Assimilator türkçesi Assimilator nedir
- Asimile edilen.
- Başka bir grubun kültürel geleneklerine katılan kimse.
Assimilator ingilizcede ne demek, Assimilator nerede nasıl kullanılır?
Assimilate : Özümlemek. Benzemek. Benimsenmek. Özümsemek. Benzetmek. Asimile etmek. Özümsenmek. Uydurmak. Hazmetmek. Benimsemek.
Assimilated : Asimile edilmiş. Benzeşen. Asimile olmuş.
Assimilates : Benzemek. Uydurmak. Benimsemek. Hazmetmek. Benzetmek. Benimsenmek. Özümsemek. Sindirmek. Asimile etmek. Özümlemek.
Assimilating : Benimsenmek. Özümlemek. Asimile etme. Benzetmek. Özümsenmek. Benimsemek. Sindirmek. Özümsemek.
Assimilation : Benzetme. Kişilerin göçlerle gidip yerleştikleri yeni ülkelerdeki toplumun kültürel ve geleneksel yaşamlarına uyması ve o toplumun bireylerine benzemesi. Benzeşme. Ototrof organizmalarda karbondioksit, azot, su gibi basit inorganik maddelerin çevreden alınarak organizmanın kompleks organik bileşiklerine katılması. heterotrof organizmalarda sindirilen besin maddelerinin kompleks biyomoleküllere dönüştürülmesi. asimilasyon. Yeniden sentez. Bir özdeğin, içine aldığı bir başka özdek ya da etkinin özünü değiştirerek yapısına katması. Biyoloji, coğrafya, eğitim, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Egemen bir kültürün yabancı bir budunsal topluluğu ya da bir kültür öğesini içine alarak kendine benzetmesi, kendi içinde eritmesi süreci. Özümlenme. Metabolizmanın doku yapımıyla ilgili bölümü, parçalanan gıda maddelerinin özümleme sonucu vücuda yarayışlı biçime sokularak dokuların yapısında yer alışı, bu amaca yönelik vücutta seyreden biyokimyasal olaylar dizisi, anabolizma, asimilasyon, yeniden sentez, anabolik reaksiyonlar.
Social assimilation : Değişik ekinlerin, değişik ekinlerden birey ya da kümelerin, türdeş bir ekin bütünü oluşturacak biçimde kaynaşmaları. Toplumsal benzeşme.
Assimilative : Asimilasyona neden olan. Asimilasyon eğilimi olan veya asimilasyon işle tanımlanan. Benzeten.
Total assimilation : Tam benzeşme. Tam asimilasyon. Bir kelimede yanyana veya aralıklı olarak bulunan seslerden birinin diğerini boğumlanma noktası veya niteliği bakımından kendisine tam olarak benzeştirmesi olayı: o bir > öbür, pantalon > pantolon, gelmezse > gelmesse, gitsin > gissin gibi bk. benzeşme. Tam benzeşim.
Juxtapositional assimilation : Yakın benzeşim. Kelimede iç seste yanyana duran iki ünsüzden birinin kendisine yakın boğumlanma niteliği taşıyan öteki tarafından büsbütün ya da kımen benzeştirilmesi olayı: penbe > pembe, anbar > ambar, künbet> kümbet, kanbur > kambur, inbik > imbik, yalnız > yannız, eczacı > ezzacı, bunlar > bunnar, karanlık > garannıv, gitdi > gitti, saçdı > saçtı, seçgin > seçkin, zenginlik > zenginnik, yatsı > yassı, olmazsa > olmassa, mehmet > memmet, iğne > inne vb. Yakın benzeşme.
Labial assimilation : Küçük ünlü uyumu. Türkçe kelimelerin ilk hecelerindeki ünlülerin düz veya yuvarlak oluşlarına göre onu izleyen hecelerdeki ünlülerin, kelimenin ilk hecesi düz ünlülü ise düz, yuvarlak ünlülü ise dar yuvarlak veya geniş düz olarak gelmesi kuralı: yazı, yazmalar, tanıdık, susamak, uyanık, yükseliş, oda, öksüz, oğul, korku, dolu gibi.
İngilizce Assimilator Türkçe anlamı, Assimilator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Assimilator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dweeb : Aptal kimse. Embesil. Salak. Geri zekalı (argo terim). Aptal. Ahmak.
Soul : Gönül. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Timsal. Esas. Ruh. Şahıs. Simge. Soul. Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç.
Tutee : Öğrenci.
Person : Vücut. Kimse. Fert. Birey. Zat. Tip. Kişilik. Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)tır. Can. Adam.
Mortal : Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan. Çok büyük. Ölüm. İnsanoğlu. Öldürücü. Ölümcül. Geçici. Fani. İnsanlık. İnsan.
Wonk : Çok iş yapan veya ders çalışan kimse. Kendini beğenmiş (argo terim). Kendini beğenen. İnek öğrenci. İnek (öğrenci).
Learner : Bir şeyi öğrenmekte olan kimse. Öğrenici. Öğrenci. Öğrenim görmek amacıyla herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse. Bir işi çalışarak öğrenen kimse. Acemi. Öğrenen kimse.
Someone : Bir kimse. Önemli kimse. Biri. Şahsiyet. Birisi. Kimse.
Grind : Çekmek (mutfak robotunda sebze vb'ni). Gıcırdatmak. Üzmek. İneklemek. Taşa tutmak. Ezilmek. Zımparalamak. Ezmek. Çekmek. Öğütmek.
Swot : Kafa patlatmak. Çok çalışmak. Hafızlamak. İnek. Çalışkan öğrenci. İnek (öğrenci). Hafız. İneklemek.
Assimilator synonyms : quick study, memorizer, memoriser, sponge, nerd, scholar, somebody, individual.

Bu kısımda Assimilator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Assimilator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Assimilator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Assimilator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.