Alak bulak nedir, Alak bulak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Karmakarışık, altüst: Her tarafı alak bulak ettin.
Bulanık, silik, hayalmeyal (görmek hakkında): Gözüm alak bulak görüyor, seni bilemedim.
Teknik terim anlamı:
Allak bullak, karmakarışık.
Alak bulak anlamı, kısaca tanımı
Alak : Bataklık yer. Köşk. Bağ, bahçe kulübesi. Sığır konulan, üstü açık kenarı çitle çevrili yer. İniş yerlerde kızağın hızım kesmek için önüne bağlanan ağaç. At eğeri. Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti. Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun?. Kızana gelmiş köpek. Karışık tüylü. Çiftleşmek isteyen dişi köpek
Bula : Yenge, amca ya da dayı karısı.
Bulak : Kaynak, pınar.
Alak bulak kılmak : Darmadağın etmek, birbirine katmak, allak bullak etmek.
Karmakarışık : Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.
Allak bullak : Altüst, karmakarışık.
Karmakarış : Karmakarışık.
Hakkında : İlgili olarak, üzerine.
Bulanık : Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
Bileme : Bilemek işi.
Altüst : Çok karışık ve dağınık.
Görmek : Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
Karmak : Karıştırmak, birbirine katmak. Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek.
Bullak : Her tarafı sallanan. Kalaycı çırağı.
Bulla : Abla. Ağa karısı, hayvan sahibi kadın, hanım, karı. Teyze. [Bakınız: böle]. [Bakınız: bılla]. [Bakınız: bülüç]. Yeni ötmeye başlayan horoz. Civciv. Kabarcık; balıklarda gaz kesesinin çeperleri kalınlaşmış ön ucundan çıkan iki ince kanalın açıldığı, içi zarla örtülü, alt kısmı gaz, üst kısmı perilenf içeren bölmeli çukurluk. Kabarcık, kesecik, baloncuk. Lernacopodidae ailesindeki dişi kopepod kabukluların baş ve maksillar bezlerinden salgılanan, maksillanın sürekli olarak bağlı olduğu tutunmaya yarayan ölü yapı. Deri veya mukozalarda yuvarlak, bezelye büyüklüğünde veya daha büyük, seröz sıvı içeren lezyon, vezikülden daha büyük şişlik.
Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
Silik : Üstündeki yazı veya çizgiler silinmiş, bozulmuş, aşınmış olan. Kendini gösteremeden. Kendini gösteremeyen, dikkati çekmeyen veya önemli ve belirli olmayan.
Hakkı : Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.
Görme : Görmek işi, rüyet.
Diğer dillerde Alaiye beyliği anlamı nedir?
İngilizce'de Alaiye beyliği ne demek ? : alaiye principality
Fransızca'da Alaiye beyliği nedir ? : principauté d'alaiye

Bu kısımda Alak bulak nedir? Alak bulak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Alak bulak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Alak bulak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.