Issued türkçesi Issued nedir

  • Tedavül etmiş.
  • Çıkarılmış.
  • İhraç edilmiş.
  • Bildirilmiş.
  • Dağıtılmış.
  • Verilen.

Issued ile ilgili cümleler

English: Eric who was a weak prince issued a bad coinage which excited great discontent among the Danes.
Turkish: Güçsüz bir prens olan Eric Danimarkalılar arasında büyük hoşnutsuzluğa sebep olan kötü bir para sistemi çıkardı.

English: He issued his report in September, 2000.
Turkish: Raporunu Eylül, 2000'de yayınladı.

English: The magazine is issued twice a month.
Turkish: Dergi ayda iki kez basılır.

English: The government issued the following statement.
Turkish: Hükümet aşağıdaki bildiriyi yayınladı.

English: New stamps will be issued next month.
Turkish: Yeni pullar gelecek ay çıkarılacak.

Issued ingilizcede ne demek, Issued nerede nasıl kullanılır?

Debentures issued by state : Devletin uzun süreli borçlanma yoluyla ve para sağlama amacıyla çıkardığı borç belgitleri. Devlet borç belgiti.

Banknotes issued : Emisyon hacmi. Emisyon.

Currency issued : Emisyon hacmi.

Can i have it reissued : Yeniden çıkartabilir miyim.

Reissued : Yeniden basmak. Yeni baskı. Belirtilen şekilde basılan doküman. Şirketin satın aldığı kendi hisse senedini tekrar satması. Tekrar oynatmak. Yeniden tedavüle çıkarmak. Yeniden ihraç etmek. Yeniden çıkmak. Yeniden basma. Yeniden çıkarmak.

 

Issue of shares : Hisse senetleri ihracı. Hisse senedi ihracı.

Addressed himself to the issue of : Özellikle bu konuyla ilgili konuştu. Konuyu ele aldı.

Issue from : -den gelmek. Kaynaklanmak.

Issue a command : Komut vermek.

Issue a decree : Komut vermek. Hukuki karar almak. Ferman bildirmek. Kararname çıkarmak.

İngilizce Issued Türkçe anlamı, Issued eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Issued ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brought : Getirmek. Getirtilen. İkna etmek. Getirilmiş. Razı etmek. Kazandırmak. Neden olmak. Celp olunan. Vermek (ceza).

Release : Satışa çıkarmak. Bir filmin oynatılmak üzere piyasaya çıkarılması. Kurtuluş. Bırakma. Salıverme. Muaf tutma. Salmak. Sürmek. Deklanşör. Bırakmak.

Animal tissue : Hayvansal doku. Hayvan dokusu. Hayvan derisi.

Unfreeze : Eritmek. Buzunu çözmek. Serbest bırakmak.

Allotted : Tahsis edilmiş. Paylaştırılan. Hisselere ayrılmış. Paylaştırılmış.

Decentralized : Yerinden yönetimli. Dağınık. Merkezde olmayan. Merkezden çekilmiş (ayrıca 'decentralised'). Yerel yönetimler arasında devredilmiş idari yetkiler (merkezi otoriteye ait olan). Özeksiz. Ademi merkezi. Merkezi olmayan. Merkezsizleşmiş.

Specified : Belirlenmiş. Maddeleştirilmiş. Belirtilen. İşaret konulmuş. İşaretlenmiş. Açıklanmış. Şart koşulmuş. Açıkça belirtilmiş. Belirtilmiş.

Left off : Kesilmiş. Durdurulmuş. Hariç tutulmuş. Atlanmış.

Givens : Belli. Belirli. Verilmiş. Verili. Bahsi geçen (durum vb). Doğuştan olan. Düşkün. Bilinen. Müptela.

Discharged : Terhis edilmiş. Taburcu. Serbest bırakılmış. Azledilmiş. Boşalmış. Taburcu edilmiş. Boşaltılan. Taburcu olmuş. Boşaltılmış.

 

Issued synonyms : body part, disseminated, emitted, distributed, free, disheveled, being, apprised of, isthmus, derived, enounced, supply, dissolved, endowed, dishevelled, imputed, dispensed, bestrewn, imparted, dismantled, left offs, extruded, ostracized, dissipated, blowsed, notified, reissue, unfixed, given, unblock, blowzed, scattered, distribute.

Issued zıt anlamlı kelimeler, Issued kelime anlamı

Recall : Hatırlamak. Bilgi erişimde, erişilen anlamlı belge sayısının derlemde bulunan toplam anlamlı belge sayısına oranı. Geri çekmek. Feshetmek. Hatırlama. Bir görüşmecinin bilgi almak üzere evde ya da yerinde bulamadığı kişilerle görüşebilmek amacıyla ele geçirilemeyen örnekleri genellikle en çok üç kez olmak üzere araması. Uyandırmak (duygu). Geri gelme işareti ya da emri. Anma. Anımsamak.

Block : Engellemek. Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi, sözcük dizgisi ya da damga dizgisi, özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin, kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında, aralıksız, bir seferde okunan kesimi, bk. mantıksal tutanak, fiziksel tutanak. Işık ve elektron mikroskobunda incelemek üzere yumuşak biyolojik dokuların ince kesitlerinin alınabilmesi için tespit, suyunu alma vb. gibi çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra parafin, epon, araldit vb. gibi maddeler içinde hazırlanan kalıpları. Kalıplamak. Önünü kesmek. Kapamak. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Öbek. Durdurmak. Kütle.

Freeze : Bilgisayar, basketbol alanlarında kullanılır. Dondurmak. Donakalmak. Kıkırdamak. Dondurulma. Topu elinde bulunduran takımın, zaman kazanmak için yaptığı oyalayıcı hareketler. Oyalama. Buz tutmak. Donmak. Çok üşümek.

Issued antonyms : insecure.