In disrepair türkçesi In disrepair nedir

  • Onarıma muhtaç.
  • Bakım gerektiren.
  • Tamire muhtaç.
  • Harap.

In disrepair ile ilgili cümleler

English: The castle was in disrepair.
Turkish: Kale haraptı.

In disrepair ingilizcede ne demek, In disrepair nerede nasıl kullanılır?

In : Çok moda olan. İçeriye. İç. Dahili. İçeri. Mevsimi gelmiş. De. Olarak. Halinde. Da.

Disrepair : Tamire ihtiyaç. Tamirlik. Tamir isteyen durum. Bakımsızlık. Bakıma ihtiyacı olma. Tamire gereksinimi olma. Tamire muhtaç. Haraplık. Tamire ihtiyaç duyma.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir durumda. Zor bir halde. Sıkıntıda. Zor durumda.

In a bad light : Kötü bir ışıkta. Kötü bir ışıklı. Kötü bir yolla. Negatif bir yolla.

In a bad mood : Hoş olmayan bir davranış halinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Kötü bir ruh halinde. Aksiliği üstünde. Aksiliği üzerinde.

In a bad temper : Burnundan soluyan. Öfkeli. Sinirli olarak. Kızgın. Öfkeli olarak. Sinirli. Öfkesi burnunda. Kızgınca.

İngilizce In disrepair Türkçe anlamı, In disrepair eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In disrepair ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disrepair : Tamire gereksinimi olma. Haraplık. Bakımsızlık. Tamire ihtiyaç duyma. Tamire ihtiyaç. Bakıma ihtiyacı olma. Tamirlik. Tamir isteyen durum.

 

Creakiest : Gıcırtılı. Gıcırdayan. Şüpheli. Kuşkulu. Boğuk.

Creaky : Gıcırtılı. Şüpheli. Boğuk. Gıcırdayan. Kuşkulu.

Exhausted : Ölgün. Çok yorgun. Canı çıkmış (argo terim). Tükenmiş. Takatsiz. Halsiz. Dermansız. Yorgun. Bitik. İflahı kesilmiş.

Blasted : Kahrolası. Kafası güzel veya iyi. Yıldırım çarpmış. Tahrip olmuş. Lanet olası. Yıkılmış. Yok olmuş. Sarhoş. Allah'ın belası (argo terim).

Decayed : Bozuk. Dağılmış. Halsiz düşmüş. Kuvvetsiz. Çöken. Çürümüş. Takatsiz. Kudretsiz. Düşkün. Aşınmış.

Down at the heels : Pejmürde. Hırpani. Perişan kılıklı. Perişan bir durumda. Bakımsız. (amerikan ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş. Harap görünüşlü. Perişan bir halde.

Dilapidation : Bir yapının toplumsal, işlevsel ve sağlamlık yönlerinden yeni olmaktan çıkmasını, sağladığı yararların azalmasını ya da yok olmasını içeren süreç. yapı birimleri bu nitelikleri kazanan bir komşuluğun, içine girdiği varsayılan yıpranma süreci. Bakımsızlıktan yıkılma. Aşınma. Bakımsızlık. Onarım masrafları. Harap olma. Eskime.

Desolate : Boş bırakmak. Kuş uçmaz kervan geçmez. Kederlendirmek. Üzmek. Perişan. Terkedilmiş. Kimsesiz. Boş. Issız. Kimsesiz bırakmak.

In disrepair synonyms : in want of repair, kaputt, down at heel, down at the heel, devastated, dilapidated, bedrid, creakier.