Bulantı nedir, Bulantı ne demek

  • Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum

"Bulantı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu öneri ile karşılaştığım zaman duyduğum mide bulantısını şimdi bile duyuyorum." - A. Ağaoğlu

Fransızca'da Bulantı ne demek?:

nausée, aberration

Bulantı hakkında bilgiler

Mide bulantısı veya kısaca bulantı, midede kusma isteği ile birlikte oluşan rahatsızlık veren bir durum.

Bulantı bir hastalık değildir ve genellikle mide veya mide ile ilgisi olmayan bazı rahatsızlıkların semptomlarından birisidir. Bulantı vücudun başka bir yerindeki bir değişik duruma işaret eder. Normal harekete alışkanlığı ile o anki değişik harekete bağlı olarak seyahatlerde oluşması (taşıt tutması) buna örnektir.

Tedavi sırasında;bulantı kemoterapi sırasında büyük bir sorundur ve tedaviye bir bulantı ilacı eşlik eder.Genel anestezi sonrası da bulantı büyük bir sorundur. Ayrıca gebelikde bulantı eşlik eden bir olgudur.

Bulantı ile ilgili Cümleler

  • Berbat bir sabah bulantım var. Bir şey yiyemem.
  • Yan etkileri; hafif başağrısı ve mide bulantısıdır.
  • Bulantı hissediyor musun?
  • Sadece yiyecek resimlerine bakmak bana mide bulantısı hissettiriyor.
  • Kanser hastaları sıklıkla bulantı nöbetlerini azaltmakla uğraşmak zorundadır.
  • Jale mide bulantısıyla uyandı.
 

Bulantı tanımı, anlamı:

Mide : Yemek yeme isteği. Karın, karın bölgesi. Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Bulantı vermek : Midesini bulandırmak. bıkkınlık vermek.

Gönül bulantısı : Sıkıntı veya üzüntü.

İç bulantısı : Mide bulantısı.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Duygu : Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Duyularla algılama, his. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Önsezi.

Kusma : Kusmak işi, istifra. Üzerine bir boya uygulandığında alttaki rengin üste çıkması.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir arada olma durumu, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

 

Rahatsızlık : Hastalık. Rahatsız olma durumu, tedirginlik.

Hastalık : Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu.

Değil : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.

Diğer dillerde Bulantı anlamı nedir?

İngilizce'de Bulantı ne demek? : n. sickness, nausea, nauseation, qualm, queasiness

Fransızca'da Bulantı : nausée [la]

Almanca'da Bulantı : n. Brechreiz