Alakant nedir, Alakant ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şekerli su üzerine konulan ve iki renkli görünen çay.

Çay yerine içilen sıcak, tatlı su.

Sıcak şerbet üstüne konulan ve iki renkli görünen çay.

Alakant kısaca anlamı, tanımı

Alak : Bataklık yer. Köşk. Bağ, bahçe kulübesi. Sığır konulan, üstü açık kenarı çitle çevrili yer. İniş yerlerde kızağın hızım kesmek için önüne bağlanan ağaç. At eğeri. Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti. Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun?. Kızana gelmiş köpek. Karışık tüylü. Çiftleşmek isteyen dişi köpek

Alaka : İlgi. Gönül bağı.

İki renkli : İki farklı renge sahip. İki ya da daha çok maddenin fiziksel yöntemlerle ayrılabilecek biçimde her hangi bir oranda bir araya gelmesi ile oluşan sistem.

Tatlı su : Acı veya tuzlu olmayan, içilebilen su.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Şekerli : İçinde şeker bulunan. Lezzetli, tatlı.

Şerbet : Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılmış olan içecek. Bazı maddelerin suda eritilmişi. Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. Belli törenlerde konuklara sunulan şekerli içecek.

 

Üstüne : İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Şerbe : Küçük toprak testi.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Görün : Mezar, mezarlık.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Şeker : Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı. Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel.

Tatlı : Şeker tadında olan. Acı olmayan, acı karşıtı. İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren. Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla. Sevimli, hoş. Şekerle veya şekerli şeylerle yapılmış olan yiyecek.

 

Sıcak : Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam.

Şeke : Üzüm suyunun pekmez toprağı ile kestirilerek, leğende biraz kaynatıldıktan ve süzüldükten sonraki durumu.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Alaiye beyliği anlamı nedir?

İngilizce'de Alaiye beyliği ne demek ? : alaiye principality

Fransızca'da Alaiye beyliği nedir ? : principauté d'alaiye