In line for türkçesi In line for nedir

  • İçin sırada.
  • Kazanmak üzere olan.
  • Kazanma şansı yüksek olan.
  • -e aday.

In line for ile ilgili cümleler

English: Ali is the next in line for promotion.
Turkish: Ali terfi için sırada bir sonrakidir.

English: Ali has been waiting in line for three hours.
Turkish: Ali üç saattir sırada bekliyor.

English: They waited in line for the bus.
Turkish: Onlar sırada otobüs beklediler.

English: Ali stood in line for an hour.
Turkish: Ali bir saat kuyrukta bekledi.

English: Ali had to wait in line for three hours.
Turkish: Ali üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.

In line for ingilizcede ne demek, In line for nerede nasıl kullanılır?

In : Da. De. İçinde. İçine. İktidardaki. Olarak. İçeri. Mevsimi gelmiş. Tutulan. Gelmiş olan.

Line : Sıra. Kırıştırmak. Çizmek. Sıralamak. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Kaplamak. Satır. Hat. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Dizmek.

For : -e uygun. Dolayı. -den dolayı. -e rağmen. İçin. -dır. Şerefine. Zarfında. Yerine. Diye.

In line : Aynı eksenli. Çizgisinde. Hizada. Sırada. Bir hizada. Sıralı.

In line coding : Programın temel yapısındaki kom grubu. Yazı içine kodlama. Programın temel yapısındaki komutlar grubu.

 

In line engine : Sıra motor. Yuvguların bir düzlem üzerinde birbiri ardına dizili olduğu motor yapısı. Sıra silindirli motor. Silindirli motor.

I want something in linen : Keten bir şey arıyorum.

Stand in line : Sıralama. Kuyrukta beklemek. Ağ kenarlarındaki karşılıklı gözelerden bir iplik kullanılarak düğümlenmeden ağların birleştirilmesi işlemi. Sıralanmak.

In line images : Yazı içi resimler.

Be in line with : (kural vb) izlemek. İle bir hizada olmak. Takip etmek. Çoğunluğa uymak. -e uymak. Uymak. Genel kararlara uymak.