesi Imprison nedir

Imprison ile ilgili cümleler

English: Jale was wrongly imprisoned for nearly 10 years.
Turkish: Jale neredeyse 10 yıl haksız yere hapis cezasına çarptırılmıştı.

English: In many countries, being gay is a cause for imprisonment.
Turkish: Birçok ülkede eşcinsel olmak hapsedilme sebebidir.

English: He was imprisoned.
Turkish: O, hapsedildi.

English: The judge sentenced him to one year's imprisonment.
Turkish: Yargıç onu 1 yıl hapse mahkûm etti.

English: He ran the risk of being caught and imprisoned.
Turkish: Yakalanma ve tutuklanma riskini göze aldı.

Imprison ingilizcede ne demek, Imprison nerede nasıl kullanılır?

Imprisoned : Hapsedilmiş. Mahkum. Mahpus. Tutuklu.

Imprisoner : Tutuklayan. Hapse atan. Cezaevine koyan. Hapse koyan.

Imprisoning : Sınırlamak. Yasaklamak. Tutuklamak. Hapsetmek. Mahpusluk. Hapse atmak. Mahkum etmek. Hapse koymak.

Imprisonment : Hapsetme. Mahpusluk. Tutukluluk. Hapis. Hapis cezası. Hapsedilme. Hapislik.

Imprisonment with hard labor : Ağır hapis (cezası).

False imprisonment : Haksız tutuklama. Bir bireyin haksız yere hapsedilmesi (kriminal suç). Haksız tutukluluk.

Imprimis : Öncelikle. Başta (latince). İlk önce. İlkönce.

 

Life imprisonment : Bir kişiyi ömrü boyunca hapis cezasına çarptıran mahkeme kararı. Müebbet hapis. Ömür boyu hapis cezası. Ömür boyu hapis.

Imprisonments : Hapsetme. Mahpusluk. Hapislik. Tutukluluk. Hapis cezası. Hapis. Hapsedilme.

Term of imprisonment : Hapis süresi.

İngilizce Imprison Türkçe anlamı, Imprison eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Imprison ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caged : Kafeslemek. Kafese koymak. Buz hokeyinde sayı yapmak.

Durances : Tutukluluk.

Doom : Son. Zeval. Kader. Ölüm. Son bulmak. Akıbet. Lanet. Kaderi kötü olmak. Yazgı.

Convicting : Suçlu çıkarmak. Suçunu ispat etmek. Kabullendirmek. Suçlandırmak. Mahkum. Yargılı. Suçlu bulmak. Hüküm giydirmek. Hükümlü.

Impounds : Kanunen el koymak. Haczetmek. Geçici olarak el koymak. Başıboş hayvanları kapamak. Toplamak. Kapatmak. Ağıla kapamak. El koymak.

Conscribe : Askere almak. Kaydetmek. Askere çağırmak. Kısıtlamak.

Busting : Becerememek. Kırmak. Sona ermek. İflas ettirmek. Bozulmak. Tartışmak. Bozmak. İflas etmek. Patlatmak.

Lag : Gerilik. Geri. Yalıtım malzemesi ile kaplamak. Otomatik denetim yönteminde duyarlılık ile uygulama arasında geçen süre. Geri kalmak. Gecikmek. Duraklamak. Geride olma. Duraklama. Oyalanmak.

Anathematizing : Lanetlemek. Afaroz etmek. Kiliseden aforoz etmek. Aforoz etmek. Kınamak.

Damns : Sövmek. Küfretmek. Mahvetmek. Ah etmek. Beddua. Lanetlenmek. Suçu yüklemek. Lanet etmek. Lanet.

Imprison synonyms : put behind bars, impound, clap on, circumscribing, constrains, bust, dooming, send up, apprehends, astricted, jug, border, put in prison, encloses, clamp the lid on something, condemn, anathematizes, immure, imprisonment, confine, anathematise, anathematized, imprisonments, jails, incarcerate, condemns, durance, debar, busted, caging, arrest, circumscribe, debarred.

 

Imprison zıt anlamlı kelimeler, Imprison kelime anlamı

Free : Bedava. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Beleş. Serbestçe. Erkin. Muaf. Serbest bırakmak. Bağımsız. Serbest. Ücretsiz.

Imprison ingilizce tanımı, definition of Imprison

Imprison kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To put in prison or jail. To arrest and detain in custody. To confine.