Inducements türkçesi Inducements nedir

Inducements ingilizcede ne demek, Inducements nerede nasıl kullanılır?

Inducement : Bir bilgi alışveriş sürecinde bilgi verenin katılımını sağlamak üzere, özellikle yazışmalı bir soruşturuda kendilerine soru çizinliği gönderilmiş olanların çizinliği yanıtlayarak geri göndermelerini kolaylaştırmak üzere kullanılan ve güdüleyici öğelerle yaratılan benimseme durumu. Rüşvet. Tahrik. Yönlendirme. Rüşvet verme. İkna. Saik. Teşvik. Özendirme. Güdü.

İngilizce Inducements Türkçe anlamı, Inducements eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inducements ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Buckshee : Bedava. Beleş. Teşvik pirimi.

Goad : Kışkırtıcı şey. Kışkırtmak. Nodullamak. Rahatsız etmek. İtmek. Üvendire ile dürtmek. Teşvik etmek. Galeyana getirmek. Gönder.

Case : Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli; yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum. türkçede adlar yalın, yükleme, ilgi, bulunma, yönelme, çıkma ve vasıta durumlarına girerler: || yalın durum kapı (kapı kırıldı). || yükleme durumu kapıyı (kapı+y+ı çaldı). || ilgi durumu kapının (kapı+nın kolu). || yönelme durumu kapıya (kapı+y+a gitti). || bulunma durumu kapıda (kapı+da kaldı). || çıkma durumu kapıdan (kapı+dan döndü). || vasıta durumu kapıyla (kapı+y+la kolu, çocuk+la annesi) vb. || ad durumu ekleri, yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır: sen+den küçük, su+dan cevap vb. türkçenin tarihi dönemlerinde eşitlik (equativus: +ça); yön gösterme (direktivus: +garu) ve vasıta (instrumentalis: +(ı)n/+(u)n durumları, belirtilen özel eklerle karşılanırdı. bugün bu durum ekleri türkiye türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır. eat’de uçın>üçin edatı da sıklıkla ekleşerek + çun/+çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür. buna bk. Örnekolay. Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay. Ciltlemek. Durum. Husus. Kasa. Kutu. Kap. Hal.

 

Excitation : Bir elektronun, ışınımları soğurarak erkesini artırması sonucu kendi olanağan yörüngesinden daha yüksek erke düzeyindeki bir yörüngeye geçmesi. Beyin kabuğundaki sinir merkezlerinin aşırı derecede uyarılması sonu meydana gelen sensomotorik duyarlılığın ileri derecede artışı. tahrik, tembih, uyartı, sensomotorik duyarlılığın artışı. Uyarma. Biyoloji, fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uyarılma. İkaz. Tembih. Eksitasyon. Uyarı.

Motive : Genel anlamda gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak davranımı doğuran, devamını sağlayan ve ona yön veren herhangi bir içtepi, itki ve tavır. organizmanın, belli bir amaca göre, birbirine bağlı bir dizi davranım göstermesini gerekli kılan gereksinim. bir etkinlik ya da eylemin gizli nedeni. kaynağı, dürtüde olduğu gibi, duygulanım olmayıp us olan neden. Bireyleri bilinçli ve amaçlı eylemlerde bulunmaya yönelten dürtü ya da dürtüler bileşkesi. Motif. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Güdü. Devindirici. Hareket ettirici. Yönlendirmek. Amil.

 

Consideration : Ödeme. Karşılık. Bilimsel düşünce. İzan. Değerlendirme. Husus. Saygı. Düşünce. Bedel.

Enticement : Baştan çıkarma. Ayartma. Çekici ancak tehlikeli şey. Çekicilik. Alım. Cazibe.

Suasion : İkna etme. Tatlılıkla kandırma. Razı etme. Gönlünü yapma. Tatlı dille kandırma. Gönlünü alma.

Cajoleries : Tatlı sözle kandırma.

Excitement : Telaş. Uyarılma. Helecan. Heyecan. Galeyan. Uyarma. Heyecan verici olay. Coşku.

Inducements synonyms : rational motive, moral force, deceptions, account, collimation, accounts, kickback, impetuosity, briberies, dissuasion, persuasions, bribery, impellent, boost, incitation, justifications, adulteration, justification, beguilements, guidances, fomentations, channelling, occasion, dissuasions, adulterations, fosterage, backhander, suasions, inducing, incentive, palm grease, kickbacks, considerations.

Inducements zıt anlamlı kelimeler, Inducements kelime anlamı

Disincentive : Engel. Caydırıcı faktör. Mani. Caydırıcı. Engel olan. Engelleyici. Köstekleyici. Vazgeçiren etmen. Önleyici. Engelleyici faktör.