Balanced türkçesi Balanced nedir

Balanced ile ilgili cümleler

English: It was a pretty balanced meal.
Turkish: Oldukça dengeli bir yemek oldu.

English: I balanced my checkbook while you were washing clothes.
Turkish: Sen giysileri yıkarken ben çek defterini dengeledim.

English: She makes sure that her family eats a balanced diet.
Turkish: Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin.

English: I think I eat a fairly balanced diet.
Turkish: Oldukça dengeli bir diyet yediğimi düşünüyorum.

English: Most of us don't eat a balanced diet.
Turkish: Çoğumuz dengeli yiyecek yemeyiz.

Balanced ingilizcede ne demek, Balanced nerede nasıl kullanılır?

Balanced account : Kapanmış sayışım. Borçlu ve alacaklı bölümleri eşitleşmiş, dengeye gelmiş kalıntısız sayışım. Kapatılmış hesap.

Balanced armature loudspeaker : Dengeli göbekli hoparlör.

Balanced back flow valve : Dengeli geri akış vanası.

Balanced beam relay : Dengeli ışın rölesi.

Balanced bridge : Dengeli köprü.

Balanced code : Dengeli hat. Dengeli kod.

Balanced development : Dengeli gelişme.

Balanced budget : Bütçenin gelirleri ile giderlerinin eşit olması. krş. bütçe açığı, bütçe fazlası. Denkleştirilmiş bütçe. Gelirin harcamalara eşit olduğu finansal plan. Denk bütçe.

 

Balanced budget multiplier : Denk bütçe çoğaltanı. Denk bütçe çarpımı. Gelir harcama modelinde, hükümet harcamalarının vergilerle karşılandığı varsayımı altında reel gayrisafi yurtiçi hasılada oluşacak değişmenin büyüklüğünü belirleyen katsayı.

Balanced detector : Dengeli detektör.

İngilizce Balanced Türkçe anlamı, Balanced eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Balanced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Symmetrical : Simetrik. Bakışık. Bakışımlı. Muntazam. Simetrili. Mütenasip. Noktaları belirli düzlemlere, eksenlere ya da noktalara göre yer değiştirince özdeş biçimde kalan cisimlerin ya da işlevlerin özelliği. Mütenazır.

Grounded : (evden çıkamama) cezalı. Gerçekçi. Havalanamayan. Karaya oturmuş. Topraklanmış. Evde kalma cezası almış. Oturmuş veya ayakları yere basan. Topraklı. Çakılıp kalmış.

Counterpoises : Karşı ağırlık. Karşılamak. Dengelemek. Denge. Eş ağırlık. Tay. Eşit kuvvetle karşı koymak. Denge ağırlığı. Denkleştirmek.

Calm and collected : Telaşlı olmayan. Heyecanlı olmayan. Sakin ve aklı başında.

At par : Başabaş değer. Başa baştan. Hisse senedinin veya tahvilin ilk çıkarıldığında üzerinde yazılı olan değerin piyasa fiyatına eşit olması. Başa baş. Resmi değerinde. Nominal değerde. Başabaş değerde. Başabaş.

Co ordinate : Tanzim etmek. Koordine. Alıştırmak. Eşgüdüm sağlamak. Düzenli. Düzeltmek. Koordinat. Birbirine göre ayarlamak. Apsis.

Commensurable : Orantılı. Aynı ölçü ile ölçülebilen. Ölçeği bir olan. Aynı ölçekle ölçülebilen. Aynı birimle ölçülebilen. Ölçekdeş. Ölçekdeş boy ölçüşebilir.

 

Statical : Durgun. Değişmez. Sakin. Statik. Dural.

Harmonious : Uyumlu. Ahenkli.

Proportionate : Uygun. Münasip. Orantılı. Orantılı olarak.

Balanced synonyms : poised, self balancing, pari, equi, calculational, bale, even tempered, homologous, on a par with, counterpoise, balle, compos mentis, commeasurable, counterweight, coequal, far sighted, counterbalanced, clearheaded, well balanced, clear headed, even temper, commensurate, level, tantamount, equipollent, collected, equal to, equal, counterbalance, evens, equals, counterpoised, counterweights.

Balanced zıt anlamlı kelimeler, Balanced kelime anlamı

Unbalanced : Akli dengesi bozuk. Deli. Dengesiz. Dengesiz (kimse). Dengelenmemiş. Aklen dengesiz. Muvazenesiz. Çılgın. Denksiz. Kaçık.