All the while türkçesi All the while nedir

All the while ile ilgili cümleler

English: He kept on working all the while.
Turkish: O,her zaman çalışmaya devam etti.

English: He kept smoking all the while.
Turkish: O her zaman sigara içmeye devam etti.

English: He dozed all the while.
Turkish: Her zaman uyukladı.

All the while ingilizcede ne demek, All the while nerede nasıl kullanılır?

All : Tümünü. Hep. Hepsi. Katışıksız. Tüm. Bütünüyle. Alayı. Her iki taraf. Tamamen. Her biri.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

While : Rağmen. İrken. -e rağmen. Vakit. Halbuki. Olduğu halde. Sırasında. Süre. -diği halde. Oysa.

All the : Bütün.

All the best : Her şey gönlünce olsun. Her şey gönlünüzce olsun. İyi çalışmalar. İyi şanslar. İyi günler seninle olsun.

All the better : İsabet. Çok daha iyi. Daha da iyi. Daha iyi.

All the colors of the rainbow : Var olan her renk. Rengarenk. Gökkuşağının tüm renkleri.

All the go : Moda. Popüler. Revaçta. Çok moda. Çok gözde. Çok popüler.

 

All the more so : Daha büyük bir dereceye kadar. Daha çok. Daha da büyük bir dereceye kadar. Daha da çok.

All the ins and outs of : Her yer. Her yeri (bir yerin). Tüm ayrıntılar (bir konunun veya işin). Her tarafı (bir yerin). Girdisi çıktısı. Her taraf.

İngilizce All the while Türkçe anlamı, All the while eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak All the while ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

From a to z : Tüm incelikleriyle. Tam. Her şeyiyle. A'dan z'ye. Tüm ayrıntılarıyla. Adamakıllı. Baştan sona kadar. A'dan z'ye kadar. A2dan z'ye.

Concurrently : Aynı zamanda oluşarak. Eş zamanlı. Eşzamanlı. Zaman uyumlu. Uyum içinde. Aynı zamanda veya aynı anda.

At all times : Daima.

The while : Bu esnada. Bu sırada. O esnada.

From first to last : Baştan başa. Başlangıçtan sonuna dek.

Simultaneous : Eş zamanlı. Simultane. Eş zaman. Aynı zamanda meydana gelen. Ayrı olayların aynı an içinde oluşmaları. Eşzamanlı. Aynı zamanda olan. Aynı zamanda yapılan. Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır. Özdeş zamanda oluşmuş kayaçlar, ya da özdeş zamanda olmuş olaylar.

Therewithal : Keza. Bununla beraber.

Also : Hem de. Dahi. Keza. Da. Ayrıca. De. Yanısıra. Hem. Üstelik.

Every time : Her defasında. Hep. Daima. Her daim.

All the while synonyms : but only, in the same breath, together, into the bargain, too, for ever and a day, ever, all the way, throughout, for ever, at once, in tandem, concomitantly, all along the line, all in the same breath, at that, at the same time, through, anytime, all at once, each time, any time, in the meanwhile, at one time, all along, from beginning to end, all the time, meanwhile, any old time, simultaneously, at one fell swoop, at any time, evermore.