Inflating türkçesi Inflating nedir

  • [#şişirme Şişirmek].
  • Şişirme.
  • Hava basmak.
  • Parasal değerin yükseltilmesi.

Inflating ile ilgili cümleler

English: Ali is inflating a balloon.
Turkish: Ali bir balon şişiriyor.

English: I am inflating my balloon.
Turkish: Balonumu şişiriyorum.

Inflating ingilizcede ne demek, Inflating nerede nasıl kullanılır?

Overinflating : Fazla abartmak. Aşırı şişirmek. Aşırı enflasyon nedeni.

Inflation : Kendini beğenmişlik. Geçerlikte bulunan kağıt para ya da para gibi işlem gören nesnelerin çokluğu. kağıt paranın bankalara yapılan yatırımların, elde bulunan mal ve uygulanacak işlere göre çok olması. Abartı. Şişirme. Para bolluğu. Şişkinlik. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artış. Para şişkinliği. Enflasyon.

Inflation accounting : Enflasyon muhasebesi. Enflasyonun finansal hesaplar üzerindeki etkilerinin yeniden değerleme yöntemiyle giderilmesine ilişkin muhasebe tekniği. Muhasebe raporlarının endeksteki değişimlere göre düzeltilmesi metodu.

Inflation bias : Ekonomiyi canlandırmak ve işsizliği doğal oranının altına indirmek uğruna daha yüksek bir enflasyon oranına katlanmayı savunan iktisat politikası. Enflasyon sapması. Enflasyon yanlılığı.

Inflation feedback process : Enflasyon geri besleme süreci. Fiyatlar genel düzeyindeki artışın iktisadi karar birimlerinin beklentilerini değiştirmesiyle enflasyonda artış eğiliminin ortaya çıktığı çevrim.

 

Inflation inertia : Enflasyon katılığı. Enflasyon ataleti. Enflasyonu düşürmeye yönelik uygulanan politikalara karşın, iktisadi karar birimlerinin geçmiş dönem enflasyon beklentilerini sürdürmeleri nedeniyle, genel ve/veya kesimsel enflasyon oranının düşmeye direnç göstermesi, dolayısıyla yapışkan hale gelmesi. krş. fiyat katılığı.

Inflation subsidy : Enflasyon sübvansiyonu. Nominal faiz oranlarının enflasyon oranı kadar yükselmemesi sonucu, reel faiz oranlarının düşmesiyle, borç verenlerden borç alanlara doğru gerçekleşen irade dışı gönenç aktarımı.

Inflation lobby : Enflasyon isteminde bulunan grup. krş. enflasyon istemi. Enflasyon lobisi.

Inflation sprial : Fiyatlar genel düzeyinin bir kez yükselmeye başlamasıyla çeşitli gelir gruplarının yarattığı gelir çekişmesi nedeniyle maliyetlerin artması; maliyet artışları sonucunda da fiyatlar genel düzeyinin daha da yükselmesi biçiminde ortaya çıkan ve iktisadi karar birimlerinin beklentilerinin de değişmesiyle birlikte kendi kendini büyüterek gelişen enflasyon süreci. krş. ücret fiyat sarmalı. Enflasyon sarmalı.

Inflationary : Enflasyon. Enflasyona ait. Enflasyonist. Enflasyonla ilgili. Enflasyona neden olan.

İngilizce Inflating Türkçe anlamı, Inflating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inflating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Expansion : Genişlik. Genleştirme. Değişmez kütleli bir cismin ısı ve basınç gibi etkilerle oylumunun artması. Genişletme. Gelişme. Açılım. Genleşme. İlerleme. Fiziksel ya da kimyasal etkiler sonucu özdeğin boyutlarında oluşan büyüme. Bir kentin nüfusunun ve ekonomik etkinliklerinin bir ya da birkaç özekte yoğunlaşmayıp, kentin her yanına ve çevresine doğru yerleşime eğilimi göstermesi.

 

Inflations : Abartı. Şişme. Şişkinlik. Kendini beğenmişlik. Para şişkinliği. Enflasyon. Para bolluğu.

Bulk : Kütle. Toplu. Ekseriyet. Önemli olmak. Eşya. Esas kısmı. En önemli kısım. Oylum. Sindirim sistemini mekaniksel olarak dolduran, hayvana tokluk hissi veren, kuru maddesinde % 18’den fazla ham selüloz içeren saman, kavus ve kabuklarla koçanlar. Genişlemek.

Fustian : Abartı. Saçma. Abartılı. Değersiz. Pamuklu kadife. Tumturaklı. Dimiden yapılmış. Pazen. Dimi.

Peened : Çekicin sivri ucu ile vurmak. Çekiç dövdüsü. Çekiçle ezmek. Çekicin sivri ucu. Çekiçle dövmek.

Bloat up : Kabartmak.

Peen : Çekiç dövdüsü. Çekicin sivri ucu ile vurmak. Çekicin sivri ucu. Çekiçle dövmek. Çekiçle ezmek.

Inflate : Şişirmek (hava ile). Şişmek. Hava ile şişirmek. Piyasaya çok miktarda kağıt para çıkarmak. Lastik şişirmek. Suni olarak yükseltmek (fiyatları). Artırmak. Hava ya da bir başka gazla ikmal etmek.

Ballooning : Şişme. Borsada hisselerin suni yükselmesine neden olma. Genişleme. Hızla büyüme. Balon yolculuğu yapma. Genişletme. Büyüme.

Cut a dash : Çalım satmak. (giyimiyle veya tavırlarıyla vb) etkilemek. Hava atmak.

Inflating synonyms : rising prices, economic process, demand pull inflation, bloat, inflation, reflation, cost pull inflation, fustians, come it too strong, adorn, balloons, ballooned, inflates, bulging, bulked, exaggeration, botched, bag, enlargement, balloon, bloating, become haughty, immoderacy, put on airs, pumped, exaggerations, blow up, bulks, overstatement, stagflation, pump up, bloats, blows.

Inflating zıt anlamlı kelimeler, Inflating kelime anlamı

Disinflation : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Yüksek enflasyon oranının düşürülmesi. Enflasyonist bir ortamda toplam istemdeki gerilemeden kaynaklanan enflasyon oranındaki düşüş süreci. enflasyon oranının düşmesi. Dezenflasyon. Enflasyon karşı para arzını azaltma. Deflasyon. Paranın satın alma gücünün artması. genel değişim değeri düzeyinin düşmesi. Enflasyonsuzluk. Para değer artımı.

Deflation : Paradarlığı. Söndürme. Enflasyona karşı alınan önlemler. Deflasyon. Gazını boşaltma. Para darlığı. Sönme. Enflasyon karşısında para arzını azaltma. Üzerinde sürekli bitki örtüsü bulunmayan çıplak ve kuru yereylerde, rüzgarın gevşek özdekleri yerinden söküp, sürüklemesi. Hava kaçırma.

Contraction : Büzülme. Bir kasın, telin vb.nin görev sırasında kısalması. kontraksiyon. Küçültme. Bir cismin madde yitirmeden küçülüp büzülmesi olayı. Hece kaynaşması. Daralma. Kasılma. hacimce küçülme veya büzüşme. kasılma nedeniyle organ duvarlarının birbirine yaklaşması. Biyoloji, coğrafya, fizik, uzay, gramer, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Daratlma. Büzme.