Assimilates türkçesi Assimilates nedir

Assimilates ingilizcede ne demek, Assimilates nerede nasıl kullanılır?

Assimilate : Hazmetmek. Uydurmak. Benzetmek. Benimsenmek. Sindirmek. Özümlemek. Özümsemek. Özümsenmek. Benzemek. Asimile etmek.

Assimilated : Asimile olmuş. Asimile edilmiş. Benzeşen.

Being assimilated : Asimile edilmiş olma. İçine çekilme. Asimile edilme. Emilme. Absorbe edilme.

Disassimilate : Katabolik değişmeye tabi olmak.

Unassimilated : İçine alınmamış. Hazmedilmemiş. Karıştırılmamış. Sindirilmemiş. Karışmamış. Asimile edilmemiş. Emilmemiş.

Assimilative : Asimilasyon eğilimi olan veya asimilasyon işle tanımlanan. Benzeten. Asimilasyona neden olan.

Incontiguous assimilation : Uzak benzeşme. Kelime içinde bir sesin uzakta bulunan başka bir sesi boğumlanma niteliği bakımından kendisine benzetmesi: binmek > minmek, etmek > ekmek, benderek > mendirek, şemsiye > şemşiye gibi bk. benzeşme.

Regressive assimilation : Gerileyici benzeşme. Kelime içinde önce gelen sesin, sonraki sese, boğumlanma niteliği bakımından kısmen veya bütünüyle benzeşmesi olayı; sonraki sesin geriye doğru etki yaparak önceki sesi kısmen veya bütünü ile kendine benzetmesi: o bir>öbir (gerileyici benzeşme)>öbür (ilerleyici benzeşme); türlü>tüllü, girmişsin>girmissin; anbar>ambar, perşenbe>perşembe, penbe>pembe, olsun>ossun, tarla>talla, eczacı>ezzacı, onbaşı>ombaşı, sübaşı>subaşı, içkur>uçkur vb. karşıtı ilerleyici benzeşme’dir. bk. benzeşme. Gerileyici benzeşim. Dönüşme.

 

Assimilation : Bir kimsenin öğrenmekte olduklarını kendi düşünce kalıbı içine sokması süreci. 2-herbart'ın ruhbilim anlayışına göre yeni yaşantıların eski yaşantılarla birleştirilmesi süreci. yabancı kültür öğelerinin türdeş bir toplulukça benimsenmesi olayı. Asimilasyon. Biyoloji, coğrafya, eğitim, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Emilim. Kişilerin göçlerle gidip yerleştikleri yeni ülkelerdeki toplumun kültürel ve geleneksel yaşamlarına uyması ve o toplumun bireylerine benzemesi. Yemdeki besin maddelerinin vücudun kendi maddelerinin yapısı ve deposu için vücut tarafından yararlanılabilir duruma getiren ve vücut tarafından kullanımını sağlayan, sindirim, emilim, dağılım ve metabolizma dahil işlemlerinin bir grubuna atfedilen fizyolojik bir olgu, özümleme. Özümseme. Özümleme. Bir özdeğin, içine aldığı bir başka özdek ya da etkinin özünü değiştirerek yapısına katması. Benzetme.

Progressive assimilation : İlerleyici benzeşme. Kelime içinde yanyana bulunan ünsüzlerden öncekinin kendinden sonrakini etkileyerek boğumlanma niteliği bakımından kısmen veya tamamen kendisine benzetmesi olayı: işçi, balcı, askı, eski, bitki, yetki, sözcü, gözcü yanında yaygı, kaygı, vergi, attan, ağaçtan, elden, evden vb. benzeşme olayı ağızlarda yaygındır. türü bakımından ilerleyici yarı benzeşme ve ilerleyici tam benzeşme olmak üzere ikiye ayrılır. || ilerleyici tam benzeşme: anlamak > annamak, dinlemek > dinnemek, şemsiye > şemşiye, yanlış > yannış vb. || ilerleyici yarı benzeşme: düğümlenmek > düğümnenmek, kimler > kimnbe, mumlu > mumnu, anlatmış > annatmış vb. || ilerleyici benzeşme, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak bazen kaynaşmış birleşik kelimelerde, ünlülerde de görülür. hay demek > haydamak, bir az > birez, yalın öz > yalınız > yalnız, kıl ibrik > kılıbık, sekiz on > sekizen > seksen vb. karşıtı gerileyici benzeşme'dir. bk. benzeşme. İlerletici benzeşim.

 

İngilizce Assimilates Türkçe anlamı, Assimilates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Assimilates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appear : Belirmek. Türemek. Varmak. Anlaşılmak. Görünmek. Arz-ı endam etmek. Boy göstermek. Belli olmak. Var olmak.

Approximate : Çok yaklaşmak. Yakınlaşmak. Yaklaşık olmak. Tahmin etmek. Yaklaştırmak. -e yakın olmak. Andırmak. Hemen hemen doğru ama tam değil. Yaklaşık.

Belabours : Uzatmak. Çok uzatmak. Dövmek. Lafı uzatmak. Pataklamak. Üzerinde fazla durmak.

Appeared : Göründü. Görünmek. Ortaya çıkmak. Belli olmak. Gözükmek. Gibi gelmek. Anlaşılmak. Belirmek.

Attemper : Tavlamak. Dengelemek (ısı). Yumuşatmak. Sertliğini gidermek. Teskin etmek. Dindirmek. Yatıştırmak.

Commandeering : Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak. Kendine mal etmek. Müsademe etmek. Askerliğe mecbur etmek. Haczetmek. El koymak. Askeri nedenlerle el koymak. Kendine maletmek. (bir uçağı vb) kaçırmak.

Bear : Dayanmak. Vermek. Götürmek. Getirmek. Sahip olmak. Uygun olmak. Çekmek. Ayı. Borsa fiyatlarını düşürmek.

Suckler : Sağlamak. İçine çekmek. Emmek. Meme emmek. Sızdırmak. Soğurmak. Massetmek. İçmek. Emzirmek.

Embark on : Girişmek. -a girişmek. -e girişmek. -mak için kolları sıvamak. -a başlamak. Başlamak.

Attenuate : Zayıflatmak. Hafifletmek. Kısmak. Değerini düşürmek. Daraltmak. Azaltmak. Dar. İnceltmek. Seyreltmek.

Assimilates synonyms : internalises, digests, espouse, associates, inline, embraced, coin, cow, sublate, appears, daunts, embraces, larn, stomach, internalize, be sold on, compare, sucklers, concoct, suck in, learn, digesting, commandeer, approach, applaud, coopted, approximated, coopt, imbibing, imbibe, damps, assimilating, stomachs.

Assimilates zıt anlamlı kelimeler, Assimilates kelime anlamı

Dissimilate : Farklı sesler çıkarmak. Farklılaşmak. Farklılaştırmak. Farklı olmak. Farklı yapmak. Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim).