Bükü nedir, Bükü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Büyü.
Örülmüş kamış tornan.
Teknik terim anlamı:
Eski paçavradan yapılan dokuma. (Bozüyük Bilecik).
Bükü ile ilgili Cümleler
- Kurşun kolayca bükülür.
- Dizlerinizi bükün ve önünüze bakın.
- Ne yazık ki bu boynu bükük, fasfakir, sersefil, harap ve bitap, perişan ve de zavallı İngilizcemle çevirmem bir hayli zor.
- O gerçekten bükülmüş.
- En iyi iplik elle bükülendir.
Bükü ile ilgili Atasözü veya Deyim
beli bükülmek : yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamayacak duruma düşmek.
eğilip bükülmek : bir kimsenin karşısında sıkıntı, utanç ve benzerleri duygularını açığa vuracak hareketlerde bulunmak.
kırılıp bükülmek : kırıtarak, kibarlığa özenerek konuşmak.
Bükü anlamı, kısaca tanımı
Başın bükücü kası : Boyun omurlarının gövdeleri yanında yer alan uzun ve yassı kas, muskulus longus kapitis
Beli büküklük : Beli bükük olma durumu.
Boynu büküklük : Boynu bükük olma durumu.
Bükücü döngü : Esnek bir çubuk bükülünce her yerinde oluşan geri getirici kuvvet döngüsü.
Büküç : Köşe. Çene. [Bakınız: bük]. [Bakınız: bükeç].
Büküdek : Kambur, eğri. [Bakınız: bükrü]. Yan yan (yürüyüş için).
Bükük adım duruşu : Bükük dizle adım alma durumu.
Bükük asılma : Dirseklerden bükülü kollarla kendini çekerek asılma.
Bükük cephe duruşu : Vücudun, kalçada bir açı oluşturarak ellerde ve bütün tabanda yere dayalı bulunduğu durum, kedi kamburu.
Bükük dizüstü : Gövdeyi, kalçadan bükerek dizüstü duruştan öne uzatma durumu.
Bükük duruş : Vücudun, üst kısmının kalça ile bir açı oluşturacak biçimde öne uzanmış durumu.
Bükük oturuş : Vücudun, dik gövde ve bükülü dizlerle tabanlar ve kabalar üstünde yere dayalı bulunduğu durum.
Bükük yatış : Dizler bükülü sırtüstü yatış durumu.
Bükük yürüyüş : Bacaklar dizden bükük, gövde öne eğik tam taban basarak yürüme.
Büküklük : Bükük olma durumu.
Bükülebilirlik : Bir katının hasar görmeksizin bükülebilme yeteneği.
Bükülebilme : Bükülebilmek işi.
Bükülebilmek : Bükülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bükülek : Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği. Tavşanların çiftleşme zamanı. Mayıs ayı.
Bükülgeç : Dönemeç. Akarsuların büküntü yerleri. [Bakınız: bük]. Viraj, dönemeç.
Bükülme noktası : Bir eğri üzerinde bükeyliğin yön değiştirdiği nokta. Anlamdaş. büküm noktası.
Bükülmeli takla : Yarı dönüşle yapılan tehlikeli bir geri taklası.
Bükülmez : Bükülmezlik özelliği gösteren. Hatay ili, Reyhanlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Bükülmez kuzu hastalığı : Beyaz kas hastalığı.
Bükülmezlik : Bükmeye karşı metallerin gösterdiği direnme özelliği.
Bükülü ağ ipliği : İki veya daha fazla ağ ipliğinin bir araya getirilerek bir veya iki kez daha bükülmesiyle elde edilen ağ ipliği.
Bükülüm titreşimi : Esnek bükülgenlikten ileri gelen enine titreşim.
Bükülüverme : Bükülüvermek işi.
Bükülüvermek : Çabucak bükülmek.
Büküm ağrşağı : İpleri bükmek için kullanılan ağırşak.
Büküm noktası : [Bakınız: bükülme noktası].
Bükümeç : Dönemeç.
Bükümlemek : Katlamak. Yün veya pamuk ipliğini kalınlaştırmak.
Bükümlü dil : Kelime köklerinin yapım ve çekim sırasında önde, içte ve sonda bazı ekler alarak farklı şekillere ve kırılmalara uğradığı dil veya diller: Arapça, Almanca, Farsça, İngilizce, Rusça gibi. bk. büküm.
Bükün ara katkısı : Bükünde kök ile takı araşma giren öğe.
Bükün bükün olmak : Kıvrım kıvrım olmak, şişmanlıktan vücdun bazı yerleri kat kat olmak.
Büküntülü kırık : Düzlemi yay biçiminde olan kırık.
Bükür : Çelimsiz ve zayıf çocuk. Toplu: Bükür para verdim.
Büküre : Eğri. Kambur. [Bakınız: bükrü]. [Bakınız: bükeç]. Çıkrık cağlarının üzerine geçirilen ve yivlerine urgan atılan, tornada yapılmış ağaçtan dalgalı masura.
Bükürgeç : Saçta yufka ekmeği çevirmeye yarayan tahta aygıt. [Bakınız: bişirgeç].
Bükürü : Kambur.
Büküşmek : El şakası yapmak. Ani bir darbe ile yere yuvarlanmak. Bir köşeye kıvrılıp uyuya kalmak. Yere kapanmak.
Büküştürmek : Bükmek.
Bükütmek : Bir sıkıntı ile büzülmek.
Büküverme : Büküvermek işi.
Büküvermek : Çabucak bükmek.
Doğal büküm : Düşüncelerimizi ve duygularımızı dilin gerektirdiği bükümü bozmadan söyleme.
Ekiş büküş : Eğri büğrü, yamuk yumuk, dolambaçlı.
Fiil bükünü : Hint-Avrupa dilinde fiil çekimi.
Geometrik bükülme : Bir sistemin, örneğin bir reaktör kalbinin biçimine ve dış boyutlarına bağlı olan B²g parametresi.
Gövde bükünü : Hint-Avrupa dillerinde görüldüğü gibi takıları doğrudan doğruya köke değil de, gövdeye getiren bükün.
Işık bükülmesi : İnce bir yarıktan geçen ışık ışınlarının bükülerek yayılması; tayfyazarlarda bu özellikten yararlanılır.
İç büküm : Türkçe dışındaki bazı dillerde, kelimenin içerisinde meydana gelen büküm: Ar. hükm «hüküm», hâkim «hüküm veren», mahkûm «hükümlü», tahakküm «hükmetmek, baskı yapmak», fakir, fukara «fakirler» ve benzerleri Almanca lesen «okumak» las «okuyordu», gelesen «okumuş», Haus, Häuser «ev, evler»; İng. foot, feet «ayak, ayaklar», goose, geese «kaz, kazlar», tooth, teeth «diş, dişler», go «gitmek», went «gitti» gone «gitmiş» vb.
İç bükün : Bazı dillerde, kelimenin temel kısmında değişmeler olması şeklinde görülen bükün.
İsim bükünü : Hint-Avrupa dilinde isim çekimi.
Karnı bükülmek : Karnı ağrımak.
Kök bükünü : Sami dillerde olduğu gibi, takıları doğrudan doğya köke getirilmekle yapılan bükün.
Kritik büküm derecesi : Bükülmüş ipliklerin, bükümle kuvvet kaybetmeye başladıkları büküm aşaması.
S büküm : Sol büküm.
Sağ büküm : Dikey tutulan bir iplikte, iplik büküm yönünün sağ yöne doğru bükülmüş durumu, Z büküm.
Saltık bükün : Kelt dilinde, öneki olmayan yalın fiillerin bükünü, öneklilerin bükününe KOŞULU BÜKÜN (Flexion conjointe) denir.
Sol büküm : Dikey tutulan bir iplikte, iplik büküm yönünün sol yöne doğru bükülmüş durumu, S büküm.
Tehlikeli bükümler : Güçlü duyguların anlatımında tiz tonlara kaçma tehlikesi.
Yapay büküm : Düşünce ve duyguyu dilin gerektirdiği bükümü bozarak, uydurma bir gelenekle söz söyleme sanatı.
Z büküm : Sağ büküm.
Zamir bükünü : Bazı dillerde isim çekiminden ayrı olan zamir ve zamirsi sıfat çekimi.
Beli bükük : Beli bükülmüş. Güçsüz, zavallı.
Boynu bükük : Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda, zavallı bir biçimde. Üzgün, kırılmış, acınacak ve yardım bekler bir durumda olan, zavallı, boynu eğri.
Bükücü : Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.
Bükücülük : Bükücünün yaptığı iş.
Bükük : Bükülmüş, eğilmiş olan.
Bükülgen : Kolay eğilip bükülen. Bükünlü.
Bükülgenlik : Bükülgen olma durumu.
Bükülme : Bükülmek işi.
Bükülmek : Bükme işine konu olmak, katlanmak. Yönelmek. Eğilmek. İplik eğrilmek.
Bükülü : Bükülmüş olan.
Bükülüş : Bükülme işi.
Büküm : Bükme işi. Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı. Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım.
Bükümlü : Bükülmüş olan, bükümü olan.
Bükümsüz : Bükülmemiş olan, bükümü olmayan.
Bükün : Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması, insiraf.
Bükünlü : Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan, bükülgen, insirafi.
Bükünlü dil : Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından kelime köklerini değiştiren dil.
Bükünme : Bükünmek işi.
Bükünmek : Kıvrılmak, bükülmek. Ağrıdan, sancıdan kıvranmak.
Büküntü : Bükme sonucu oluşan biçim veya iz. Dönemeç, viraj. Bağırsakta olan ağrı.
Büküş : Bükme işi.
Diğer dillerde Bücür kurtçuk anlamı nedir?
Osmanlıca Bücür kurtçuk : müheddeb rüşeym

Bu kısımda Bükü nedir? Bükü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bükü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bükü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.