Be in effect türkçesi Be in effect nedir

  • Yürürlükte bulunmak.
  • Yürürlükte olmak.

Be in effect ingilizcede ne demek, Be in effect nerede nasıl kullanılır?

Be : Olmak. Berylliumb (berilyum). Bulunmak. Durmak. Kalmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -dir. -dı. Var olmak. -dır.

In : İçeri. Tutulan. Da. De. İçinde. İktidardaki. Çok moda olan. İçeri doğru yönelen. Gelmiş olan. İçine.

Effect : Meydana getirmek. Elektronik devreler yardımıyla gitar sesi üzerinde yapılan değişiklik ve süslemeler. Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden. Sonuç. Etki. Sonuca vardırmak. Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik, gürültü, sis, yağmur, kar, güneş, gece, fırtına, yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü. Sonuçlandırmak. Fizik, gitar, kimya, tiyatro alanlarında kullanılır. Anlam.

Be in : Olayın vb içinde olmak. Bir olaya vb bulaşmak. Moda olmak. Çıkmak (mevsimi geldiği için sebze veya meyve). Yer almak. Gol olmak. Bir olaya vb karışmak. Evde veya ofiste bulunmak.

Be in the ascendant : Yıldızı parlamak. Hükmetmek. Yükselmek. İtibar kazanmak.

Be in a dilemma : Çelişki yaşamak.

Be in a coma : Komaya girmek. Komada olmak.

Be in a cleft stick : Zor durumda olmak. Çıkmazda olmak. İki arada bir derede kalmak.

 

Be in a fix : Zor bir duruma düşmek. Ortada kalmak.

Be in a bad way : Heyheyleri üzerinde olmak. Mutsuz bir ruh halinde olmak. Kötü gününde olmak. Zorluklar veya sorunlar yaşıyor olmak. Çok zor bir durumda olmak. Çok hasta olmak. Ağır hasta olmak. Meydanda kalmak.

İngilizce Be in effect Türkçe anlamı, Be in effect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be in effect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Run : Oynatmak. Kaçakçılığı yapmak. Geçip gitmek. Akmak. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları. Koşmak. Geçmek. Geçerli olmak. Yönetmek. Otlatmak.

Applicable : Kılgın. İlgili. Bağıntı kurmak. Uyarlanabilir. Geçerli. Uygun. Uygulanabilir. Yerinde.

Prevailed : Geçerli olmak. Yenmek. Etkili olmak. Üstün gelmek. Yaygın olmak. Yerine geçmek. Kafalamak. Hüküm sürmek. Baskın çıkmak. Galebe çalmak.

Hold good : Değerini korumak. Geçerliliğini sürdürmek. Geçerli olmak.

Prevail : Hüküm sürmek. Baskın çıkmak. Galip gelmek. Yerine geçmek. Yenmek. Üstün gelmek. Egemen olmak. Yaygın olmak. Geçerli olmak.

Prevails : Yaygın olmak. Kafalamak. Başarmak. Geçerli olmak. Yerine geçmek. Galebe çalmak. Yenmek. Etkili olmak. Galip gelmek.

Be effective : Etkili olmak. Hüküm doğrumak. Etkisi olmak. Sökmek. Etkin olmak. Tesirli olmak.

Be in force : Hükmü olmak.