Alak nedir, Alak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bataklık yer.

Köşk.

Bağ, bahçe kulübesi.

Sığır konulan, üstü açık kenarı çitle çevrili yer.

İniş yerlerde kızağın hızım kesmek için önüne bağlanan ağaç.

At eğeri.

Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti.

Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun?.

Kızana gelmiş köpek.

Karışık tüylü.

Çiftleşmek isteyen dişi köpek.

Alak ile ilgili Cümleler

  • Sen derslerinle alâkadar ol.
  • “Çocuklarının vaziyeti, istikbali seni alakadar ediyorsa biraz kendi âleminden çıkar, onlarla meşgul olursun, anladın mı?”
  • Fabrikayla alakamı kestim.
  • Tom'un o işle bir alakasının olmadığını biliyorum.
  • Alakasız değil.
  • Korkarım işle alâkalı bir şey çıktı.
  • Billy ve babasının yaklaşık yirmi yıldır birbirleriyle alakası yok.
  • Ali bir alakarga kadar çıplaktı.
  • “Bu sahneyi mangalın başında Havva Hanım bize kaç defa tekrar etti, hatırlayamam. Ama her defasında bizde büyük bir alaka uyandırıyordu.”
  • Onunla alakamız yoktu.
  • Sanırım Tom'un bununla bir alakası vardı.
  • Alakalı mı?
  • Adımın ve doğum yerimin konuyla alakası yok, arkadaşım.
  • Bununla alakalı olarak ne söyleyeceksin?
  • Öneriniz bizim buradaki görüşmemizle alakasız gibi görünüyor.

Alak hakkında bilgiler

 

Alak suresi (Arapça. سورة العلق) Kur'an'ın 96. suresidir. Mekke'de inen sure 19 ayetten oluşur. İnananlar için son ayetinde Tilavet Secdesi yapılması gerekmektedir. Sureye ismini veren ayetler şöyledir. Alak kan pıhtısı anlamındadır. Türkçede alaka olarak kullanılan kelime de aynı kökten gelir ve bağlantı, ilgi gibi anlamlarda kullanılır. Muallak kelimesi de aynı kökten türetilen ve asılmış anlamında bir kelimedir. Kelimeye tıbbın gelişmesi ile birlikte embriyo, veya embriyonun rahim duvarına tutunması ile bağlantılı olarak verilen yeni anlamlara göre tefsir ve meallerde alak embriyo veya "asılıp tutulan şey" anlamlarında da kullanılır olmuştur.

Alak ile ilgili Atasözü veya Deyim

alacağım olsun da alakargada olsun : “borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir” anlamında kullanılan bir söz.

alaka duymak : ilgi duymak.

alaka (veya alakasını) çekmek (veya toplamak veya uyandırmak) : ilgi çekmek.

alakadar etmek : ilgilendirmek.

alakadar olmak : ilgilenmek.

alakayı (veya alakasını) kesmek : ilgisi kalmamak, ayrılmak.

Alak tanımı, anlamı

Alak belek : Bulanık, karışık (görmek hakkında). Şöyle böyle, belli belirsiz, yarım yamalak: Ekilen soğan alak belek çıkmış

Alak bulak : Karmakarışık, altüst: Her tarafı alak bulak ettin. Bulanık, silik, hayalmeyal (görmek hakkında): Gözüm alak bulak görüyor, seni bilemedim. Allak bullak, karmakarışık.

Alak bulak kılmak : Darmadağın etmek, birbirine katmak, allak bullak etmek.

Alak falak : Yarım yamalak, karmakarışık: Eşyaları alak falak etmişsin.

Alak katak : Karmakarışık, dağınık: Zihnim alak katak oldu.

Alak malak : Belli belirsiz, hayalmeyal: Gözlerim alak malak görüyor. Altüst, karmakarışık: Çocuklar bahçede alak malak oluyorlar. Belli belirsiz. Gelişigüzel, düzensiz.

 

Alakabak : Boşboğaz, sözünde durmaz. Serseri, işsiz güçsüz, boş gezen. Palamut yiyen, sesleri yansıtan karga büyüklüğünde bir çeşit kuş.

Alakabış : Boşboğaz, sözünde durmaz. [Bakınız: ala gabış]. [Bakınız: ala kabak].

Alakadı : Amasya ilinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Alakakaç : Gelincik çiçeği.

Alakamış : Şırnak şehrinde, Oyalı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Alakant : Şekerli su üzerine konulan ve iki renkli görünen çay. Çay yerine içilen sıcak, tatlı su. Sıcak şerbet üstüne konulan ve iki renkli görünen çay.

Alakara : Hile, kötülük. Deve yününden dokunan kilim.

Alakaran : Alacakaranlık.

Alakarlı : Karların erimesiyle yer yer görünen toprak.

Alakasızca : İlgisizce.

Alakasızcasına : İlgisizce.

Alakavun otu : Ezildiği zaman kavun gibi kokan bir çeşit ot.

Alakaya : Kastamonu ilinde, Boyalı nahiyesine bağlı bir yer. Van şehri, Çaldıran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Alakeçe : Yaygı olarak kullanılan bir keçe türü. (Sarıkara İslahiye Gaziantep). Nakışlı keçe. (Bor Niğde).

Alakeçi : Ara bozucu, boşboğaz: Hasan çok alakeçilik yapıyor. Çanakkale şehrinde, Bayramiç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Alakeçili : İzmir şehri, Beydağ belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Alakent : Hatay kenti, Altınözü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Alakepir : Yarı aç, yarı tok. Taşlık ve fundalık yer.

Alakesa : İnsan sesine benzer şekilde öten bir orman kuşu.

Alakese : Alaca karga.

Alakeyf : Çakırkeyf, neşeli, az sarhoş. Az sarhoş.

Alakır : Balıkesir şehri, Sındırgı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Bitlis şehrinde, Ovakışla nahiyesine bağlı bir bölge.

Alakırık : Kanun dışı evlilikten doğan çocuk, piç. Açıkgöz, işini bilir.

Alakış : Az yağışlı, yarı güneşli hava: Bu gün hava alakışlı geçti.

Alakıtay : Bir çeşit basma.

Alakız : Henüz olgunlaşmamış kız.

Alakimek : Oyun bozanlık etmek: oyunda alakimek olmaz.

Alakise : Saksağana benzer bir kuş. Yarı olmuş, yarı olmamış.

Alakişik : Karga büyüklüğünde renkli bir kuş, alakarga.

Alakiştik : Alaca renkli kedi.

Alaklamak : Acele etmek. Çalmak, aşırmak: Elmaları hemen alaklamışlar. Karıştırmak, dağıtmak: Çocuklar her tarafı alakladılar. [Bakınız: alada etmek].

Alaklaşmak : Yüzük oyununda eşler aralarında ad çekişmek.

Alakmak : Dişi köpek erkek istemek. Açlıktan mide sancımak, kazınmak: Midem alakıyor.

Alakoç : Derisinde türlü renkler olan koç. Ankara kenti, Çamlıdere ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Diyarbakır şehri, Yoğun nahiyesine bağlı bir yer.

Alakoçlu : Ağrı ili, Taşlıçay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Alakonak : Şanlıurfa kenti, Viranşehir ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Alakoruk : Yarı olmuş üzüm: Üzümlerin yenecek yeri yok, hepsi alakoruk.

Alakova : Konya şehri, Meram ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Alakoyun : Ağrı ili, Hamur belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Alaköy : Van şehrinde, Timar nahiyesine bağlı bir bölge.

Alakrima : Gözyaşı salgısının yetersizliği veya yokluğu.

Alaktırıcı : Ortalığı birbirine katan, ara bozucu.

Alaktırmak : Dedikoduyla ortalığı karıştırmak, ara bozmak. Döküp saçmak, dağıtmak.

Alaktirek : Elektrik.

Alakuduru : Baştan savma, üstünkörü: Saatimi alakuduru onartma.

Alakurt : Derisinde türlü renkler olan kurt.

Alakuru : Yarı tavlı toprak. Yarı kuru, yarı yaş. Atların kışın hem yayılarak, hem de saman yiyerek beslenme şekli: Kış geldi, atları ala kuru besleyeceğiz.

Alakuş : Yaygaracı, palavracı. Baş örtüsü. Tavus kuşu. Mardin ilinde, Akıncı bucağına bağlı bir bölge. Mardin şehrinde, Kızıltepe belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Tunceli şehri, Gedikler nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Alakuşak : Kayseri ili, Tomarza ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Alakuzu : Hatay ilinde, Reyhanlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Doğuştan alakrima : Doğuştan gözyaşı salgısının yetersizliği veya yokluğuyla belirgin seyrek olarak küçük cüsseli köpek ırklarında görülen bir bozukluk.

Alaka : İlgi. Gönül bağı.

Alakadar : İlgili.

Alakadarlık : İlgililik.

Alakalandırma : İlgilendirme.

Alakalandırmak : İlgilendirmek.

Alakalanma : Alakalanmak işi, ilgilenme.

Alakalanmak : İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.

Alakalı : İlgili.

Alakarga : Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.

Alakart : Seçmeli yemek, tabildot karşıtı.

Alakasız : İlgisiz.

Alakasızlık : İlgisizlik.

Alakok : Rafadan yumurta.

Diğer dillerde Alaiye beyliği anlamı nedir?

İngilizce'de Alaiye beyliği ne demek ? : alaiye principality

Fransızca'da Alaiye beyliği nedir ? : principauté d'alaiye