Faculty türkçesi Faculty nedir
- Kuvvet.
- Eğitim alanında kullanılır.
- Beceri.
- Yeti.
- Allah vergisi.
- Kabiliyet.
- Duyu.
- Bilimyurdu.
- Yetki.
- Yetenek.
- Hassa.
- Bir okulun yönetim ve öğretim ile ilgili işlerinden sorumlu kimselerden oluşan kurul. bir eğitim kurumunda görevli öğretmenlerin tümü.
- Yapma özgürlüğü.
- Bir üniversitenin, öğrenim alanı ya da uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri.
- Kuvve.
- Anlak, angı gibi üst ansal işlevselliklerin birbirinden ayrılabilen işlemleri ya da alt öğeleri.
- Öğretim kurulu.
- İmtiyaz.
- Fakülte.
- Geleneksel olarak bellek, usavurma, algılama ya da imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri. a. bk. zihin yetileri.
- Ayrıcalık.
Faculty ile ilgili cümleler
English: Man is different from animals in that he has the faculty of speech.
Turkish: İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.
English: He was at a loss as to which faculty to choose.
Turkish: Hangi fakülteyi seçeceği hakkında şaşırmıştı.
English: Students may not enter the faculty lounge.
Turkish: Öğrenciler fakültelere yan gelip yatmaya gitmemeli.
Faculty ingilizcede ne demek, Faculty nerede nasıl kullanılır?
Faculty adviser : Fakülte danışmanı. Rehber öğretmen. Öğrencilere akademik tavsiyelerde bulunan fakülte veya kolej veya üniversite üyesi.
Faculty council : Fakülte kurulu. Bir fakültenin asıl öğretim üyeleri ile o fakültede ders vermekle görevli öteki öğretim üyelerinden oluşan, eğitim ve öğretim işlerini düzenleyici kararlar alan ve önerilerde bulunan, doğrudan doğruya fakülteyi ilgilendiren yasa, tüzük ve yönetmelik tasarılarını senato'ya sunmak üzere hazırlayan kurul.
Faculty dean : Bilimyurdu dekanı. Fakülte dekanı.
Faculty meeting : Öğretmenler toplantısı. Okul öğretmenler kurulunun eğitsel kollar ve türlü yarkurul çalışmalarıyla ilgili işleri konuşmak, öğretim programını incelemek, eğitim ve öğretimde izlenecek yolu saptamak, belli konulara ilişkin önerileri ve raporları karara bağlamak, öğrencilerin gelişme ve başarılarını değerlendirmek, üst makamlardan gelen bildiri ve yönergeleri öğrenmek gibi amaçlarla yönetmenin başkanlığında yaptığı toplantı.
Faculty member : Fakülte üyesi. Öğretim üyesi.
Engineering faculty : Mühendislik fakültesi.
Faculty of letters : Bir okulun öğretmen kadrosu. Edebiyat fakültesi. Edebiyat bilimyurdu.
Comprehensive faculty : Anlama gücü.
Have the faculty of : Yeterliliği olmak. Kabiliyeti olmak. İçin kapasiteye sahip olmak.
Faculty of agriculture : Bir üniversitenin ziraatle ilgili bölümü. Ziraat fakültesi.
İngilizce Faculty Türkçe anlamı, Faculty eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Faculty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Exponent : Misal. Bir niceliğin sağ üst köşesine, kaçıncı kuvvete yükseltileceğini göstermek için yazılan sayı. Katsayı. Sembol. Bir kayan ayrımlı gösterimde, gerçek sayı elde edilmek üzere, değişmez ayrımlı parça ile çarpılmadan önce, belirtilmemiş kayan ayrım tabanının yükseltileceği gücü gösteren sayıt. örn. 0,0001234 sayısının kayan ayrımlı gösterimi şudur: 0,1234 -3. burada -3. üst'tür. Beyan eden kimse. Üs. Üst. Örnek.
Competencies : Ehliyet. Yetkinlikler. Geçinip gidecek kadar gelir. Yeterlik.
Dints : Çizik. İz. Ufak çukur. Çentik. Çizgi. Ufak çukur açmak.
Abnormal child : Bedensel, zihinsel ya da toplumsal özellikler bakımından olağandışı ayrılıklar gösteren çocuk. Olağandışı çocuk.
Adequacy : Kifayet. Ehliyet. Bir örneğin, yansıttığı ayrıtların süreğen olduğu yolunda güven verecek sayısal büyüklükte olması. Uygunluk. İstihkak. Yeterlik. Yeterlilik.
Accreditation : Elçi gönderme ya da atama. Yetki onayı. Tanıma (okul, eğitim programı). Güven belgesi provizyonu. Denklik. Onay belgesi. Yetki verme. Eşitlik belgesi.
Dominium : İdare. Mülkiyet hakkı.
Grant : Varsaymak. Hibe etmek. Bağışlama. Kabul etmek. Devir. Hibe. Bağışlamak. Tahsisat. Yerine getirmek.
Power : Güçlülük. Güç sağlamak. İktidar. Çıngı. Güç. Yetke. Takat. Fors. Sözü geçerlik. Bilgisayar, hukuk, fizik, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır.
Talent : Hüner. Marifet. Eski para ve tartı sistemi. Vergi. Yetenekli kimse. Doğal yetenek. İstidat. Tanrı vergisi.
Faculty synonyms : retentiveness, sensory faculty, achievement age, caliber, competence, concessionairy, college, reason, aptness, educational committee, sensus, immunity, activity, artifice, ability group, acumens, action, constrainment, calibres, module, concessions, art, coll, cachet, langues, abstract reasoning, adequacies, academy, doweries, favours, royalty, colleges, volition.
Faculty zıt anlamlı kelimeler, Faculty kelime anlamı
Inability : Acziyet. Aciz. Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Olanaksızlık. Beceriksizlik. Güçsüzlük. Gücü olmama. İktidarsızlık. Yapamama.
Faculty ingilizce tanımı, definition of Faculty
Faculty kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Capacity for any natural function. Capacity for any of the leading kinds of soul activity, as knowledge, feeling, volition. Psychical or soul capacity. As, faculties of the mind or the soul. Especially, an original mental power or capacity for any of the well-known classes of mental activity. Intellectual endowment or gift. Power. Ability to act or perform, whether inborn or cultivated.

Bu kısımda Faculty kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Faculty ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Faculty anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Faculty ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.