Commensurable türkçesi Commensurable nedir

  • [#eş Eşit].
  • Aynı birimle ölçülebilen.
  • Aynı ölçekle ölçülebilen.
  • Ölçekdeş boy ölçüşebilir.
  • Ölçekdeş.
  • Orantılı.
  • Ölçeği bir olan.
  • Aynı ölçü ile ölçülebilen.

Commensurable ingilizcede ne demek, Commensurable nerede nasıl kullanılır?

Commensurable line segment : Ölçekdeş doğru parçası.

Commensurable line segments : Ölçekdeş doğru parçaları.

Incommensurable : Sınırsız. Ölçüsüz. Oransız. Ölçülemez. Nispetsiz. Ölçülemeyen. Kıyaslanamaz. Bağdaşmayan.

Commensurably : Kıyaslanabilir bir halde. Eşit bir şekilde. Dengeli bir şekilde. Aynı ölçü ile ölçülebilen şekilde. Karşılaştırılabilir bir biçimde.

Commensurability : Aynı birimle ölçülebilme. Dengeli bir biçimde karşılaştırılabilir olma niteliği. Ölçekdeşlik. Aynı ölçekle ölçülebilme niteliği. Eşölçülebilirlik.

Commensuration : Orantılı olma. Miktar veya seviyede benzerlik. Eşit ölçü.

Commensurately : Eşit bir şekilde. Paralel olarak. Gerektiği kadar. Orantılı olarak.

Incommensurate : Nispetsiz. Oransız. Kıyaslanamaz. Kusurlu. Yetersiz. Eksik. Ölçülemez.

Commensurate with : …'le oranlı.

Incommensurately : Yetersiz bir şekilde. Uygun olmayan bir şekilde. Oransız bir şekilde.

İngilizce Commensurable Türkçe anlamı, Commensurable eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Commensurable ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Evens : Düzletmek. Tesviye etmek. Bile. Düzeltmek. Düzleşmek. Düzleştirmek. Eşit olarak bölüştürmek. (sayı) çift. Hatta.

Meanest : Hasis. Kastetmek. Zor. Kılıksız. Orta. Alçak. Demek istemek. Anlamına gelmek. Eli sıkı.

Equivalent : Bedel. Tekabül. Eşdeğer ağırlık. Bir gram hidrojenin yerini alabilecek ya da onunla birleşebilecek öğenin gram olarak ağırlığı. Muadil. Bilgisayar, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Değerleri ya da işlevleri özdeş olan niceliklerin özelliği. Eşdeğer. Karşılığı.

Comparative : Karşılaştırma yoluyla yapılan. Mukayeseli. Sıfatlarda ve zarflarda birbiri ile yapılan karşılaştırmaların nitelik ve nicelik bakımından eşitlik, üstünlük ve en üstünlük derecelerinde olması. karşılaştırma derecesi, sıfat ve zarfların önüne getirilen gibi, kadar, denli, daha, çok, ziyade, fazla, en, pek gibi kelimelerle karşılanır: arı kadar çalışkan bir oğlunuz var. ayşe, nazlı'dan daha düzenli bir kızdır. sen bu işi onlardan daha iyi başarabilirsin. kardeşin burada benden çok yoruluyor. verdiğin emek bundan fazla gelir getirmez. arkadaşların en yaşlısı toplantıya başkanlık edebilir. funda pek uslu bir çocuktur vb. karşılaştırma derecesi; eşitlik, üstünlük ve en üstünlük olmak üzere üçe ayrılır. bk. karşılaştırma sıfatı, karşılaştırma zarfı. Göreli. Kıyaslamalı. Göreceli. Karşılaştırma derecesi. Nispi.

Co ordinate : Koordinat. Koordine. Eşgüdüm sağlamak. Birbirine göre ayarlamak. Apsis. Düzenli. Tanzim etmek. Düzeltmek. Alıştırmak.

 

Balanced : Müsavi. Aklı başında. Muadil. Dengeli. Denkleşmiş. Aklıbaşında. Denk. Dengelenmiş. Muvazeneli.

Commeasurable : Oranlı. Ölçüleri aynı olan.

Equal to : Eş. -nin üstesinden gelebilen. Emsal. Denk gelmek. Aynı miktar. Eş tutmak. -e eşit. Akran. Denk düşmek.

Equal : Denk. Emsal. Emsali olmak. -e eşit olmak. Egale etmek. Eş. Muadili olmak. Bir olmak. Akran. Eşdeğerde olmak.

Equi : Ekui.

Commensurable synonyms : pari, even, scaled, coequals, meaner, coequal, comparatives, commensurate, mean, proportional, on a par with, proportional to, iso, proportionate, in proportion.

Commensurable zıt anlamlı kelimeler, Commensurable kelime anlamı

Incommensurate : Kıyaslanamaz. Nispetsiz. Ölçülemez. Oransız. Kusurlu. Eksik. Yetersiz.

Commensurable ingilizce tanımı, definition of Commensurable

Commensurable kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having a common measure. Capable of being exactly measured by the same number, quantity, or measure.