Indict türkçesi Indict nedir

  • Aleyhine dava açmak.
  • Mahkemeye vermek.
  • İttiham etmek.
  • İtham etmek.
  • Dava açmak.
  • Suçlamak.

Indict ile ilgili cümleler

English: Ali can be very vindictive.
Turkish: Ali çok intikamcı olabilir.

English: He became quite vindictive after his wife left him.
Turkish: O, karısı onu terk ettikten sonra oldukça kindar oldu.

English: The grand jury indicted Tom for murder.
Turkish: Büyük jüri Tom'u cinayetle suçladı.

Indict ingilizcede ne demek, Indict nerede nasıl kullanılır?

Indictable : Suçlanabilir.

Indictably : Suçlanabilir bir şekilde. Suç itham edilebilir bir şekilde (hukuk terimi).

Indicted : Bir mahkemede suçlanmış veya mahkum edilmiş (hukuk terimi).

Indictee : Suçlanan. Resmen itham edilen kimse. Sanık. Aleyhine dava açılan kimse. Resmi bir şekilde suçlanan kimse. Suçlanan kimse. Suç işlediği iddia edilen kimse (hukuk terimi).

Indictees : Suçlanan. Sanık. Resmen itham edilen kimse. Resmi bir şekilde suçlanan kimse. Aleyhine dava açılan kimse. Suçlanan kimse. Suç işlediği iddia edilen kimse (hukuk terimi).

Indicts : İtham etmek. Suçlamak. Mahkemeye vermek. İttiham etmek. Aleyhine dava açmak. Dava açmak.

Indicting : İtham etmek. Mahkemeye vermek. Aleyhine dava açmak. Suçlamak. İttiham etmek. Dava açmak.

Indictments : İtham. Suçlama. İddianame. Dava açma. İddianameler.

 

Indicters : Resmen itham eden kimse. Suçlayan. Resmi bir şekilde suçlayan kimse. Suçlayan kimse. Başka bir kimseyi suç işlemekle itham eden kimse (hukuk terimi).

Indiction : İlan etme. Roma impratorluğu döneminde 15 yılda bir yapılan emlak takdiri veya tayini.

İngilizce Indict Türkçe anlamı, Indict eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Indict ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Charge : Şarj etmek. Bir sürece gönderilen ham özdek. Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke. Ödetmek. Yük. Taarruz. Vazifelendirmek. Yüklemek. Üzerine atmak. Hücum etmek.

Accuse : Suçlamada bulunmak. Suçlama yöneltmek. Dava etmek.

Censures : Azar. Eleştirmek. Tektir etmek. Sertçe eleştirmek. Kınama. Cezalandırmak. Kınamak. Tenkit etmek. Tekdir.

Commence : Başlamak. Start vermek. Yüksek lisans almak. Start almak. Başlatmak. Doktora derecesi almak. Açmak.

Blames : Kınamak. Sorumlu tutmak. Ayıplamak.

Impeaching : Bir suçla itham etmek. Aleyhine tahkikat açmak. Büyük bir devlet memurunu görevindeki kusurdan dolayı yüce divanda suçlamak. Kusur atfetmek. Reddetmek. Şüphelenmek. Memur aleyhine görevinde yolsuzluk iddiasıyla takibat açmak. Mahkeme önünde suçlandırmak (devlet memurunu).

Arraigning : Mahkemeye çağırmak (sanığı). Kusur bulmak.

Indict synonyms : have up, indicts, bring an action against, accuses, suing, complains, bring an accusation against somebody, sues, arraigned, censuring, criminate, commences, claimed, impeaches, arraigns, allege, blame, complain, charge with, bring into court, claims, impute, claim, complained, deraign, delate, alleges, emplead, commenced, bring a lawsuit, bring to trial, indicting, bring an action.

Indict ingilizce tanımı, definition of Indict

Indict kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To indite. To dictate. To compose. To write.