In effect türkçesi In effect nedir

  • Gerçi.
  • [#gerçekte Gerçekten].
  • Tesir itibarıyla.
  • Yürürlükte.
  • Filhakika.
  • Yürürlükte olan.
  • Gerçekte.
  • Aslında.
  • Aslına bakılırsa.
  • Geçerli.
  • Etki itibariyle.

In effect ile ilgili cümleler

English: The law is still in effect.
Turkish: Yasa hâlâ yürürlüktedir.

English: In effect, flowers are the creators of honey.
Turkish: Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.

English: Our suggestions were, in effect, almost the same.
Turkish: Aslına bakılırsa tekliflerimiz neredeyse aynıydı.

In effect ingilizcede ne demek, In effect nerede nasıl kullanılır?

In : Tutulan. Mevsimi gelmiş. İçine. Halinde. İçeri doğru yönelen. İç. Gelmiş olan. Dahili. İçeriye. Çok moda olan.

Effect : Sonuçlandırmak. Ulaşmak. Etki. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Sonuca vardırmak. Başarmak. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik, gürültü, sis, yağmur, kar, güneş, gece, fırtına, yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü. Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden. Bir bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız değişken tarafından belirlenen ya da bağımlı konumda olan etken. bk. neden.

 

Be in effect : Yürürlükte bulunmak. Yürürlükte olmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir halde. Sıkıntıda. Zor durumda. Zor bir durumda.

In a bad mood : Kötü bir ruh halinde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Aksiliği üstünde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Aksiliği üzerinde.

In a bad light : Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı. Kötü bir ışıkta. Kötü bir yolla.

İngilizce In effect Türkçe anlamı, In effect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In effect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Applicable : Uyarlanabilir. Yürürlükte bulunmak. Kılgın. Uygulanabilir. İlgili. Uygun. Yerinde. Bağıntı kurmak.

In reality : Gerçek hayatta.

In sober fact : Hakikatte.

Orthodox : Göreneksel. Doğru. Ortodoks. Herkesin inandığına inanan. Kabul edilmiş. Tam. Uygun. Alışılmış. Akılcı.

In force : Büyük kuvvetlerle. Bütün gücüyle. Yürürlükte olan (geçerli). Geçer. Yürürlükte bulunan. Cari. Bütün kuvvetiyle. Tam kuvvetle.

Though : -se bile. Oysaki. Velev ki. -diği halde. Fakat. Yine de. -e karşın. Karamazdan. Velev. Herşeye rağmen.

Available : Yararlanılır. Görüşmeye uygun. Elverişli. Meşgul değil. Bulunabilir. Var. Eldeki. Kullanılabilir. Mevcut.

As it is : Hakikatte. Bulunduğu durumda olduğu gibi. Olduğu gibi. Bu durumda. Aynıyla. Bu şekliyle. Şu anki durumda.

As such : Kendi başına. Böyle. Olduğu gibi. Haddi zatında. Kendiliğinden. Şöyle. Böylesi gibi. Bu itibarla. (kendi) doğasına bağlı olarak. Bunun gibi.

 

Actually : Fiili olarak. Aslına bakarsak. Asıl. Fiilen. Filvaki. Doğrusu. Bizatihi.

In effect synonyms : in place, forsooth, in fact, living, eligible, admissible, for real, actual, defacto, acceptable, admittedly, genuinely, altho, cardinally, notwithstanding, as far as it goes, in actual fact, actuals, at bottom, by my troth, tho, honestly, for good and all, yet, basically, far out, bona fide, deep down, passable, valid, in sooth, as big as life, as a matter of fact.