Bulandırmak nedir, Bulandırmak ne demek

  • Bulanmasına yol açmak, bulanmasını sağlamak
  • İki veya daha çok şeyi birbirlerinden fark edilmeyecek bir biçimde karıştırmak.

"Bulandırmak" ile ilgili cümleler

  • "Biz bile kendimizi en sadık bir aynada görmek istesek nefesimizin buğusu aynamızı bulandırır." - A. Ş. Hisar
  • "Acaba beyaza bulanmış kalastan mı, şüphesi tekrar zihnini bulandırdı." - Ö. Seyfettin

Bulandırmak anlamı, tanımı:

Gönül bulandırmak : Rahatsız etmek. kuşkulandırmak. mide bulandırmak.

Kafayı bulandırmak : Önceki düşünceleri altüst etmek, değiştirmek.

Mide bulandırmak : Kuşkulandırmak. kusacak bir duruma getirmek.

Zihnini bulandırmak : Kuşkuya düşürmek.

Bulanma : Bulanmak işi.

Açmak : Görünür duruma getirmek. Beğenmek. Geçit sağlamak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Engeli kaldırmak. Ayırmak, tahsis etmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Yarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Yakışmak, güzel göstermek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Ferahlık vermek. Yapmak, düzenlemek. Alanını genişletmek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Savaşla almak, fethetmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak.

 

Sağlamak : Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak.

Edilme : Edilmek işi.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Karıştırmak : Kurcalamak, oynamak. Karışma işini yaptırmak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Üstünkörü okumak.

Yol : Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Gaye, uğur, maksat. Kez, defa. Hile, tuzak. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Gidiş çabukluğu, hız. Yolculuk. Kumaşta bulunan çizgi. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer.

 

Diğer dillerde Bulandırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bulandırmak ne demek? : v. blur, dim, muddy, cloud, darken, trouble, upset, turn

Fransızca'da Bulandırmak : troubler, barbouiller, obnubiler

Almanca'da Bulandırmak : v. benebeln, trüben

Rusça'da Bulandırmak : v. мутить, замутить