Force türkçesi Force nedir
- Kuvvet.
- Irzına geçmek.
- Cebir.
- Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur).
- Mecbur etmek.
- Serada yetiştirmek.
- İcbar etmek.
- Sıkıştırmak.
- Zorlama.
- Güç.
- Çabuklaştırmak.
- Zorlamak.
- Baskı yapmak.
- Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Turfanda yetiştirmek.
- Yükseltmek (fiyat).
- Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
Force ile ilgili cümleler
English: Ali didn't force me to do anything.
Turkish: Ali beni herhangi bir şey yapmaya zorlamadı.
English: An F-14 is a U.S. Air Force plane.
Turkish: Bir F-14 ABD Hava Kuvvetleri uçağıdır.
English: Ali is a retired air force major.
Turkish: Ali emekli bir hava kuvvetleri binbaşı.
English: A country without enough labour force cannot be self sufficient.
Turkish: Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.
English: Ali tried to force Mary to quit.
Turkish: Ali Mary'yi işi bırakması için zorlamaya başladı.
Force ingilizcede ne demek, Force nerede nasıl kullanılır?
Force a passage through the crowd : Kalabalık arasından iterek kendine yol açmak. Kalabalık arasından bir yol açmak.
Force a smile : Zorla gülümsemek.
Force an issue : Bir konuyu zorlamak. Bir karar varılması için baskı yapmak. Konuyu zorlamak. Gündemi zorlamak.
Force an open door : Açık kapıyı zorlamak. Açık kapıyı kırıp geçmek.
Force back : Geri püskürtmek. Kanırmak. Kanırtmak.
Force land : İnişe zorlamak. Zorunlu iniş yapmak.
Force down : Aşağı doğru iteklemek. Aşağı doğru zorlamak. Tutmak. Durdurmak. Alıkoymak. Engel olmak.
Force feeding : Zorlamalı, aşırı yemleme programının uygulanması. Zorla besleme. Tazyikli yağlama. Zorla yedirme.
Force fed : Zorla besleme. Zorla yedirme.
Force constant : Kuvvet katsayısı. Kuvvet sabiti.
İngilizce Force Türkçe anlamı, Force eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Force ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Clouted : Paçavra. Etki. Patlatmak. Darbe. İndirmek (argo terim). İndirmek. Nüfuz. Prestij. Vurmak.
Accelerates : Hız kazandırmak. Hız vermek. İvmek. Hız kazanmak. İvme kazandırmak. Hızlanmak. Özendirmek. Süratini artırmak. Canlandırmak.
Besets : Rahat bırakmamak. Rahat vermemek. Kuşatmak. Dört bir yandan saldırmak. Sıkıntı vermek. Etrafını sarmak. Sarmak. Etrafını çevirmek.
Duress : Şantaj. Tutuklama. Hapis. Tehdit. Tazyik. İcbar. Baskı.
Act : Hareket etmek. Davranmak. Çeşitli güdülerden kaynaklanan ve tanısal bir içeriği olan amaçlı davranış. Numarası yapmak. Oynamak. Görevini yapmak. Numara yapmak. Oynamak (rol). Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. Eylem.
Compels : Zorunda bırakmak. Mecbur bırakmak.
Wheel : Çark ettirmek. Tekerlekli bir şeyi itmek. Özeğinden geçen bir dingilin çevresinde dönerek araçların devinimini sağlayan çember biçimli örgen. Gitmek (tekerlekli bir araç). Dönmek. El arabasıyla götürmek. Döndürmek. Daireler çizerek dönmek. Teker.
Clamor down : Yaygarayla istemek.
Faculty : Hassa. İmtiyaz. Anlak, angı gibi üst ansal işlevselliklerin birbirinden ayrılabilen işlemleri ya da alt öğeleri. Geleneksel olarak bellek, usavurma, algılama ya da imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri. a. bk. zihin yetileri. Kabiliyet. Bilimyurdu. Yapma özgürlüğü. Öğretim kurulu. Duyu.
Astringed : Kabız. Büzmek. Sıkmak.
Force synonyms : turn up the pressure, squeeze for, bring oneself, turn up the heat, bring to terms, duresses, vis, constrict, violates, constrains, bully, domineered, bludgeon, bombarding, fordo, algebra, capability, pin, compel, pressure, rapes, constraint, domineers, ascendance, drive, arm twisting, coercing, be urgent with somebody, emphases, besieging, coercion, force the pace, bottle up.
Force zıt anlamlı kelimeler, Force kelime anlamı
Refrain : Çekinmek. Kendini tutmak. Sakınmak. Nakarat. Alıkoymak. Kaçınmak. Frenlemek. Geri durmak.
Attraction : Hukuk, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Atom, yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim. (genellikle, çift ucaylı iki parçacığı yöneltme, bir çift ucaylı parçacığı, ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur.). Çekicilik. Çekici şey. Sempati. Nesnelerin ağınımsal, elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri. Çekim. Albeni. Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet. Alımlılık.
Centripetal force : Ortaya çekici kuvvet. Özekçil kuvvet. Merkezcil kuvvet. Bir nokta çevresinde dolanan bir nesnenin, dolanım özeğine doğru olan ivmesini oluşturan kuvvet. Santripetal kuvvet. Merkezcil çekim kuvveti.
Force antonyms : repulsion, centrifugal force.
Force ingilizce tanımı, definition of Force
Force kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A cascade. Might. Strength or energy of body or mind. To coerce. To use violence. Vigor. Validity. To constrain to do or to forbear, by the exertion of a power not resistible. Active power. To lard. To endeavor. Especially, power to persuade, or convince, or impose obligation. Special signification. To make violent effort. A waterfall. As, the force of an appeal, an argument, a contract, or a term. Often, an unusual degree of strength or energy. As, masters force slaves to labor. To farce. Capacity of exercising an influence or producing an effect. To strive. To stuff. To compel by physical, moral, or intellectual means. Pertinency.

Bu kısımda Force kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Force ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Force anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Force ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.