Auricle türkçesi Auricle nedir

  • Kulakkepçesi.
  • Kulakçık (kalp).
  • Kulak kepçesi.
  • Aurikula.
  • Kalp kulakçıkları.
  • Memelilerde bir çift bulunan dış kulağın sesi toplamaya yarayan kıkırdaktan yapılmış kıvrımları olan dış parçası.
  • Sayvan.
  • Kulakçık.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Auricle ingilizcede ne demek, Auricle nerede nasıl kullanılır?

Left auricle : Sol kulakçık. Yüreğin ön iki odasından solda olanı.

Right auricle : Yüreğin ön iki odasından sağda olanı. Sağ kulakçık.

Auricled : Kulakçığa özgü. Kalp kulakçığına özgü. Kalp kulakçığıyla ilgili. Kulakçık ile ilgili.

Auricles : Sayvan. Kulakkepçesi. Aurikula. Kulakçık (kalp). Kulakçık. Kulak kepçesi.

Auric : Altın içerikli (kimya). Altınla ilgili. Üç değerli altın içeren. Altından yapılan. Altın (ile ilgili). Orik. Altınlı. Altından türetilen.

Auricular mite : Erkeklerinin bütün ayaklarında birer saplı çekmen bulunan ve etçil hayvanlarda kulak uyuzu yapan 250-530 mikron boyunda eklembacaklı. Kulak akarı. Kulak uyuz böceği. Psoroptidae ailesinde bulunan uyuz etkeni cinsi, otodectes. Kulak uyuzböceği.

Auricular plaque : Kulak plakları. Atlarda kulak kepçesinin iç yüzünde görülen hiperkeratotik ve pigmentsiz yassı siğiller.

Auricula : Oriküla. Ayıkulağı.

Auricular witness : Kulak misafiri.

 

Auricular tradition : Kulaktan kulağa yayılarak gelen gelenek.

İngilizce Auricle Türkçe anlamı, Auricle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Auricle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ear : Çıkıntı. Kulp. Kulak. İşitme duyusu. Kulak verme. Dikkat. Başaklanmak. İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. Başak.

Aardvark : Borudişli. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Karınca yiyen.

Pocket : Cebine indirmek. Kesim. Çembere almak (savaş). Hazmetmek (hakaret). Gizlemek. Cebine atmak. Türküm. Belli etmemek. Duy.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Baldachin : Gölgelik. İpek tente. Baldaken. Diba. Sunak örtüsü. Tente.

Atrium : Orta avlu. Solungaç çevresi boşluğu. Amfiyoksüslerde, yutağı çevreleyen ve ektoderm ile astarlanmış boşluk. peribranşiyal boşluk. Kulakcık. Trematod ve sestodlarda genital organların kanallarının açıldığı çukur bölüm. ön oda, ön boşluk. kulakçık. Kalbin sağ ve sol yarı bölümlerinin üst parçalarını oluşturan iki boşluktan her biri, atriyum. büyük ve küçük dolaşımda ana toplardamarların kalbe açıldıkları kalp boşlukları. Orta avlu (roma). Sağ kulakçık ve sol kulakçık olmak üzere iki bölmeden meydana gelmiş yüreğin ön iki odası. Otel vb bir yapıda ortası açık merkezi alan.

Cauliflower ear : Kulak hematomu. Dayaktan şişmiş kulak. Travma sonucu kulakta oluşan hematom. Darbe veya kaza sonrası zarar görmüş kulak.

 

Pouch : Biyoloji, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Cep. Torba ya da cep biçiminde herhangi bir yapı. cep. Avurt. Poş. Yutmak. Torba. Göz altında oluşan torbamsı şişlik. Para kesesi. Torbalanmak.

Ear lobe : Kulak memesi. Kulağın alt ucunda bulunan yuvarlak çıkıntı. Kulak kepçesinin küpe takılan alt bölgesi.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Auricle synonyms : auricula atrii, atrium of the heart, atrial auricle, atrium cordis, earlobe, outer ear, abramis zone, pinnas, acacia, a chromosome, canopy, a protein, canopying, abiotic environment, abambulacral area, external ear, canopies, abacus bodies, a site, aardvarks, atria, baldachins, abo blood groups system, stipule, auricles, cartilaginous structure, a cells, earlaps, pinna, pinnae, tent, awning, aardwolf.

Auricle ingilizce tanımı, definition of Auricle

Auricle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The external ear, or that part of the ear which is prominent from the head.