As it is türkçesi As it is nedir

  • Hakikatte.
  • Aynıyla.
  • Bulunduğu durumda olduğu gibi.
  • Bu şekliyle.
  • Gerçekte.
  • Şu anki durumda.
  • Olduğu gibi.
  • Bu durumda.

As it is ile ilgili cümleler

English: Any watch will do as long as it is cheap.
Turkish: Ucuz olduğu sürece, herhangi bir saat işimi görür.

English: It's as much an art as it is a science.
Turkish: Bu bir bilim olduğu kadar da bir sanattır.

English: It's as deep as it is wide.
Turkish: Genişliği kadar derindir.

English: Any time will do so long as it is after six.
Turkish: Altıdan sonra olmak şartıyla herhangi bir zamanda olur.

English: As long as it is cheap, any watch will do.
Turkish: Ucuz olmak şartıyla, herhangi bir saat işimi görür.

As it is ingilizcede ne demek, As it is nerede nasıl kullanılır?

As : Olarak. Babında. Diği gibi. Rağmen. Ki. Gibi. İken. İrken. Halde. Toplam sunum.

It : Ona. Cinsel ilişki. Bilişim. İtalyan. İlişki. Onu. Şahsiyet. O. Ebe (oyunlarda). Cazibe.

Is : Uluslararası sistem. Olmak. -dır. -dir. Bilim adamları için bütün kalıcı metrik sistem (uzunluk, zaman, elektrik akımı, sıcaklık, ışık şiddeti, madde miktarı ve kütle temel ölçü birimleri ile).

As it is rumoured : Söylentiye göre.

As broad as it is long : Ayvaz kasap hep bir hesap. İki eşit seçenek arasında karar verememe durumu.

 

Be that as it may : Doğru bile olsa. Öyle bile olsa. Her ne olursa olsun. Doğru da olsa. Her ne kadar doğru olsa da. Öyle de olsa. Öyle olmasına karşılık. Öyleyse bile.

Before it is too late : Çok geç olmadan. Yol yakınken. İş işten geçmeden.

As it turned out : Oysa sonunda.

As it should be : Olması gerektiği gibi. Pek tabi. Uygun olacak şekilde. Uygun olduğu gibi. Layıkıyla. Uygun düştüğü gibi.

As it used to be : Çok önceden olduğu gibi. Eskiden olduğu gibi. Eskiden de olduğu gibi. Önceden de olduğu gibi. Bir zamanlar olduğu gibi.

İngilizce As it is Türkçe anlamı, As it is eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak As it is ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In its true colours : Aynen.

That in itself : Mevcut durumunda. Yanlız başına. Kendi içinde ve kendine ilişkin.

At that rate : O halde. Bu gidişle. O hesapla. Bu hızla. Böyle giderse. Bu şartlar altında.

In sooth : Gerçekten.

In fact : Bilfiil. Hatta. Hakikaten. Aslında. Oysa. Gerçekten. Aslına bakılırsa. Filhakika. Adeta.

In point of fact : Aslını sorarsan. Şu bir gerçek ki. Aslına bakıldığında. Gerçek şu ki. Aslına bakarsanız. Aslını ararsan. Gerçekten. Aslında. Hakikaten.

Thens : O durumda. O zamanın. Şu halde. O halde. Öyleyse. O zamanlar. Ayrıca. (ondan) sonra. O zamanki.

Defacto : Fiilen. Eylemsi. Bilfiil. Fiili. Gerçekte yapılan.

In effect : Aslında. Tesir itibarıyla. Yürürlükte olan. Etki itibariyle. Gerçi. Geçerli. Aslına bakılırsa. Yürürlükte. Filhakika.

In sober fact : Aslında.

As it is synonyms : in that case, at that, de facto, in reality, at heart, virtually, much the same, under the circumstances, in this instance, then, to this effect, in actual fact, as, the bare fact, as it happens, essentially, aamof, in practice, as big as life, actually, bare facts, admittedly, in this case, as such, as is, in these circumstances, in the circumstances, thus situated, neck and crop, warts and all.