Antonym türkçesi Antonym nedir

  • Gramer alanında kullanılır.
  • Zıt anlamlı sözcük.
  • Karşıt anlamlı.
  • Zıt anlam.
  • Zıt anlamlı kelime.
  • Anlamları bakımından birbirine karşıt olan; birbirine zıt anlam taşıyan (kelimeler): acı / tatlı, az / çok, alçak / yüksek, ağır / hafif, aşağı / yukarı, büyük / küçük, düz / eğri, iyi / kötü, ileri / geri, eğri / doğru, irili / ufaklı, güzelli / çirkinli, ucuz / pahalı, zor / kolay, şişman / zayıf vb. karşıtı eş anlamlı'dır.
  • Karşıt anlamlı sözcük.

Antonym ile ilgili cümleler

English: The word ‘antonym’ is antonymous to ‘synonym’.
Turkish: "Zıt anlamlı" sözcüğü "eş anlamlı" sözcüğünün zıt anlamlısıdır.

Antonym ingilizcede ne demek, Antonym nerede nasıl kullanılır?

Replace with antonym : Zıt anlamlı sözcükler.

Antonymous : Zıt anlamlı. Karşıt anlamlı. Karşıt anlamlı sözcükle ilgili (başka bir kelimenin zıt anlamı olan kelime).

Antonyms : Zıt anlamlılar. Karşıt anlamlılar. Karşıt anlamlı sözcük.

Antonymy : İki kelimenin birbirine aykırı, birbirine karşıt anlam vermesi durumu: açlık / tokluk, iyilik / kötülük, hastalık / sağlık, gençlik / ihtiyarlık, soğuk / sıcak, genişlik / darlık, vb…. Karşıtanlamlılık. Karşıt anlamlılık.

Mark antony : İkinci üçlü yönetimin bir üyesi. Julius sezar'ın suikastçılarının üstesinden gelen romalı politikacı ve general ve julius sezar'ın arkadaşı. (mö. 83-30, latince'de marcus antonius).

 

Antonia : Montana'da (abd) bir kasaba. Bir kadın adı. Kadın ismi.

Antonio gaudi : Münhasıran barselona'da çalışmış ünlü bir ispanyol mimar. Antonio gaudí y cornet (1852-1926).

Antonio : Bir erkek adı. Erkek ismi. Bir soyadı.

San antonio : Florida eyaletinde şehir. Teksas'ta (abd) bir şehir. Teksas eyaletinde şehir.

Antonius : Latin hıristiyan olduğu tahmin edilen üçüncü yüzyıl şairi. Telli müzik aletleri tasarımlarıyla ünlü italyan keman imalatçısı. Antik roma'da pek çok yurttaşı adı. Julius caesar'ın altında çalışmış ingilizcede mark antony olarak bilinen ve cleopatra'nın kocası ve romalı devlet adamı ve general. Antonius stradivarius (1644-1737, antonius stradivarius olarak da bilinir). Marcus antonius (iö 83 (civarı) - iö 30).

İngilizce Antonym Türkçe anlamı, Antonym eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Antonym ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ablaut : Ünlü atlaması. Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü almaşması. Ses değişimi.

Adjektive : Sıfat. Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! — ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb.

 

Action verb : Hareket veya eylem fiili. Kılış fiili. Eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb.

Ablative : Buharlaşan. Ergiyen. İsmin -den hali. Den hali. İsmin -den halindeki. Den halindeki. Ablatif. Aşınan. Çıkma durumu. Çıkışlık hal.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

Active voice : Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Etken çatı. Düz çatı. Aktif çatı. Aktif ses.

Conversing : Zıt. Karşıt. Konuşmak. Görüşmek. Sohbet etmek. Evirtim. Akis. Tersinmek. Söyleşmek.

Active verb : Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil. Etken eylem.

Antonyms : Karşıt anlamlılar. Zıt anlamlılar.

Opposite : Aleyhinde. Ters. Karşıda. Karşıda olan. Karşı yönde. Karşısında. -in karşısında. Karşı. Zıt.

Antonym synonyms : direct antonym, indirect antonym, word, antonymous, accentuation, conversed, converses, converse, action noun, accent of group, accidence, adams apple, accent intensive, opposite word, actif, abstract noun, accusative.

Antonym zıt anlamlı kelimeler, Antonym kelime anlamı

Synonym : Bilgi erişimde, özdeş kavramları gösteren anahtar-sözcük ya da deyimler. Anlamdaş sözcük. Anlamları aynı veya birbirine yakın olan kelimeler. dil bilimi açısından aslında anlamca birbirine tıpı tıpına denk düşen çok az kelime vardır. eş anlamlı sözler, genellikle bazı kelimelerdeki kavram inceliklerinin çeşitli sosyal ve dil kesimlerinde zamanla gölgelenmeye uğrayarak anlamca birbirlerine yaklaşmalarından oluşmuştur. et. yir/oron «yer»; süçig/tatlıg «tatlı»; yul/bınar «pınar»; ögirmek/sevinmek «sevinmek», tt. baş/kafa; ak/beyaz, kara/siyah, yemeni/yazma, bıkmak/bezmek/usanmak, bunalmak/sıkılmak, göndermek/yollamak; son bulmak/sona ermek; dilemek/istemek, kızmak/öfkelenmek vb. bir dilin kendi kelimeleri arasında olduğu gibi, alıntı kelimeleri arasında da eş anlamlı olanlar vardır. türkçe, arapça ve farsçadan yaptığı alıntılar dolayısıyla bu bakımdan bol örnekler vermektedir: göz / far. çeşm, ar. ayn; dudak / far. leb; kan/ ar. dem; buyruk/ ar. emr>emir; çok / ar. fazla; buyurmak/ ar. emretmek; değer/ ar. kıymet; yetenek/ ar. kabiliyet; üzüntü/ ar. keder; eğilim/ ar. temayül vb. dilimizde eş anlamlı sözlerin batı dillerinden alınmış örnekleri de vardır: doğruca, doğrudan doğruya/direkt; yönerge/talimat/direktif; boyunbağı/kıravat; canbazlık/akrobasi; iş, hareket/aksiyon; dingil/aks; hamamlık/banyo vb. Eşanlamlılık. Aynı kategoride kullanılamayan aynı taksonu ifade eden iki veya daha fazla sayıdaki bilimsel ad. moleküler biyolojide aynı aminoasidi kodlayan iki veya daha fazla kodon. Eş anlamlı (kelime). Anlamdaş. Eş anlamlı. Sinonim. Eşanlamlı sözcük.

Antonym ingilizce tanımı, definition of Antonym

Antonym kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A counterterm. A word of opposite meaning. Used as a correlative of synonym.