About to happen türkçesi About to happen nedir

About to happen ile ilgili cümleler

English: He felt that something was about to happen.
Turkish: Bir şey olmak üzere olduğunu hissetti.

English: Ali couldn't shake the feeling that something horrible was about to happen.
Turkish: Ali kötü bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.

English: I know what's about to happen.
Turkish: Ne olacağını biliyorum.

English: Ali felt that something was about to happen.
Turkish: Ali bir şeyin olmak üzere olduğunu hissetti.

English: Ali couldn't shake the feeling that something profound was about to happened.
Turkish: Ali insanın içine işleyen bir şey olacağı hissini atlatamadı.

About to happen ingilizcede ne demek, About to happen nerede nasıl kullanılır?

About : Geriye. Dair. Ötede beride. Hakkında. Etrafında. Orada burada. Yaklaşık. Neredeyse. Sıralarda. Şuralarda.

To : E doğru. Kadar. Göre. Oranla. -mek -mak (mastar). Ye. -e göre. Kala. Arasında. İla.

Happen : Bulmak. Başına gelmek. Olagelmek. Başından geçmek. Olmak. Tesadüf etmek. Tesadüfen olmak. Tesadüfen -mek. Rastlamak. Cereyan etmek.

About to : Eşiğinde. Mek üzere. Üzere. Az kalsın. Üzereyken.

About to come : Gelmek üzere.

About to explode : Çok kısa bir süre içerisinde patlayacak şekilde ayarlanmış.

 

Cause to happen : Olmasına yolaçmak.

Not to be about to : -memek üzere olmak.

Was about to : -meye henüz yeltenmişti. -mek üzereydi. -mak üzereydi.

Certain to happen : Olacağı kesin. Mutlaka gerçekleşecek.

İngilizce About to happen Türkçe anlamı, About to happen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak About to happen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In the wind : Olmak üzere. Havada sezilen. Ortalıkta. Kafası dumanlı. Patlamak üzere.

At hand : Yakın. Yanında. Hazır. Yakında. El altında. Yakında yanında. Elde.

Around the corner : Köşe başında. Çok yakın. Kapıda. Şuracıkta. An meselesi. Olmak üzere. Yakında.

On the verge of : Eşiğinde. Üzere.

Just around the corner : Köşeyi döner dönmez. Köşeyi dönünce.

That was close : Ucuz yırttık. Oldu olacak.

Close at hand : Yakınında. Yanıbaşında. An meselesi. Civarında. Çok yaklaşan. Kapıda.

On the cards : Muhtemel. Hesapta olan. Oldu olacak. Olası. Olabilir. Olması mümkün. Hesapta var. Olanaklı.

In the offing : Olması yakın. Açıkta. Olmak üzere. Enginlerde. Yakında. Açık denizde. Pek uzak olmayan olay.

Impending : Kapıdaki (tehlike vs.). Yaklaşan. Olmak üzere. Olması yakın.

About to happen synonyms : within an ace of, imminent, in the cards.