Bulaşmak nedir, Bulaşmak ne demek

  • Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek.
  • Hastalık geçmek, sirayet etmek.
  • İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak.
  • İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek.
  • Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek

"Bulaşmak" ile ilgili cümle

  • "Çocuğa suçiçeği bulaşmış."
  • "Atiye'nin ters ters yüzüne bakmasına aldırmadan yerde bir dirseğinin üstüne uzanmış keyifle yatan Seyit'e bulaştı." - L. Tekin
  • "Tabak bulaştı."
  • "Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı." - S. F. Abasıyanık
  • "Seninle hiç alakası olmayan bu işe bulaşmak istemiyorsun." - A. Ümit

Yerel Türkçe anlamı:

Karışmak.

Başlamak: Yarın işe bulaşacağım.

Çatmak, sataşmak.

Takılmak.

Bir işe istekle başlamak: Çok acıkmıştı, bulaştı yemeğe.

Engel olmak: Hasan'ın işine Osman bulaştı.

Takılmak

Diğer sözlük anlamları:

Alûde olmak, bulanmak.

Karışmak, fenalaşmak.

Meşgul olmaya başlamak.

Musallat olmak.

Çatmak, sataşmak, duçar olmak.

Bulaşmak tanımı, anlamı:

Bulaşma : Bulaşmak işi.

Çamura bulaşmak : Kirli ve uygunsuz bir işe karışmak.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Öznenin dışında kalan her konu, obje.

 

Kirlenmek : Kadın aybaşı olmak. Onuru lekelenmek. Kadının ırzına geçilmek, iffeti bozulmak, lekelenmek. Kirli duruma gelmek, pislenmek.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.

Sürülmek : Uzaklaştırılmak, nefyedilmek. Sürme işine konu olmak veya sürme işi yapılmak.

Hastalık : Aşırı düşkünlük, tutku. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Ruh sağlığının bozulması durumu.

Geçmek : Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sönmek. Sürümü olmak, satılmak. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Harcamak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Geride bırakmak, aşmak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bir yerden başka bir yere gitmek. Üstünlük sağlamak. Etki yapmak, işlemek. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Yazılmak, girmek. Bırakmak, vazgeçmek. Birinden meşk etmek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Bir duruma uğramak, konu olmak. Çekiştirmek, yermek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Yaşamak. Kabul edilemez olmak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Kalmak, devrolmak. Görev almak. Bir yere gidip oturmak.

 

Sirayet : Yayılma, dağılma. Hastalık başkalarına geçme, bulaşma.

Etmek : Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Eşit değer kazanmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Kötülükte bulunmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak.

Çatmak : Rastlamak, karşılaşmak. Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Yazıyla veya sözle sataşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

Sataşmak : Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak. Sarkıntılık etmek.

Tedirgin : Rahatı, huzuru kaçmış, bizar.

Bulaşmak ile ilgili Cümleler

  • Sana bulaşmak istemiyorum.
  • Belaya bulaşmak istemiyorum.
  • Belaya bulaşmak istemedim.
  • Ali belaya bulaşmak istemedi.

Diğer dillerde Bulaşmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bulaşmak ne demek? : v. be transmitted by, be contaminated by, catch, smear, rub on, get at, smudge; be involved, welter

Fransızca'da Bulaşmak : se souiller; gagner, passer; se mêler de

Almanca'da Bulaşmak : v. kontaminieren