In one word türkçesi In one word nedir

In one word ile ilgili cümleler

English: In one word, he made a lot of money.
Turkish: Kısacası, çok para kazandı.

In one word ingilizcede ne demek, In one word nerede nasıl kullanılır?

In : Dahili. Da. Olarak. İç. Halinde. Çok moda olan. İçinde. İktidardaki. İçeri. Tutulan.

One : 1. Kimse. Biri. Bir tane. Tek. Bir. İnsan. Birisi. Bir sayısı. Aynı.

Word : Kelime. Haber. Söz. Parola. Anlatmak. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Bilgi. Söylemek. Sözcüklerle ifade etmek. Laf.

In one basket : Hepsi birlikte bir arada. Bir yerde. Bir arada. Tek sepette.

In one fell swoop : Bir çırpıda. Bir hamlede.

In one way or another : O ya da bu şekilde. Bir türlü.

In one sitting : Tek oturuşta veya seferde. Bir oturuşta.

In one go : Bir kerede. Bir seferde.

In one piece : Tek parça halinde. Tek parça olarak. Tek birim halinde. Tek parça. Sağlam. Yarasız beresiz. İyi ve sağlıklı. Hasar görmemiş.

 

Blind in one eye : Tek gözü kör. Bir gözü kör.

İngilizce In one word Türkçe anlamı, In one word eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In one word ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In short : Uzun lafın kısası. Velhasıl. Yani. Açıkçası. Özetleyecek olursak. Sözün kısası. Muhtasar olarak. Velhasıl kelam. Hulasa.

For short : Velhasıl. Kısaca.

In a nutshell : Kısaca. Özet olarak. Tek kelimeyle. Özetle. Az ve öz olarak. Kısa ve öz olarak. Az cümle ile. Birkaç sözle.

In brief : Hulasa. Özetlersek. Özetle. Kısaca özetlemek gerekirse. Sözün özü. Kısaca. Uzun sözün kısası. Özetleyecek olursak. Özet olarak.

Shortly : Ters bir şekilde. Sözün kısası. Kabaca. Birazdan. Tersçe. Kısa bir zamanda. Az bir mesafeden sonra. Az ve öz bir şekilde. Yakında.

On the upshot : Sonuçta.

In a word : Sözün kısası. Hulasa. Bir kelimeyle. Sözün özü. Kısaca söyleyecek olursak. Yani. Kısaca. Tek kelimeyle.