Alav nedir, Alav ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Alev.

Hayret bildirir ünlem: Alav, bu nasıl iş?.

Teknik terim anlamı:

Alev, ateş.

Alav ile ilgili Atasözü veya Deyim

alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) : hileli, düzenli bir iş yapmak, yalanla dolanla iş görmek.

Alav tanımı, anlamı

Alav algını : Sıcaktan kurumuş ürün

Alavaç : Yüksek alev, çalı, ot ateşi.

Alavalmak : Aşırı kıskançlık ve arzu duymak.

Alavanda : Gürültü, patırtı, şamata. Şiddetli paylama, haşlama, tekdir. Kibir, gösteriş. [Bakınız: alabanda]. Fındık bahçelerinde, ağaç sıralarının arası: Bu alavanda genişmiş.

Alavant etmek : Surat asmak, terslemek, başa kakmak.

Alavantı : Telâş ve hiddet: Bir alavantı ile geldi.

Alavartacı : Palavracı, mübalâğacı.

Alavat : Huni.

Alavatlık : Şiddetli rüzgâr, fırtına: Alavatlıklı bir günde tarlaya gittim.

Alavaz : Ara bozucu, boşboğaz, geveze, ikiyüzlü, dönek.

Alavçan : Sert mizaçlı.

Alavçuk : Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, çardak.

Alaverdi : Toprak içinde uzunluğuna yayılmış çok kuvvetli ağaç kökü.

Alavere yapmak : Ticaret yapmak.

Alaverecilik : Vurgunculuk.

Alavgaz : Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

Alavır : Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

Alavırlı : Çeşitli, karışık.

Alavırt : [Bakınız: alavur]. Su kabı olarak kullanılan bir çeşit kabak. Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

 

Alavış : Yüksek alev, çalı, ot ateşi. Gürültü, patırtı, şamata, boğuşma, yaygara. Mübalâğa.

Alavız talavuz : Öfkeli öfkeli, hiddetli (konuşma hakkında).

Alavi : Alev.

Alaviresiye : Boşuna, boş yere: Çocukla alaviresiye uğraşıyor.

Alavere : Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.

Alavere dalavere : Hile.

Alavere tulumbası : Emme basma tulumba.

Alavereci : Vurguncu.

Diğer dillerde Alaşımlı takım çeliği anlamı nedir?

İngilizce'de Alaşımlı takım çeliği ne demek ? : alloy tool steel