Insole türkçesi Insole nedir

  • Ayakkabıda dış tabanın altındaki katman.
  • Taban keçesi.
  • İç taban.
  • Keçe.
  • Taban içi.
  • Ayakkabı astarı.
  • Taban astarı.

Insole ile ilgili cümleler

English: Ali is insolent.
Turkish: Ali küstah.

English: Don't be insolent.
Turkish: Küstahlaşma.

English: Your insolence comes from your messianic complex.
Turkish: Küstahlığın, senin Mesih kompleksinden geliyor.

English: These bank employees seem so politely insolent lately. I wonder what's behind it.
Turkish: Bu banka çalışanları son zamanlarda çok kibarca küstah görünüyor. Ben bunun arkasında ne olduğunu merak ediyorum.

English: The waiter was insolent.
Turkish: Garson terbiyesizdi.

Insole ingilizcede ne demek, Insole nerede nasıl kullanılır?

Insolence : Küstahlık. Hürmetsizlik. Cüret. Saygısızlık. Arsızlık. Hakaret. Yüzsüzlük. Cüretkarlık. Aşağılama.

Insolent : Arsız. Saygısız. Küçük düşürücü. Terbiyesiz. Cüretkar. Dili uzun. Cüretli. Küstah. Aşağılayıcı. Kaba.

Insolently : Küstahça.

Insolents : Küstah. Arsız. Aşağılayıcı. Cüretkar. Saygısız. Küçük düşürücü. Terbiyesiz. Cüretli. Dili uzun.

Insoles : Taban içi. Taban astarı. İç taban. Ayakkabı astarı. Ayakkabıda dış tabanın altındaki katman. Taban keçesi.

Be insolent : Yüzsüz olmak.

 

Insolubilities : Umarsızlık. Çözünmezlik. Erimez olma durumu. Çözülmezlik. Erimezlik. Çözümsüzlük. İçinden çıkılmazlık.

Insolate : Güneş altında tutmak. Güneş ışığına maruz kalmak. Güneşte kalmak. Güneşlendirmek. Güneşlenmek. Güneşe koymak. Güneş ışığına maruz bırakmak. Güneşe maruz bırakmak.

Insoluble in water : Suda çözünmez.

Insoluble substance : Eritilemez madde. Çözünmez madde. Erimez madde. Çözülmez madde.

İngilizce Insole Türkçe anlamı, Insole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Insole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Haircloths : Çul. Çul (döşeme vb). Çuha. Kıl kumaş. Kılkumaş.

Seal ring : Bir belgeyi damgalamak ve böylece onu resmi hale dönüştürmek için kullanılan şey. Sızdırmazlık halkası. Conta. İzolasyon lastiği. Mühür. Mühür yüzüğü. Enjektör contası. Sızdarmazlık keçesi.

Nonwoven : Dokunmamış. Keçemsi. Dokuma olmayan. Örülmüş olmayan. Nonwoven.

Shoe : Fren balatası. Ayakkabı. Nallamak. Nal çakmak. At nalı. Dış lastik. Karartıcıda bulunan bobin boyunca kayarak ışığın voltajını indirip yükselten iletken. Ayakkabı giydirmek. Pabuç. Balata.

Mat : Matlaştırmak. Donuk. Paspas. Bardak altlığı. Hasır ile örmek. Dolaşık yığın. Donuklaştırmak. Altlık. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, yeri ve düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan ortalama 1,5 x 2 m. boyutunda deri ya da kavuçuktan yapılmış şilte.

Ground coat : Astar boyası. Taban örtüsü. Astar.

Rug : Battaniye (ingiliz ingilizcesi). Kilim. Örtü. Yaygı (kilim vb). Küçük halı. Halı. Battaniye. Namazla. Kalın örtü.

 

Felting : Keçelenme. Keçe kumaş. Keçeleşme. Keçeleştirme.

Pad : Lehimli ekte, yumuşayan lehimi sıvamakta kullanılan bez. Haraç. Keçe ile kaplamak. Takviye etmek. Rampa. İçini doldurmak. Sümen. Doldurmak (yumuşak bir madde ile). Ped. Bloknot.

Insole synonyms : insoles, haircloth, sole, innersole, sealing ring, boot, felts, feltings, felt, carpet, mats, pads.

Insole ingilizce tanımı, definition of Insole

Insole kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, a loose, thin strip of leather, felt, etc., placed inside the shoe for warmth or ease. The inside sole of a boot or shoe.