Bula nedir, Bula ne demek
Bula ile ilgili Cümleler
- Onlar bulaşıkları yıkıyorlar.
- Bulaşık makinesi çalıştı mı?
- Bulamadın, şafak.
- Biz bulaşıkları yıkıyoruz.
- Bir çözüm bulamıyorum. Bana yardım et.
- Bulacağız.
- Yapacak başka bir şey bulacağım.
- Bulaşıcı mı?
- bulamayacağımı mı sandın seni üzemeyeceğimi mi sandın?
- Bulantı hissediyor musun?
- Ben de Tom'u bulamıyorum.
- O, bulaşıkları yıkıyor.
- Sen bulaşıkları yıkıyorsun.
- Bulaşık makinesi bozuk.
Bula tanımı, anlamı:
Bula bula bunu bulmak : Var olanların en değersizini seçmek. kötü bir şeye rastlamak.
Bulada : Büyük piliç.
Bulak : Kaynak, pınar.
Bulama : Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez. Bulamak işi.
Bulamaç : Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri. Sulu, cıvık hamur.
Bulamak : Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak.
Bulancak : Genellikle bulanık akan su. Giresun iline bağlı ilçelerden biri.
Bulandırılmak : Bulandırma işi yapılmak.
Bulandırmak : İki veya daha çok şeyi birbirlerinden fark edilmeyecek bir biçimde karıştırmak. Bulanmasına yol açmak, bulanmasını sağlamak.
Bulanık : Bulutlu, kapalı (hava). Muş iline bağlı ilçelerden biri. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Bulanmış olan, duru olmayan. Niteliği tam anlaşılmayan. Bulanmış, duru olmayan bir biçimde. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış).
Bulanıkça : Biraz bulanık olan, çok duru olmayan.
Bulanıklaşma : Bulanıklaşmak işi.
Bulanıklaşmak : Bulanık olmak.
Bulanıklaştırmak : Bulanık duruma getirmek.
Bulanıklık : Bulanık olma durumu.
Bulanış : Bulanma işi.
Bulanma : Bulanmak işi.
Bulanmak : Parlaklığını ve açıklığını yitirmek. Mide bulantısı olmak. Duruluğunu yitirmek. Karışmak. Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak.
Bulantı : Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum.
Bulantı vermek : Midesini bulandırmak. bıkkınlık vermek.
Bulaşıcı : Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri.
Bulaşıcı hastalık : Mikrop, parazit, virüs vb. hastalık etkenleriyle yayılan hastalık.
Bulaşıcılık : Bulaşıcı olma durumu.
Bulaşık : Kirli. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık. Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. İz, etki, kalıntı.
Bulaşık adam : Yolsuz, uygunsuz işler yapan, sataşma alışkanlığı olan kimse.
Bulaşık bezi : Bulaşıkları yıkamak için kullanılan bez.
Bulaşık deniz : Mayın tehlikesi olan deniz.
Bulaşık deterjanı : Bulaşık yıkarken kullanılan toz, sıvı veya krem biçimindeki temizleme maddesi.
Bulaşık eldiveni : Bulaşık yıkarken kullanılan, plastikten yapılmış, geçirimsiz eldiven.
Bulaşık gemi : Tayfalarında veya yolcuları arasında bulaşıcı hastalık bulunan gemi.
Bulaşık iş : Yolsuz, uygunsuz, kirli iş.
Bulaşık makinesi : Bulaşık yıkamaya yarayan alet.
Bulaşık makinesi tuzu : Bulaşık makinelerinde yıkananların ve makine parçalarının üzerinde kireç kalıntısının oluşmasını engelleyen kimyasal bileşim.
Bulaşık suyu : Bulaşıkları yıkamak için kullanılan su. Bulaşığın yıkanmasıyla ortaya çıkan su.
Bulaşık suyu gibi : Kötü hazırlanmış, tadı tuzu olmayan (sulu yiyecek ve içecek).
Bulaşıkçı : İşi kirli kapları yıkamak olan kimse.
Bulaşıkçılık : Bulaşıkçının yaptığı iş.
Bulaşıkhane : Kışla, okul, otel vb. yerlerde bulaşık yıkamaya ayrılan özel bölüm.
Bulaşıklık : Bulaşık olma durumu.
Bulaşılma : Bulaşılmak işi.
Bulaşılmak : Bulaşma işine konu olmak.
Bulaşkan : Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.
Bulaşkanlık : Bulaşkan olma durumu.
Bulaşma : Bulaşmak işi.
Bulaşmak : İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. Hastalık geçmek, sirayet etmek. Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.
Bulaştırılma : Bulaştırılmak işi.
Bulaştırılmak : Bulaştırma işine konu olmak.
Bulaştırmak : Bulaşmasına yol açmak.
Bulatmak : Bulaştırmak.
Ağzına burnuna bulaştırmak : Bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.
Ağzına yüzüne bulaştırmak : Bir işi kötü yapmak, becerememek.
Alaca bulaca : Alacalı bulacalı.
Alacalı bulacalı : Boyaları birbirine karışmış. Karışık ve çiğ renkli, alaca bulaca.
Arayıp da bulamamak : Beklenmedik iyi bir durumla karşılaşmak.
Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz : "büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.
Beyni bulanmak : Sersemlemek, düşünemez olmak. kötü bir şey sezinlemek.
Bol bulamaç : Bol bol, pek çok.
Boyuma göre boy buldum huyuma göre huy bulamadım : "bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Boz bulanık : Çok bulanık. Çok bulanık bir biçimde.
Buldum bilemedim bildim bulamadım : "kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez" anlamında kullanılan bir söz.
Çamura bulamak : Kirletmek.
Çamura bulaşmak : Kirli ve uygunsuz bir işe karışmak.
Derdini söylemeyen derman bulamaz : "insan sıkıntısını başkasına açıklayarak giderebilir" anlamında kullanılan bir söz.
Eline yüzüne bulaştırmak : Bir işi gerektiği gibi yapamamak, başarısız olmak, becerememek.
Elini kana bulamak : Öldürmek.
Gönlü bulanmak : Kusacak gibi olmak. kuşkulanmak.
Gönül bulandırmak : Mide bulandırmak. rahatsız etmek. kuşkulandırmak.
Gönül bulantısı : Sıkıntı veya üzüntü.
Gözü bulanmak : Bulanık görmeye başlamak.
Gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz : "her şey gerektiği yerde ve zamanda harcanmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Hava bulanmak : Gökyüzü bulutla kaplanıp yağmur yağacak duruma gelmek.
İç bulantısı : Mide bulantısı.
İçi bulanmak : Kusacak gibi olmak.
İşten güçten vakit bulamamak : Çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak.
Kafası bulanmak : Bir olay karşısında aklı karışmak, anlayamaz, kavrayamaz duruma gelmek.
Kafayı bulandırmak : Önceki düşünceleri altüst etmek, değiştirmek.
Kimi köprü bulamaz geçmeye kimi su bulamaz içmeye : İnsanların nasipleri arasındaki tutarsızlıkları belirten bir söz.
Kuvvet bulamamak : Cesaret edememek.
Meydan bulamamak : Fırsat bulamamak.
Mide bulandırmak : Kusacak bir duruma getirmek. kuşkulandırmak.
Midesi bulanmak : Huzursuz olmak, rahatı kaçıp tedirgin olmak, hoşlanmamak. kuşkulanmak, işkillenmek. iğrenmek, tiksinmek. kusacak gibi olmak.
Sinek küçüktür ama mide bulandırır : Önemsiz, küçük gibi görünen bir şeyin kötü ve olumsuz bir izlenim yarattığını anlatan bir söz.
Yüzüne gözüne bulaştırmak : Bir işi becerememek, bozmak.
Zihin bulanıklığı : Zihin karışıklığı.
Zihni bulanmak : Düşünürken olaylar arasındaki bağlantıyı yitirmek. ne yapacağını şaşırmak.
Zihnini bulandırmak : Kuşkuya düşürmek.
Yenge : Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad. Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı. Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü. Düğünde geline kılavuzluk eden kadın.
Amca : Babanın erkek kardeşi, baba yarısı, emmi. Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü.
Dayı : Kayırıcı. Cesur, yiğit. Kabadayı. Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici. Annenin erkek kardeşi. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.
Bulamaçlı süreç : Önce bulamaca daldırılıp, sonra yüksek sıcaklıklarda ısıtarak uygulanan örtme işlemi.
Bulamamak : Bulamamak.
Bulamaş : Bulamaç
Bulambaç : Sulu çamur. Bulamaç, koyu un çorbası. Un ve pekmezle yapılan helva. Şişlere ve yaralara konulan lapa. 1. Badana. 2.bk. bulaf.
Bulameç : Üzümlerin kaynatılıp karıştırılmasıyla elde edilen katkı
Bulamklaştırma : Konunun odak dışı kılınmasıyla görüntüye bulanık bir görünüş sağlama.
Bulamuk : Bulamaç, koyu un çorbası.
Bulanabilme : Bulanabilmek işi.
Bulanabilmek : Bulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bulandaç : Karıştırıcı


Bu kısımda Bula nedir? Bula ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bula tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bula hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.