Insist on türkçesi Insist on nedir

  • Diretmek (için).
  • Ayak diremek.
  • Tutturmak.
  • -da ısrar etmek.
  • -da ayak diremek.
  • Diretmek.
  • -da tutturmak.
  • Direnmek.
  • -de ısrar etmek.
  • Dayatmak.
  • Israr etmek.
  • -da diretmek.
  • -de ayak diremek.

Insist on ile ilgili cümleler

English: I don't like people who always insist on talking about politics.
Turkish: Her zaman politika konuşmayı ısrar eden insanları sevmem.

English: Jimmy insist on my taking him to the zoo.
Turkish: Jimmy benim onu hayvanat bahçesine götürmem için ısrar ediyor.

English: I insist on your being present.
Turkish: Senin mevcut olmanda ısrar ediyorum.

English: They will insist on her staying there longer.
Turkish: Orada daha uzun kalması için ısrar ederler.

English: I insist on that.
Turkish: Bu konuda ısrar ediyorum.

Insist on ingilizcede ne demek, Insist on nerede nasıl kullanılır?

Insist : Üstelemek. İddia etmek. Kararlı olmak. Diretmek. Israr etmek. Direnmek. Dayatmak. Üzerinde durmak. Ayak diremek. Asılmak.

On : E doğru. Yönünde. Esnasında. Üstünde. Çakırkeyif. De. Açık. Üzerinde. Hazır.

Insisted : Ayak diremek. Asılmak. Üzerinde durmak. Tutturmak. Dayatmak. Direnmek. Üstelemek. Israr etmek. İddia etmek. Diretmek.

Insistence : Ayak direme. Israr. Kararlılık. Bir gözlemcinin bilgi vermekten kaçınan ya da çekinen yanıtlayıcıların direncini aşabilmek üzere yanıt almada direnmesi. Üsteleme. Diretme. Israrlılık.

 

Insistency : Ayak direme. Peşini bırakmama durumu. Kararlılık. Israr. Israrcı olma durumu. Direnme durumu. Zorlama.

Insistent : Dayatmacı. Direngen. Israr eden. Israrlı. Sürekli. Israrcı. Zorlayıcı. Israr edici. Acil. İnatçı.

İngilizce Insist on Türkçe anlamı, Insist on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Insist on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be on to : Haberdar olmak. Sürekli istemek. (önemli bir şeyi) keşfetmek üzere olmak. Temasta olmak. Bağlantıda olmak. İş üzerinde olmak. Konuşmak. Haberi olmak. Biriyle iletişim kurmak.

Stand upon : Dikilmek. Kalkmak. Yoluna devam etmek. Rotadan sapmamak. Dayanmak.

Exacted : Zorla almak. Mecbur tutulmuş. Haraca kesilmiş. İstemek. Mahkemeye celbedilmiş. Zorla alınmış. Cebren alınmış. Zorlamak. Gerektirmek.

Claimed : Sahip çıkmak. İstemek. Dava açmak. Hak iddia etmek. Talep etmek. İddia etmek.

Bind : Yan çapraz. Donmak (beton). Ciltlemek. Engel olmak. Birleştirmek. Sargılamak. Sarmak. Yasa gücü ile zorunlu kılmak. Bağlamak. Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır.

Claim : İddia etmek. Gerektirmek. İstemek. Sahip çıkmak. Hak. Alacak hakkı. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. İddia. Talep etmek. Hak talebinde bulunmak.

Stick to it : Vazgeçmemek.

Be urgent about something : Israrcı olmak.

Impose : Yararlanmak. Kötüye kullanmak. Uygulmaya koymak. Yük olmak. (yasa vb) uygulamaya koymak. Koymak (vergi). Yüklemek. Etkilenmek. Aldatmak.

 

Insist on synonyms : force upon, attach with, anchoring, entreats, be dead against, jibbing, be hung up on, baulking, affix, jibbed, jib at doing, drive back, exact, attaching, crowds, entreat, hold out, balked at, crowd, high, imposes, keep on, bond, attaches, baulked, bonding, stick out, astrict, clasp, fought back, enforces, hang on, jibs.