Antecedency türkçesi Antecedency nedir

Antecedency ingilizcede ne demek, Antecedency nerede nasıl kullanılır?

Antecedence : Takaddüm. Öncelikli olma. Bir sıra düzeni içinde birbirini izleyen uyaran ya da sınarlar arasında ya da sıralayıcı bir ölçekte dizilenmiş bireyler arasında önce gelenin taşıdığı sırasal konum. Evvellik. Önce olma. Öncelik. Öncellik. Yıldızlara bakınca hareket ediyormuş gibi hissetme.

Antecedent : Mukaddem. Mazi. Öncül. Önce gelen. Yerine zamir gelen isim. Takaddüm eden. Evvel. Sabık. Önceki. Önerti.

Antecedent event : Evvelki vaka. Önceki hadise. Önceki olay.

Antecedent to : -den önceki. -den önce olan.

Antecedent valley : Dağ-yaran vadi. Bir dağ yükselirken, yatağını kazmakta olan bir akarsuyun, yükselme süresince ilkel doğrultudan sapmamaksızın, yükselmeye ayak uydurarak, yatağını derinleştirmesiyle oluşturduğu, dağı yaran boğaz biçimli koyak. Öncel yarma koyak.

Antecedes : -den önce gelmek. Önünde gitmek. -den önde olmak.

Antecedents : Önce gelenler. Geçmiş. Mazi. Atalar. Önce olanlar.

Anteceded : Önünde gitmek. -den önce gelmek. -den önde olmak.

Antecedently : Önceden. Evvela. İlk olarak. Öncel olarak. Geçmişe dayalı olarak.

Antecede : -den önde olmak. -den önce gelmek. Önünde gitmek.

İngilizce Antecedency Türkçe anlamı, Antecedency eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Antecedency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Seniorities : Eskilik. Yaşça büyüklük. Bayrılık. Üstlük. Kıdemlilik. Bir işte daha deneyimli ve daha eski olma. Büyüklük. Kıdem.

Anteriority : Kıdem. Tercih. Önde olma. Üstünlük.

Earliness : Erkenlik. Erkencilik. Erken olma. Erken olma durumu. Ürünlerden erken hasat alma. Erkenlilik.

Antecedence : Evvellik. Öncelikli olma. Önce olma. Takaddüm. Öncellik. Yıldızlara bakınca hareket ediyormuş gibi hissetme. Bir sıra düzeni içinde birbirini izleyen uyaran ya da sınarlar arasında ya da sıralayıcı bir ölçekte dizilenmiş bireyler arasında önce gelenin taşıdığı sırasal konum.

Precedences : Takaddüm hakkı. Öncelik sırası. Öncelik hakkı. Üstünlük. Önce gelme. Rüçhan. Önde gelme. Önce olma. Kıdem.

Primacy : Başpiskoposluk. Önce gelme. Papalık. Üstünlük. Önde gelme.

Priority : Bir şeyi ötekine karşı yeğleme, üstün tutma. diğer nesnelerden daha üstün tutulan. Rüçhan hakkı. Bir bilgisayara verilen görevlerin işleme konma sırasını belirlemede işletim dizgesince göz önünde tutulmak üzere tanımlanan belirteç. dizgeyi oluşturan donanım birimlerinden gelen uyarıları tutarlı biçimde işleyebilmek üzere tanımlanan sıradüzen. Önemli. Paris birliği anlaşması'na göre, bir yıllık kütüğe yazım süresi. Üstünlük. Kıdem. Kıdemlilik. Öncelik hakkı.

Seniority : Bir işte daha deneyimli ve daha eski olma. Kıdemlilik. Büyüklük. Kıdem. Üstlük. Yaşça büyüklük. Eskilik. Çalışanın bir işte çalıştığı süre.

 

Initiative : Girişim. Yasa teklifinde bulunma hakkı. Başkalarının yardımı olmadan karar verme yeteneği. Başlatan. İnisiyatif. Girişkenlik. İlk adım. Ön ayak olma. İnsiyatif. Başlangıç.

Antecedency synonyms : precedency, preference, priorities, primacies, preferences, previousness, precedence.

Antecedency zıt anlamlı kelimeler, Antecedency kelime anlamı

Posteriority : Sonradan gelme.

Lateness : Gecikme. Geç kalma. Geç olma. Tehir.

Antecedency ingilizce tanımı, definition of Antecedency

Antecedency kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state or condition of being antecedent. Priority.