All at once türkçesi All at once nedir

All at once ile ilgili cümleler

English: They started all at once.
Turkish: Onlar hep birlikte başladılar.

English: Jale's explanations enchanted me and desolated me all at once.
Turkish: Jale'nin açıklamaları beni büyüledi ve birdenbire beni üzdü.

English: People started to run all at once.
Turkish: İnsanlar aynı anda koşmaya başladılar.

English: They began to run all at once.
Turkish: Hep birden koşmaya başladılar.

English: Everything happened all at once.
Turkish: Her şey birdenbire oldu.

All at once ingilizcede ne demek, All at once nerede nasıl kullanılır?

All : Tümü. Tamamen. Hepsi. Bütünüyle. Hep. Ne var ne yoksa. Tümüyle. Büsbütün. Herkes.

At : Ya. Üzere. Yanında. De. Üzerinde. Nezdinde. Da. Ye. Bir yeri belirtmek için kullanılır. A.

Once : Bir defa. Bir sefere mahsus. Eskiden. -diği zaman. Birkez. Bir kez. -ince. Bir zamanlar. Bir kere. Hemen.

All at sea : Şaşırmış. Şaşkına dönmüş.

Be all at sea : İşin içinden çıkamamak. Kafası tamamen karışmış veya karışık olmak. Apışıp kalmak. Şaşırmak. Kafası karışmak. Afallamak. Kafası karışık olmak.

To be all attention : Tüm dikkatini vermiş olmak. Dikkatlice dinlemek ve izlemek. Kulaklarını açmış olmak. Yakından ilgilenmek.

 

At once : Akabinde. Birden. Derhal. Anide. Birdenbire. Hemen şimdi. Aniden. Bir kerelik. Aynı zamanda. Hemen.

İngilizce All at once Türkçe anlamı, All at once eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak All at once ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abruptly : Beklenmedik bir şekilde. Durup dururken. Fücceten. Gafleten. Sert ve kısa olarak. Terslikle. Palas pandıras.

At one breath : Bir arada. Tek nefeste. Bir nefeste.

At unawares : Habersizce.

Instantly : Biranda. Derhal. Anında. Hemen. Dakikasında. Hemencecik.

All the while : Başından sonuna kadar. Aynı zamanda. Her zaman. Belirli bir müddetin başından sonuna kadar.

Neck and crop : Palas pandıras. Tamamen. Tamamiyle. Bütün bütün. Olduğu gibi. Bütünüyle. Hep beraber.

On short notice : Çabucak. Acilen. Çok kısa sürede. Derhal. Önceden uyarmadan. Hemen.

Before he could say jack robinson : Daha o jack robinson diyemeden. Kaşla göz arasında. Çok çabucak. Daha o tepki bile veremeden.

On a sudden : Bir anda.

Simultaneous : Ayrı olayların aynı an içinde oluşmaları. Aynı zamanda olan. Eşzamanlı. Eş zaman. Aynı zamanda meydana gelen. Eş zamanlı. Simultane. Anında. Birlikte.

All at once synonyms : jerking, in a flash, before you can say knife, together, to a man, meanwhile, with a bang, bruskly, slap bang, with one voice, at a time, kit and caboodle, in tandem, just like that, at a stroke, forthwith, at a blow, all in one breath, before i knew it, like a shot, in a while, suddenly, instantaneously, at the drop of a hat, whole kit and caboodle, togethers, the whole kit and caboodle, ejaculatory, unawares, out of hand, bump, concurrently, at once.