Indictment türkçesi Indictment nedir

Indictment ingilizcede ne demek, Indictment nerede nasıl kullanılır?

Bill of indictment : Suçlama. İthamname. Suç isnadı. İtham. İddianame. Dava.

Filed an indictment : Resmi bir suçlamada bulunan.

Filing an indictment : Resmi suçlama.

Indictments : Dava açma. İddianame. Suçlama. İtham. İddianameler.

Indict : Dava açmak. Suçlamak. Aleyhine dava açmak. İtham etmek. Mahkemeye vermek. İttiham etmek.

Indicters : Başka bir kimseyi suç işlemekle itham eden kimse (hukuk terimi). Suçlayan. Suçlayan kimse. Resmen itham eden kimse. Resmi bir şekilde suçlayan kimse.

Indictable : Suçlanabilir.

Indiction : İlan etme. Roma impratorluğu döneminde 15 yılda bir yapılan emlak takdiri veya tayini.

Indictees : Resmen itham edilen kimse. Suç işlediği iddia edilen kimse (hukuk terimi). Suçlanan kimse. Aleyhine dava açılan kimse. Sanık. Suçlanan. Resmi bir şekilde suçlanan kimse.

Indictee : Aleyhine dava açılan kimse. Resmi bir şekilde suçlanan kimse. Sanık. Suçlanan kimse. Suç işlediği iddia edilen kimse (hukuk terimi). Resmen itham edilen kimse. Suçlanan.

İngilizce Indictment Türkçe anlamı, Indictment eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Indictment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abetment : Yardımda bulunma. Kışkırtma. Yardakçılık etme. (suça) yardımda bolunmak. Azmettirme. Tahrik ve teşvik. Suç ortaklığı. Tahrik etme. Suça teşvik.

Allegation : Bahane. Özür. Mazeret. Sav. İleri sürme. İddia.

Accusal : Kınama.

Imputations : Atfetme. Yakıştırma. Üstüne atma. Başkasına yükleme. İsnad etme. İsnad. İsnat.

Blame : Sorumlu tutmak. Bir suç veya başarısızlığın sorumluluğu. Suçu birinin üstüne atmak. Suç. Kabahat. Kınamak. Kınama. Ayıplamak. Sorumluluk.

Indictments : İddianameler.

Abstainer : Çekimser kalan biri. İçki içmeyen biri. Müstenkif. İçki içmeyen kimse. Oy vermeyen biri. Sakınan kişi. Çekimser.

Jeremiad : Feryat. Figan.

Denunciations : Kötü taraflarını açığa vurma (insan veya davranış vb'nin). Alenen suçlama. Zararlı taraflarını açığa vurma (insan veya davranış vb'nin). Kınanma. Ele verme. Kaldırılacağını duyurma (anlaşmanın). Kınama. İhbar.

Charge : Şarj. Ücret. Hücum etmek. Yüklemek (enerji veya elektrik). Yükümlülük. Üzerine atmak. Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2— bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı. Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği. Aydınlatmak.

Indictment synonyms : legal instrument, murder charge, murder indictment, absente, grievance, delation, plaints, petitioning, acts contra bonos mores, imputation, instrument, abduction, condemnation, administration of justice, deraignment, true bill, accusation, plaint, guilts, arraignments, pleading, jeremiads, litigations, filing a claim, grouch, grievances, accusations, impeachment, bill of indictment, act of witness, official document, impeachments, groused.

 

Indictment ingilizce tanımı, definition of Indictment

Indictment kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of indicting, or the state of being indicted.