Şerbet nedir, Şerbet ne demek

Şerbet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Şerbet" ile ilgili cümle

  • "Gelin hanım, köşesine yerleştirildikten sonra şerbetler dağıtılmaya başladı." - E. İ. Benice
  • "Çimento şerbeti. Gübre şerbeti."

Yerel Türkçe anlamı:

Nişan.

Bir cins içecek

Nişan töreni (Çayağzı)

1.Dolandırıcıların, bilgisiz halka verdikleri uydurma em. 2.Bitkilere verilen gübreli su.

Şerbet isminin anlamı, Şerbet ne demek:

Kız ismi olarak; Tatlı içecek.

Fransızca'da Şerbet ne demek?:

purin

Şerbet hakkında bilgiler

Şerbet, şekerli, ballı, güllü, baharatlı veya meyve aromalı ferahlatıcı içecek veya tatlı yapımında kullanılan şekerli sıvı.

Şurup sözcüğü de sık sık şerbet ile aynı anlamda kullanılır. Şurup, kaynatılarak yoğunluğu artırılmış içecektir. Şuruplar suyla inceltilerek şerbet haline getirilirler.

Şerbet kelimesi, içmek anlamına gelen Arapça Şariba kelimesinden gelir. Şerbet, şarap ve şurup, Arapça aynı kökenden gelen kelimelerdir. Batılı dillerde kullanılan şerbet kelimesi Türkçeden geçmedir .

 

Yüzlerce çeşidi olan şerbet, modern içeceklerin keşfinden önce, özellikle sıcak doğu medeniyetlerinde ferahlatıcı olarak yüzlerce yıldır içilegelmiştir. Başlıca Osmanlı İmparatorluğu döneminde, batı medeniyetlerine de ulaşmıştır. Günümüzde batı medeniyetlerinde şerbet (İngilizce: sherbet) olarak bilinen içecek veya toz tatlı ile "sorbet" olarak bilinen "şekerli buz", şerbetin türevleridir.

Şerbet ile ilgili Cümleler

  • Bira şerbetçiotu içerir.
  • Son olarak ben sizin aynanızım, beni korkak, pısırık, size ihanet eden, sözlerinde durmayan biri olarak görmekten vazgeçmelisiniz; nabzınıza göre şerbet veriyorum; kim ne düşünürse.
  • Yalnızca dondurmaları değil, dondurulmuş şerbet ve donmuş yoğurdu da severim.
  • Tom, gözlemelerinde akçaağaç şerbetinden hoşlanır.

Şerbet anlamı, tanımı:

Meyve : Ürün, sonuç, kâr. Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.

Şekerli : Lezzetli, tatlı. İçinde şeker bulunan.

İçecek : İçilen her şey, meşrubat.

Şerbet gibi : Yumuşak, güzel (hava).

Şerbet içmek : Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda şerbet içilerek tören yapmak.

Ahududu şerbeti : Ahududu özü ile yapılmış olan bir şerbet türü.

Baldıranşerbeti : Acı çekilerek, yüzsuyu dökülerek elde edilen kazanç.

Demirhindi şerbeti : Demirhindiden yapılmış olan bir şerbet türü.

Ecel şerbeti : "Ölmek" anlamındaki ecel şerbeti içmek deyiminde geçen bir söz.

Karadut şerbeti : Karadut meyvesinden yapılmış olan bir şerbet türü.

 

Kızılcık şerbeti : Kızılcık meyvesinden yapılmış olan bir şerbet türü.

Koruk şerbeti : Koruktan yapılan, bazen nane veya oğul otu katılan şerbet.

Lohusa şerbeti : Lohusa şekerinden yapılan, doğum dolayısıyla kutlamaya gelenlere sunulan şerbet.

Nar şerbeti : Taze nardan yapılmış olan şerbet.

Tutkal şerbeti : İçine çok az eritilmiş tutkal katılan ılık su.

Vişne şerbeti : Vişne şurubu.

Şerbetçi : Şerbet yapan veya satan kimse. Şerbet satılan yer.

Şerbetçi otu : Yaprakları karşılıklı, sapı sarılgan olan, çiçekleri yumurtamsı kozalaklara dönüşen ve kozalaklarından bira yapımında yararlanılan çok yıllık ve otsu bir bitki (Humulus lupulus).

Şerbetçilik : Şerbet yapma ve satma işi.

Şerbetleme : Şerbetlemek işi.

Şerbetlemek : Yılan vb. hayvanların sokmaması veya soktuğunda zehrin etkisiz olması için bir kimseyi afsunlamak. Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu vermek.

Şerbetlenme : Şerbetlenmek işi.

Şerbetlenmek : Yılan vb. hayvanların sokmaması veya soktuğunda zehrinin etkisiz olması için afsunlanmak. Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu verilmek.

Şerbetli : Yılan, akrep vb. hayvanların sokmasından zarar görmeyen. Kendisine kötü davranılmasına alışmış olan. Şerbeti olan, şerbet katılmış olan. Kötü davranmayı, kötü işler yapmayı huy edinmiş olan.

Şerbetlik : Şerbet yapmaya yarayan veya şerbet yapmak için ayrılmış olan.

Şerbetsiz : Şerbet verilmemiş olan. Şerbeti olmayan. Yılan vb. hayvanların sokmasına karşı şerbeti olmayan.

Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek : Çok eziyet çektiği hâlde durumunu iyi göstermek.

Nabzına göre şerbet vermek : Birinin hoşuna gidecek, gururunu okşayacak yolda davranmak.

Şehadet şerbetini içmek : Şehit düşmek.

Yalana şerbetli olmak : Çekinmeden yalan söyleyebilmek.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Tören : Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim. Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni.

Konuk : Konakçının üzerindeki asalak. Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman.

Madde : Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Molekül.

Sözlenmek : Evlenmek için anlaşarak kesin karar vermek.

Nişanlanmak : Nişanlı duruma gelmek, adaklanmak. Evlenmeye söz verme belirtisi olarak nişan yüzüğü takmak.

Taraf : İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer.

Ballı : Şanslı. İçinde bal bulunan.

Bazı : Birtakım, kimi. Bazen.

Diğer dillerde Şerbet anlamı nedir?

İngilizce'de Şerbet ne demek? : n. sherbet, sorbet, caudle

Fransızca'da Şerbet : sorbet [le]

Almanca'da Şerbet : das Scherbett

Rusça'da Şerbet : n. шербет (M), микстура (F)