Force down türkçesi Force down nedir

Force down ingilizcede ne demek, Force down nerede nasıl kullanılır?

Force : Yükseltmek (fiyat). Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Baskı yapmak. Mecbur etmek. Güç. Kuvvet. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur). Sıkıştırmak. Çabuklaştırmak. Cebir.

Down : Alaşağı etmek. Yıkmak. Bozuk. Çökmek. İndirmek. Yere sermek. Aşağıya doğru. Aşağısına doğru. Beri. Boyunca.

Force a passage through the crowd : Kalabalık arasından bir yol açmak. Kalabalık arasından iterek kendine yol açmak.

Force a smile : Zorla gülümsemek.

Force an issue : Gündemi zorlamak. Konuyu zorlamak. Bir karar varılması için baskı yapmak. Bir konuyu zorlamak.

Force an open door : Açık kapıyı zorlamak. Açık kapıyı kırıp geçmek.

İngilizce Force down Türkçe anlamı, Force down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Force down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in the way : Engelleyen bir pozisyonda bulunmak. Yolu tıkamak. Kalabalık etmek. Ayak altında olmak.

Deters : Caydırmak. Yıldırmak. Gözünü korkutup vazgeçirmek. Engellemek. Vazgeçirmek. Cesaret kırmak. Vazgeçmek. Mani.

 

Bespeak : Ayırtmak. Ismarlamak. Talep etmek. Konuşmak. Göstergesi olmak. Hitap etmek. Sipariş vermek. Rica etmek. Bir şeye delalet etmek.

Call a halt : Bitirmesini emretmek. Kesmek. Son vermek. Yarıda kesmek.

Bespeaks : Göstergesi olmak. Konuşmak. Ismarlamak. Ayırtmak. Hitap etmek. Sipariş vermek. Bir şeye delalet etmek. İstemek. Rica etmek.

Blanketed : Susturmak. Üzeri örtülmüş. Örtbas etmek. Battaniye ile örtmek. Battaniyeye sarmak. Örtmek. Kapsamak. Üzerine battaniye örtülmüş. Kaplanmış.

Deter : Yıldırmak. Vazgeçirmek. Caydırmak. Mani. Gözünü korkutup vazgeçirmek. Cesaret kırmak. Engellemek. Vazgeçmek.

Avoid : Uzak durmak. Kaçınmak. Engellemek. Savmak. İptal etmek. Atlatmak. Kaçmak. Yanaşmamak. Savuşturmak. Korunmak.

Aborts : Bitirmeden durdurmak. Dölütünü düşürtmek. Çocuk düşürmek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Başarısızlıkla bitmek. Tamamlamadan durdurmak. Düşük yapmak. Gelişememek. İptal etmek. Düşürtmek (dölütü).

Cramp : Kasınç. Gelişimi engellemek. Mengene. Mengene ile sıkıştırmak. Kısıtlamak. Hareketi kısıtlamak. Krampon. Engellemek. Sıkıştırmak.

Force down synonyms : abduct, binds, blocks, abandon, arrests, bind, balks, abolish, balking, block, delays, aggregate, abort, book, affects, deforce, balk, aborting, blanket, check, debarred, bring short, abducts, bespeaking, approve of, abolishes, baffle, abide by, blow the whistle on, amount to, detains, checks, baffles.