Accuses türkçesi Accuses nedir

Accuses ile ilgili cümleler

English: It is ironic that one of the most colonialist countries of all times accuses Buenos Aires of being colonialist!
Turkish: Öyle ironik ki, tüm zamanların en sömürgeci ülkelerden biri, Buenos Aires'i sömürgeci olmakla suçluyor.

Accuses ingilizcede ne demek, Accuses nerede nasıl kullanılır?

Accuse falsely : Haksız yere suçlamak.

Accuse of : Suçlamak. Suçlama altında olmak. Zan altına sokulmak. Suçlandırılmak.

Accuse of callousness : Vurdumduymazlık ile suçlama. Taş yüreklilik ile suçlama. Duyarsızlık ile suçlama.

Accuse : İtham etmek. Dava etmek. Suçlama yöneltmek. Suçlamak. Suçlamada bulunmak.

Accused : İtham edilen. Sanık. Suçlanan. Müttehem. Suçlu. Maznun. Zanlı.

Accused of murder : Resmi olarak cinayet ile suçlanmış. Başka birini kasten öldürmeyle suçlanmış. Cinayetle suçlanmış.

Joinder of accused : Bir ithama dahil olan sanıkların toplam sayısı.

The accused : Sanık. Issız bir bölgedeki bir barda bir kadının uğradığı tecavüz hakkında gerçek bir hikayeye dayanan başrolünde jodie foster'ın oynadığı 1988 abd yapımı film.

Be accused : Bir suç ile cezalandırılmak. Suçlanmak.

Accused of manslaughter : Resmi olarak başka birini öldürmek ile suçlanmış. Adam öldürme ile suçlanmış. İnsan öldürme ile suçlanmış.

 

İngilizce Accuses Türkçe anlamı, Accuses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accuses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Impeaches : Kusur atfetmek. Mahkeme önünde suçlandırmak (devlet memurunu). Aleyhine tahkikat açmak. Şüphelenmek. Memur aleyhine görevinde yolsuzluk iddiasıyla takibat açmak. Reddetmek. Bir suçla itham etmek. Büyük bir devlet memurunu görevindeki kusurdan dolayı yüce divanda suçlamak.

Entry : Kalem. Geçit. Giriş yeri. Antre. Girme. Bir ölçüm sürekliliğinin çeşitli konumlarını dile getiren ve bir ölçme aracını oluşturan tutum yüklü tümce, anlatım ya da deyiş. Kayıt. Malın, belli bir gümrük düzenine göre işleminin yapılması için gerekli olan bilgilerin, ilgililerce gümrüğe verilmesinde kullanılan gümrükçe düzenlenmiş formül. bu formülle anılan bilgilerin gümrüğe verilmesi. Bildirge. Yazılım.

Censuring : Azar. Eleştirmek. Sertçe eleştirmek. Cezalandırmak. Tektir etmek. Tekdir. [#kınama Kınamak]. Kınama. Tenkit etmek.

Accuse : Dava etmek. Suçlama yöneltmek. Suçlamada bulunmak.

Lodge : Bildirmek. Oturmak. Yerleştirmek. Beyanatta bulunmak. Saplanmak. Takılmak. Kısa süreli kirada oturmak. Kiracı olarak kalmak. Kapıcı evi. Vurmak.

Arraign : Kusur bulmak. Mahkemeye vermek. Mahkemeye çağırmak (sanığı).

Upbraid : Çıkışmak. Haşlamak. Azarlamak. Paylamak.

Entree : Başlangıç yemeği. Giriş. Antre. Giriş hakkı. Giriş müziği.

Entranceway : Giriş yolu. Girilecek yer. Giriş. Antre.

Accuses synonyms : criminated, alleges, censures, reproach, censure, way, arraigning, incriminate, entryway, blames, emplead, allege, recriminate, charge, entrance, charge with, criminate, approach, arraigns, impute, accuse of, delate, blame, impeached, arraigned, censured, implead, bring an accusation against somebody, impeaching, impeach, file, cast blame on.

 

Accuses zıt anlamlı kelimeler, Accuses kelime anlamı

Blessed : Mutlu. Huzurlu. Mübarek. Bereketli. Kutlu. Allah'ın. Kutsanmış. Kutsal. Mutluluk veren.

Absolve : Aklamak. Kurtarmak. Beraat ettirmek. Allah adına günahı affetmek. Temize çıkarmak. Arılamak. Tenzih etmek. Bağışlamak. Suçunu bağışlamak. Affetmek.