Bales türkçesi Bales nedir

Bales ile ilgili cümleler

English: A baler is used to compress hay into bales.
Turkish: Bir balya makinesi samanı balyalara sıkıştırmak için kullanılır.

Bales ingilizcede ne demek, Bales nerede nasıl kullanılır?

Balestra and varadharajan krishnakumar g2sls : Balestra ve varadharajan-krishnakumar g2sls.

Balestra and varadharajan krishnakumar g2sls estimator : Balestra and varadharajan-krishnakumar g2sls tahmincisi. Balestra ve varadharajan-krishnakumar genelleştirilmiş iki aşamalı en küçük kareler tahmincisi.

Balestra and varadharajan krishnakumar generalized two stage least squares estimator : .

Balestra nerlove generalized least squares estimator : Balestra-nerlove genelleştirilmiş enküçük kareler tahmincisi.

Balestra nerlove gls estimator : Balestra-nerlove gls tahmincisi.

Bale thrower : Balya makinesi. Sap veya diğer türlü materyalleri küçük balyalar haline getirerek bu balyaları bir kamyonete veya depolama alanına yerleştiren tarımsal makine.

Bale goods : Balyalanmış mallar. Balya edilmiş mal. Balya edilmiş mallar.

Bale out : Emercensi atlamak. Uçağı terk etmek. Uçağı bırakıp paraşütle yere inmek. Paraşütle uçaktan atlamak. Paraşütle atlamak.

Arteriae lumbales : Bel atardamarları. Arterya lumbales. Bel omurlarının sayısı kadar aorta abdominalis'in dorsal duvarından iki taraflı olarak çıkan atardamarlar, arterya lumbales.

 

Timbales : Son derece lezzetli yemek türü. Börek.

İngilizce Bales Türkçe anlamı, Bales eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bales ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cask : Bir fıçı dolusu. Fıçı. Fıçı dolusu. Fıçılamak. Kurşun koruyucu. Bir varil dolusu. Radyoaktif malzemenin taşınması ya da depolanmasında kullanılan kurşun kap.

Coopers : Fıçı yapmak. Maine eyaletinde yerleşim yeri. Fıçılamak. Fıçı onarmak. Fıçı yapan kişi. Fıçıcı. Şarapçı.

Accumulate : Biriktirmek. Toplanmak. Çoğalmak. Yığmak. Yığılmak. Toplamak. Birikmek.

Baling : Kırkımdan sonra yapağının büyük torbalara sıkıştırılması. kesim veya kurutmadan sonra saman ve silaj maddelerini kare veya yuvarlak balyalar içine sıkıştırılıp bağlama işlemi. Balyalama.

Collect : Dercetmek. Tahsil etmek. Toplamak. Ödemeli. İstif etmek. Toplanmak. Toparlamak. Anlamak. Dermek. Uğrayıp almak.

Bailed : Emanet etmek. Teminat olarak verilmiş. Kefaletle serbest bırakmak. Kefaletle serbest bırakılmış. Tevdi edilmiş. Kurtarmak.

Cooper : Maine eyaletinde yerleşim yeri. Fıçıcı. Şarap satıcısı. Fıçı onarmak. Fıçı yapan kişi. Şarapçı. Fıçılamak. Fıçı yapmak.

Barrel : Atın karnı veya beli. Fıçıya koymak. Perdeleri germekte kullanılan çubuk. Panoları ya da gergileri taşımakta kullanılan demir çubuk. Büyük miktar. Fıçı dolusu. Çark. Fıçı. Sıvı yakıtı saklama ya da taşımaya özgü, çelik saçtan yapılma kap.

 

Amass : Bir araya gelmek. Bir araya getirmek. Biraraya getirmek. Yığmak. Top olmak. Toplamak. Biriktirmek.

Bales synonyms : balas ruby, ruby spinel, baled, tubbed, casked, roll up, bail, barrels, kegs, shock, casks, bale out water, bails, tub, kegler, shocks, drain out, keglers, bale, compile, coopered, keg, spinel ruby, pile up, coopering, hoard.

Bales zıt anlamlı kelimeler, Bales kelime anlamı

Outgo : Gider. Üstün gelmek. Masraf. Yenmek. Harcama. Sarfiyat. Geçmek. Aşmak.