In force türkçesi In force nedir
- Tam kuvvetle.
- Tüm gücüyle.
- [#geçer Geçerli].
- Bütün gücüyle.
- Cari.
- Yürürlükte olan (geçerli).
- Büyük kuvvetlerle.
- Bütün kuvvetiyle.
- Yürürlükte bulunan.
- Yürürlükte.
- Hukuk alanında kullanılır.
- Geçer.
In force ile ilgili cümleler
English: Is that law still in force?
Turkish: Bu kanun hâlâ yürürlükte mi?
English: The Julian calendar was in force in Russia.
Turkish: Jülyen takvimi Rusya'da yürürlükteydi.
English: They are going to put the bad law in force.
Turkish: Onlar kötü bir kanunu yürürlüğe sokuyorlar.
In force ingilizcede ne demek, In force nerede nasıl kullanılır?
In : Çok moda olan. İçeri doğru yönelen. Olarak. Halinde. Tutulan. İçine. İç. İktidardaki. İçinde. İçeri.
Force : Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Serada yetiştirmek. Zorlamak. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur). Çabuklaştırmak. Güç. Irzına geçmek. Yükseltmek (fiyat). Mecbur etmek.
Be in force : Yürürlükte bulunmak. Yürürlükte olmak. Hükmü olmak.
Be out in force : Tüm güçleriyle orada olmak. Tam kadro bulunmak veya gelmek. Hepsi veya tümüyle orada olmak.
Enter in force : Meriyete girmek. Yürürlüğe girmek.
Tariff in force : Yürürlükte bulunan gümrük bildirmeliği ya da belli bir mala ilişkin gümrük vergisi oranı. Yürürlükteki bildirmelik.
Reconnaissance in force : Cebri keşif. Büyük kuvvetle hücum.
İngilizce In force Türkçe anlamı, In force eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak In force ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Full steam ahead : Eldeki tüm olanaklarla. Tam gaz. Son süratle ileri.
Applicable : Yürürlükte bulunmak. Uygulanabilir. Kılgın. Uyarlanabilir. Yerinde. Uygun. İlgili. Bağıntı kurmak.
Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.
Transitable : Geçilebilir. Uygulanabilir. İletilebilir. Yapılabilir. Dönüştürülebilir. Geçirilebilir. Transfer edilebilir. Nakledilebilir. Paraya çevrilebilir.
To day : Aktüel. Güncel. Bugünkü.
Administration of justice : Yargı idaresi. Adliye. Yargı. Kaza uygulamaları. Adalet yönetimi.
Living : Yaşam tarzı. Yaşam standardı. Geçim yolu. Yaşama. Ekmek parası. Oturma. Güncel. Yaşayan. Hayat.
Act of witness : Tanıklık.
Administrative districts : İdari bölüm. Kaza. İdari bölge. İlçe.
Abstention : İmtina. Çekimser kalma. Uzak durma. Oy vermeme. Çekimser oy. Sakınma. Çekimserlik. Vazgeçmek. Kaçınma.
In force synonyms : administer an oath, orthodox, as hard as he could, operative, received, acceptable, accused, eligible, considered, abduction, for dear life, american law of corporation, in place, all out, effective, running, abetment, aggravating circumstances, absente, current, at a run, admissible, effectual, far out, valid, a wide saloon, in effect, in use, desired, available, allegation, amain, rife.

Bu kısımda In force kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede In force ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce In force anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz In force ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.