All the türkçesi All the nedir
All the ile ilgili cümleler
English: A dog that barks all the time doesn't make a good watch dog.
Turkish: Sürekli havlayan bir köpek her zaman iyi bir bekçi köpeği değildir.
English: "You can't have fun all the time." "Why not?"
Turkish: "Her zaman eğlenemezsin." "Neden?"
English: "Tom will pay you all the money I owe you." "You'd better hope so."
Turkish: "Tom sana borçlu olduğum tüm parayı sana ödeyecek." "Sen öyle san."
English: "Take all the land you want", said the Aborigene chief. "Oh no," said the English general, "we will take just an island." "And which island?" asked the Aborigene chief. "Just the island of Australia," replied the English general.
Turkish: "İstediğiniz tüm toprakları alın " dedi Aborjin şefi. "Oh hayır," dedi İngiliz general, "Biz sadece bir ada alacağız" "Ve hangi adayı ?" diye sordu Aborjin şefi. "Sadece Avustralya" diye yanıtladı İngiliz general.
English: "So you know all the letters he wrote you by heart?" "All of them!"
Turkish: "Öyleyse onun sana bütün mektupları ezbere yazdığını biliyorsun." "Hepsini mi!"
All the ingilizcede ne demek, All the nerede nasıl kullanılır?
All : Tüm. Tamamen. Alayı. Hep. Her. Tümü. Bütün. Her iki taraf. Herkes.
The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.
All the best : İyi şanslar. Her şey gönlünüzce olsun. İyi günler seninle olsun. Her şey gönlünce olsun. İyi çalışmalar.
All the better : Daha iyi. Daha da iyi. Çok daha iyi. İsabet.
All the colors of the rainbow : Rengarenk. Gökkuşağının tüm renkleri. Var olan her renk.
All the families : Çoluk çocuk.
All the family : Çoluk çocuk.
İngilizce All the Türkçe anlamı, All the eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak All the ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Completest : Tamamlanmış. Tamam. İyice. Eksiksiz. Mükemmel. Tamamı. Tam.
Continuum : Doğadaki bütün nesnelerin içinde yer aldığı sürekli uzay-zaman ortamı. Sürem. Özellikleri, kesiksiz olarak bir yerden bir yere değişen ya da aynı kalan ortam. Süreç. Süreklilik. Sürey. Sınırsız sayıda dizil ya da konum içeren kesintisiz bir ölçüm boyutu. Uzay-zaman. Bölünmemiş şey.
All out : Topyekün. Toptan. Bitkin. Elinden gelen. Tüm gücünü kullanan. Şaşırmış. Tüm gücüyle. Elinden geleni yapan. Yanılmış.
Alls : Ne var ne yoksa. Tümünü. Hepsi. Her şey. Tüm. Tümü. Herkes. Katışıksız.
Complete : Tamamlamak. Tamamlanmış. Tamamı. Bütünlemek. Tümlemek. Bitev. Olumluluğunu yitirmeğe başlayan bir nesneyi yeniden tamamlama. Eksiksiz. Yerine getirmek.
Entire : Tutuş. Tamam. Tüm. Yekpare. Saf. Bütünlüklü. Hepsi. Katışıksız. İğdiş edilmemiş.
Clearest : Berrak. Şeffaf. Net. Açık. Kuşkusu olmayan. Saydam. Ortada. Tiz. Katışıksız. Tüm.
A hundred percent : Yüzde yüz. Kesin. Tam. Hepsi. Şüphesiz (yüzde yüz).
Entires : Tüm. Tam. Katışıksız. Hepsi. Bütünlüklü. Tamam. Yekpare.
All : Her. Bütünüyle. Ne var ne yoksa. Tamamen. Her biri. Tüm. Berabere. Tümüyle.
All the synonyms : complement, aggregate, all over the, completes, entirely.

Bu kısımda All the kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede All the ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce All the anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz All the ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.