Bulk türkçesi Bulk nedir

  • Kütle.
  • Bilgisayar, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Geniş vücut.
  • Genişlemek.
  • Büyütmek.
  • Sindirim sistemini mekaniksel olarak dolduran, hayvana tokluk hissi veren, kuru maddesinde % 18’den fazla ham selüloz içeren saman, kavus ve kabuklarla koçanlar.
  • Boy.
  • Esas kısmı.
  • Büyümek.
  • Önemli olmak.
  • Şişmek.
  • Dolgu maddesince zengin yemler.
  • Eşya.
  • Hantal gövde.
  • Hacim.
  • Toplu.
  • Yük.
  • Çoğunluk.
  • Yığın.
  • Cüsse.
  • Oylum.
  • Genellikle evrelerin sınır yüzeylerinden uzakta olan bölgelerini nitelemek için kullanılan, görece geniş oyluma dağılmış özdek kümesi.
  • Ekseriyet.
  • Esas kısım.
  • Şişirmek.
  • En önemli kısım.

Bulk ile ilgili cümleler

English: It was bulky.
Turkish: İri yarı bir şeydi.

English: This box is too bulky to carry.
Turkish: Bu kutu taşımak için çok fazla büyüktür.

English: I buy canned goods in bulk.
Turkish: Toptan konserve ürünler alırım.

English: It's bulky.
Turkish: Bu hantal.

English: We buy in bulk and pass the savings on to you!
Turkish: Toptan alırız ve tasarrufları sana veririz.

Bulk ingilizcede ne demek, Bulk nerede nasıl kullanılır?

Bulk buying : Toptan alışveriş. Bir seferde çok fazla miktarda satın alma faaliyeti. Toptan alım.

Bulk cargo : Gümrüğe sarmalaçsız gelen mal. Dökme mal. Havaleli mal. Dökme mal ambalajsız mal. Ambalajlanmadan taşınan. Yığın halinde yük. Tek maldan oluşan kargo. Ambalajsız mal. Dökme mal kargosu. Sandıklama, sarmalama yapılmaksızın gelişigüzel taşıtlara konularak getirilen, götürülen her tür mal.

 

Bulk carrier : Dökme mal taşıyan gemi. Dökme yük gemisi. Mavna. Kuru yük gemisi. Tarifesiz servislerde kullanılan dökme mal taşıyan büyük gemiler. Çok miktarda kuru yük (tahıl, şeker, kömür vb. gibi) taşıyan tek güverteli gemi.

Bulk cement : Dökme çimento.

Bulk concentrate : Bileşik özüt.

Bulk density : Genel yoğunluk. Hacimsel yoğunluk. Kaba yoğunluk. Birim hacim ağırlığı. Birim oylum ağırlığı. Kütle yoğunluğu. Yığın yoğunluğu. Kitle yoğunluğu. Gevşek yığın birim ağırlığı.

Bulk control plane : Yapıların yeterli ışık almalarını, birbirlerinin ışığını kesmemelerini sağlamak amacıyla, aralarındaki açıklığın yeter genişlikte olmasını sağlayan varsayımsal düzlem. Yapı denetleme düzlemi.

Bulk data transmission : Toplu veri iletimi. Yığınsal veri iletimi.

Bulk delay : Yığınsal gecikme. Toplu gecikme.

Bulk cost : Ambalajsız maliyet. Ambalajsız değer.

İngilizce Bulk Türkçe anlamı, Bulk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bulk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dilating : Açılmak. Kabarmak. Genleşmek. İrileşmek. Açmak. Genişletmek. Açıklamak. Kabartmak.

Enlarge : Boyutunu büyütmek. Büyültmek. Ayrıntıya girmek. Genişletmek. Uzatmak. Geliştirmek. Çoğaltmak.

Major : Ana sertifika. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Başlıca. Binbaşı. Branş. Majör. İlk notadan itibaren sırasıyla 2 tam, 1 yarım, 3 tam ve 1 yarım aralıklardan oluşan ses dizisi. Bir uzmanlık alanında eğitim görmek. Ana. Büyük.

 

Aggrandize : Artırmak. Yüceltmek. Abartmak. Çoğaltmak.

Bunched : Destelenmiş. Demetlenmiş. Sıkıca bir araya toplanmış. Demetlenebilir. Toplanmış. Götürü.

Heights : İrtifa. Zirve. Tepe. Doruk. Yükseklik.

Build up : Kuvvetlendirmek. Nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Güçlendirmek. Biriktirmek. Birikim. Negatif kurgusunda eşlemeyi sağlamak ya da çekimlerin gerçek uzunluğunu korumak amacıyla, görüntü ya da ses kuşağının eksik bölümlerinin yerine eklenen kılavuz. çalışma ya da dağıtım eşlemlerinin bozulmuş bölümlerinin yerini almak üzere hazırlanmış parça. Geliştirmek. (hastalıktan sonra) kendine gelmek. Elektronun serbest kalması sonucu, soğrulan doz debisinin derinliğine artması. Kurmak.

Aggregations : Toplama. Birleştirme. Bir araya gelme. Küme. Yığışım. Toplanma.

Congregate : Bir araya gelmek. Birikmek. Bir araya getirmek. Toplamak. İçtima etmek. Toplantı yapmak. Birleşmek. Birleştirmek. Toplanmak.

Commodities : Mal. Hammadde. Emtia.

Bulk synonyms : preponderance, budgets, broaden out, bona, cargo, bring up, majorities, amplifies, bodying, lineage, dilated, volume, pouch, batch, aggrandise, augment, matter, carry weight, pith, mosts, pluralities, generalities, mattering, breed, aggregation, freight, the crowd, modules, cargos, gob, be decisive in, effects, most.

Bulk zıt anlamlı kelimeler, Bulk kelime anlamı

Minority : Azınlık oyu. Ekalliyet. Ergin olmama. Reşit olmama. Azlık. Gayrireşitlik. Hukuk, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Azınlık. Yetişkin olmama.

Minor : Reşit olmayan. Rüştünü ispat etmemiş kimse. Minör. İkincil. Ufak. Ergin olmayan çocuk. İlk notadan itibaren sırasıyla 1 tam, 1 yarım, 2 tam, 1 yarım ve 2 tam aralıklardan oluşan ses dizisi. Ufak tefek. Reşit olmayan kimse. İkinci derecede.

Bulk ingilizce tanımı, definition of Bulk

Bulk kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Magnitude of material substance. As, an ox or ship of great bulk. Size. A projecting part of a building. To swell. Dimensions. Mass. To appear or seem to be, as to bulk or extent.