Alveolate türkçesi Alveolate nedir
- Gözenekli.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Petekli.
- Birçok küçük hücreden oluşan (bal peteğinde olduğu gibi).
- Küçük çukurlar içeren.
- Bal peteği gibi oyuklu yüzey şekli.
- Alveolat.
- Delikli.
Alveolate ingilizcede ne demek, Alveolate nerede nasıl kullanılır?
Alveolation : Birçok çukuru ve boşluğu olma durumu (bal peteğinde olduğu gibi). Gözenekli olma.
Alveola : Alveol. Akciğerde bulunan hava hücresi. Küçük çukur (bal peteğinde olduğu gibi). Diş yuvası.
Alveolar : Alveoler hidatit hastalığı. Alveoler. Diş yuvası. Dil tacının diş-eti-damak noktalarına dokunması ile boğumlanan patlayıcı ve sızıcı ünsüz türleri c / ç / j / ş: canlı, ceviz, çayır, çelik, jale, jilet, şan, şeref gibi. bu ünsüzler, diş-eti ile ön damak arasındaki bölgede boğumlandıkları için sınıflamada bunları diş-damak ünsüzleri olarak gösterenler de vardır. bk. diş-damak ünsüzü. Diş yuvasına ait. Alveolar. Diş-eti ünsüzü. Çene kemiğinin diş kökünü kapsayan çukuru; çene kemiğine ait arter ve venler için de kullanılan bir terim. Dişyuvasına ait. Gözeli.
Alveolar cells : Alveol hücreleri. Alveolleri çevreleyen hücreler.
Alveolar cyst : Akciğer alveollerinin aşırı genişlemesi. konak dokularında infiltrasyonla sonuçlanan çok sayıda dış tomurcuklanmanın oluştuğu, echinococcus multilocularisin kemirici ve insanların iç organlarında gelişen larva dönemi, multiloküler hidatit, alveoler hidatit, multiloküler kist. Alveoler kist.
Alveolar lateral : Dil ucunun dişlere dokunması, dil sırtının önde biraz çukurlaşarak yanlarını açık bırakması ve ciğerlerden gelen havanın gevşek kalan bu yanlardan avurtlara çarpması ile oluşan ön boğumlanmalı l ünsüzü: el, tel, bilmek, bilemek, silmek, gülmek vb. Ön avurt ünsüzü.
Alveolar emphysema : Alveoler amfizem. Akciğer alveollerinin gereğinden fazla gaz veya havayla dolarak aşırı derecede genişlemesi, akut alveoler akciğer amfizemi, alveoler akciğer amfizemi, soluganlık.
Alveolar lipoproteinosis : Akciğerlerde fosfolipitlerin, surfaktan proteinin ve diğer proteinlerin alveol içerisinde birikmesi, alveoler fosfolipidozis. sıçan ve farelerde önemli bir bozukluktur, ayrıca keçilerde de artritis-ensefalitis virüs enfeksiyonu ve diğer kronik interstiyel pnömonilerde de biçimlenir. Alveoler lipoproteinozis.
Alveolar epithelialization : Alveoler epitelizasyon. Akciğerdeki şiddetli zedelenmelerde, gaz alışverişinde etkili olan, alveolleri örten, tip-1 alveol epitel hücrelerinin kaybından sonra, alveollerin tamamen kübik yapıdaki tip-2 alveol hücreleriyle doldurulması, fetalizasyon. alveol duvarının kalınlaşmasına neden olur, alciğer yangısının eksudatif dönemden proliferatif döneme geçtiğini gösterir.
Alveolar duct : Alveoler kanal. Tamamen alveol bulunduran uzun hava yolu.
İngilizce Alveolate Türkçe anlamı, Alveolate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Alveolate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fenestrate : Pencereleri olan. Pencereli. Pencere benzeri açıklıkları olan (mimarlık).
Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.
Acacia : Akasya. Mimoza. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Salkım ağacı. Akasya sakızı. Arap zamkı.
Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.
Fenestral : Ufak pencere. Pencereleri olan. Deliği olan (biyoloji, zooloji). Pencere benzeri açıklıkları olan (mimarlık). Pencerecik. Pencereye ait.
Leachier : Geçirgen.
Fenestrated : Pencere benzeri açıklıkları olan (mimarlık). Fenestre. Pencereleri olan. Deliği olan (biyoloji, zooloji).
Cribriform : Kalbursu. Kribriform. Kalbur gibi. Delik deşik.
Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen. Yer domuzu. Yerdomuzu. Borudişli.
Alveolate synonyms : cannulated, abacus bodies, a protein, cancellated, faveolate, cellular, drilled, aardvarks, squashiest, a chromosome, cavitied, aardwolf, spongiest, spongier, porous, pitted, honeycombed, hollow, reticular, holey, vacuolated, abductor muscle, spongy, areolate, hollower, abo blood groups system, cancellate, abramis zone, cancellous, having holes, areolar, a cells, cribrate.
Alveolate zıt anlamlı kelimeler, Alveolate kelime anlamı
Noncellular : Nonselüler. Hücresiz. Hüre ile ilgili olmayan. Hücresel olmayan. Hücreli olmayan.
Alveolate ingilizce tanımı, definition of Alveolate
Alveolate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Deeply pitted, like a honeycomb.

Bu kısımda Alveolate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Alveolate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Alveolate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Alveolate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.