Advertising türkçesi Advertising nedir

  • Tüketicilerin zevk ve tercihlerini etkileyerek kendi malına yönelik istemi artırmak amacıyla firmanın yaptığı satış artırıcı etkinliklerden biri. krş. ikna edici reklam, bilgi verici reklam.
  • Tanıtım.
  • Seyircinin, bir tiyatronun oynadığı yapıta ilgisini sağlamak amacıyla, duvar duyurusu, gazete, radyo ve televizyon gibi iletişim araçlarıyla yapıtı tanıtma işi.
  • Reklamcılık.
  • Bir filmin izleyicisini çoğaltmak amacıyla çeşitli yollardan (gazete tanıtısı, radyo tanıtısı, el tanıtısı, vb.) yararlanılarak yapılan duyurular. tv. televizyon yoluyla yapılan tanıtı; bu tanıtı için hazırlanmış izlence.
  • Duyurma.
  • İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • İlan.
  • Reklam işi.
  • İlancılık.
  • İlan etme.
  • Bildirme.
  • Tanıtıcılık.
  • Reklam.
  • Tanıtı.

Advertising ile ilgili cümleler

English: Ali works for a big advertising firm in Boston.
Turkish: Ali Boston'da büyük bir reklam firması için çalışıyor.

English: I don't want any advertising on my website.
Turkish: Sitemde hiç reklam istemiyorum.

English: Ali started an advertising agency.
Turkish: Ali bir reklamcılık ajansında başladı.

English: He works for an advertising agency.
Turkish: Bir reklam ajansı için çalışıyor.

English: Some people think that advertising is a form of brainwashing.
Turkish: Bazı insanlar reklamın bir beyin yıkama biçimi olduğunu düşünüyorlar.

 

Advertising ingilizcede ne demek, Advertising nerede nasıl kullanılır?

Advertising agency : Reklam bürosu. İletişim ve pazarlama alanlarında uzmanlaşan ve bu hizmetleri müşterilerine sunan işletme. Müşterileri adına reklamın planlanması, hazırlanması ve sunulması etkinliklerini belirli bir ücret veya komisyon karşılığında gerçekleştiren şirket. Reklam ajansı. Reklam şirketi.

Advertising agent : Tanıtı görevlisi. Reklam ajanı. Reklam acentesi. Gazeteci. Tanıtım veya reklam düzenleyen kimse. Bir yapımevinde, çevrilen filmlerin ve yapımevine bağlı yıldızların tanıtı yoluyla değerlendirilmesini sağlayan kimse. Reklamcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Advertising break : Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kısa tanıtı.

Advertising budget : Reklam bütçesi.

Advertising campaign : Mal satışını artırmak için belli bir sürede düzenlenen her türlü reklam etkinliği. Bir mal veya marka için gerçekleştirilen reklam programı. Reklam kampanyası.

Advertising elasticity : Satış gelirlerindeki oransal değişmenin reklam harcamalarındaki oransal değişmeye oranını gösteren katsayı, diğer bir deyişle satış gelirlerinde ortaya çıkan oransal değişmenin reklam harcamalarına gösterdiği duyarlılık. Reklam esnekliği.

 

Advertising column : Gazetede reklamlara ve küçük ilanlara ayrılan bölüm. Reklam sütunu. Reklam kulesi.

Advertising function : Reklam görevi. Markanın görevlerinden biri.

Advertising department : Reklam servisi. Reklam bölümü.

Advertising expenses : Reklam giderleri. Reklam masrafları.

İngilizce Advertising Türkçe anlamı, Advertising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Advertising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Announcement : Anons. Duyuru. Haber (tv, radyo). Bildiri. Haber (radyo ve televizyon terimi). İhbar. Tebliğ.

Advertizement : Resmi duyuru (ayrıca advertisement). Reklam yapmak. İlgi çekmek için tasarlanmış olan resmi duyuru veya basılı bildiri. Terfi ettirme (genellikle mal veya hizmet satmak için). Dikkati bir yöne çekmek.

Publication : Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Duyuru. Yayın. Yayma. Basılıp ortalığa sürülen kitap, gazete ve dergi gibi okunan şeylerle radyo ya da televizyon ile her yana yayılıp dinlenen ya da her yerde seyredilen şeyler. Bulgunun çeşitli araçlarla duyurulması. Yayınlama. Basılma.

Circular : Döngüsel. Dairesel. Tamim. El ilanları. Daire biçiminde. Çeşitli kişilere aynı konuda gönderilen yazılım, genelge. tecimcilerin belirli özellikleri tanıtmak, bildirmek amacıyla gönderdikleri genelgeler. Yuvarlak. Genelge. Çevrimli.

Affirmations : Doğrulama. Tasdik. Yemin yerine geçen söz. Olumlama. Tasdik etme. Tasvip. Onay.

Avows : İkrar. Beyan etmek. İtiraf. İtiraf etme. Kabul ve teyit etmek. İtiraf etmek. Kabul. Açıkça söylemek. Kabul etme.

Mailer : Mail yazılımı. Posta gemisi. Posta ile gönderilen ilan. Posta makinesi.

Broadside : Yandan. Borda (gemi). Sözle saldırı. Bir maddenin en geniş yüzeyi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayındırıcı ışıldak. Işığı hem belirli bir noktaya yönelten hem de yayındıran ışıldak çeşidi. Dil uzatma. Yansıtıcı-yayındırıcı. Yanından.

Bill : Beyanname. Hesap pusulası. İlan etmek. Tasarı. Keser. Burun. Poliçe. Bono. Balta (eski).

Annunciation : İhbar. Bu bildiri anısına yapılan kilise tatil günü. Bildiri. Tebliğ. Duyuru. Haber. Cebrail meleğin meryem ana'ya isa peygamber'in vücut bulmasını bildirmesi. Haber verme.

Advertising synonyms : circularisation, direct mail, promotional material, newspaper ad, introductions, newspaper advertisement, avow, advert, adverts, teaser, declaration, soft sell, advertizing, displaying, advertorial, adverted, annunciations, promulgations, top billing, advertisement, intros, introducing, flier, adverting, business enterprise, circularization, throwaway, promulgation, commercial enterprise, hard sell, discovery, demo, packaging.