Chicken türkçesi Chicken nedir

  • Korkak.
  • Tavuk.
  • Korkak kişi.
  • Yavru kuş.
  • Piliç.
  • Korkudan çekinmek.
  • Bulada.
  • Civciv.
  • Toy.
  • Piliç eti.
  • Korkak davranmak.

Chicken ile ilgili cümleler

English: Ali bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Turkish: Ali bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.

English: Ali ate the chicken with his fingers.
Turkish: Ali tavuğu parmaklarıyla yedi.

English: Ali cooks chicken just the way Mary likes it.
Turkish: Ali tavuğu Mary'nin hoşlandığı şekilde pişirmektedir.

English: "What did you have for lunch?" "Roast beef and chicken with teriyaki sauce on rye bread."
Turkish: "Öğle yemeğinde ne vardı?" "Çavdar ekmeği üzerine teriyaki sosu ile biftek ve tavuk."

English: "Why did the chicken cross the road?" is a very well-known English riddle, to which there are a multiplicity of answers.
Turkish: "Tavuk neden yolun karşısına geçti?" çok meşhur ve bolca cevabı olan bir İngiliz bilmecesidir.

Chicken ingilizcede ne demek, Chicken nerede nasıl kullanılır?

Chicken breast : Güvercin göğüsü. Piliç göğsü. Tavuk göğsü.

Chicken breasted : Şişkin göğüslü (kusur).

Chicken broth : Tavuk suyu.

Chicken coop : Tavuk kümesi. Kümes.

Chicken dung : Tavuk gübresi.

Chicken infectious anemia : Tavukların enfeksiyöz anemisi. Tavuklarda aplastik anemi, genel lenfoid atrofiyle birlikte bağışıklık sisteminin baskılanması ve birçok organda çekirdek içi, eozinofilik inklüzyon cisimciklerinin varlığıyla belirgin bir sirkovirüs enfeksiyonu.

 

Chicken leg : Tavuk bacağı. Tavuk butu.

Chicken feed : Tavuk yemi. Metaamfetamin. Met. Bozuk para. Devede kulak. Kristal meth. Bozukluk. Az para. Kuş yemi.

Chicken livered : Tavşan yürekli. Ödlek. Korkak.

Chicken kabob : Tavuk şiş. Bir şiş üzerinde fırında kızartılan tavuk parçaları. Tavuk kebabı.

İngilizce Chicken Türkçe anlamı, Chicken eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chicken ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bustards : Toygiller. Toy kuşu. Kuşlar (aves) sınıfının, bataklık kuşları (grallae) takımından, bacakları uzun ve kuvvetli, böcek, tane vb. beslenen, büyük ve ağır kuşları içine alan bir familya.

Chickling : Küçük tavuk. Mürdümük.

Great bustard : Büyük toy kuşu. Taraklıkuş. Toy kuşu. Büyük toy. Bataklık kuşları (grallae) takımının, toygiller (otididae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, avrupa, asya ve kuzey afrika'da yaşayan, ekin tarlalarına zarar veren bir tür. toy.

Chicks : Dost avcı uçakları. Kız.

Brash : Aceleci. Kırık kaya parçaları. Atılgan. Küstah. Sırnaşık. Arsız. Sağanak. Kırık buz. Kırık taş.

Chicken wing : Tavuk kanadı. Kanat plonjonu.

Chickenhearted : Yüreksiz. Tabansız.

Capon : Kısırlaştırılmış besili horoz. Hadım edilmiş horoz. Enenmiş horoz. Kısırlaştırılmış horoz.

Broiler : Cehennem. Kasaplık piliç. Et tavuğu. Et verim yönüyle ıslah edilmiş, melez, en kısa sürede en az yemi tüketerek en yüksek canlı ağırlığa ulaşması hedeflenmiş piliç, broyler. Etlik piliç. Kavgacı tip. Fırında et kızartmaya özgü ızgaralı kap. Izgaralık piliç.

 

Chicken synonyms : dominick, dominique, domestic fowl, poulet, orpington, rhode island red, volaille, afeard, cock, child, white meat, dewy eyed, frier, chickens, chickening, cissy, young bird, pullet, broilers, craven, cracker, fledgling, green, cowards, callow, spatchcock, chicken livered, spring chicken, fowled, biddies, chicky, pullets, currish.

Chicken zıt anlamlı kelimeler, Chicken kelime anlamı

Brave : Cesur. Görkemli. Cesaretle karşı koymak. Bahadır. Yiğit. Kızılderili savaşçılar. Kahraman. Cesaretle karşılamak. Meydan okumak. Göğüs germek.

Shapely : Yakışıklı. Endamlı. Boylu poslu. Düzgün. Güzel. Biçimli. Biçimi güzel olan. Şekilli.

Chicken ingilizce tanımı, definition of Chicken

Chicken kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A young bird or fowl, esp. a young barnyard fowl.