Bargemen türkçesi Bargemen nedir

  • Mavnacı.
  • Mavunacı.
  • Mavnada çalışan kişi.

Bargemen ingilizcede ne demek, Bargemen nerede nasıl kullanılır?

Bargeman : Mavnada çalışan kişi. Mavunacı. Mavnacı.

Barge board : Saçak pervazı.

Barge in : Sözü kesmek. Bir yere davetsiz gitmek. Söze karışmak. İşe karışmak. Konuya karışmak. Lafa karışmak. Hızla içeri dalmak. Kabaca lafa girmek. Birden içeri dalmak. Bir yere paldır küldür dalmak.

Barge in tone : Araya girme tonu.

Barge into : Bölmek. (gayriresmi) davetsiz girmek (örneğin, he wasn't invited so he barged into the party {partiye davet edilmemiş, o da davetsiz katıldı}). Konuya karışmak. Kaba bir şekilde lafa girmek. Konuşmayı kesmek. Kabaca lafa girmek. İçeri paldır küldür dalmak. Lafı kaba bir şekilde kesmek. İçeri dalmak. Lafını kesmek (örneğin, my sister-in-law always barges into the conversation when ı speak with my mother-in-law {kaynanam ile konuşurken baldızım sürekli lafımı keser}).

Dumb barge : Yedek mavna.

Bargeboard : Kalkan saçak silmesi. Dışarı doğru bakan çatı kirişine bağlı (genellikle süslenmiş olan) üçgen şeklinde ahşap pano.

Transport by barge : Mavnayla taşımak.

Barge : İçeriye paldır küldür girmek. Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne. büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi. Salapurya. Mavna ile taşımak. Duba. Toslamak. Karışmak. Saltanat kayığı. Dalmak. Mavna.

 

Bargees : Mavnacı. Mavunacı.

İngilizce Bargemen Türkçe anlamı, Bargemen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bargemen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Break up : Parçalamak. Yolları ayrılmak. Dağılmak. Bozulmak (nişan). Ayrılmak. Tatil olmak. Üzmek. Eğlendirmek. Parçalanmak. Tatile girmek.

Intrude : Zorla sokulmak. İzinsiz girmek. Davetsiz gelmek. Davetsiz girmek. Zorla girmek. Rahatsız etmek. Zorla içeriye sokmak. Haksız olarak müdahale etmek. İzinsiz ya da davetsiz girmek. Zorla sokmak.

Crash : Çarpmak. İflas etmek. Gürültü etmek. Gürlemek. Sahnede çarpma sesi. Parçalanmak. Hızla iflas etmek (işyeri). Gürültüyle düşmek. Çarpışmak. Batmak.

Disrupt : Altüst etmek. Bozulmak. Parçalamak. Bölmek. Akamete uğratmak. Yarmak. Bozmak. Bozulmasına yol açmak. Kesmek. Dağılmak.

Interrupt : Araya girmek. Sekte vurmak. Sekteye uğratmak. Kesmek. Yarıda kesmek. Engellemek. Sözünü kesmek. Yarıda bırakmak. Kesilme. Bilgisayar dizgesinde yürütülen bir görevin herhangi bir donanım biriminden gelen uyarı üzerine kesilip güdümün, geçici bir süre için, uyarıyı işleyecek göreve geçirilmesi.

Lighterman : Salapuryacı. Yakan kimse. Layter çalışanı. Layterde görevli.

Cut off : İmha etmek. Son vermek. İzole etmek. Kesmek. Uçurmak. Kesip ayırmak. Kesip koparmak. Yok etmek. Bağlantısını kesmek. Koparmak.

Butt in : Bir konuşmayı ya da eylemi bölmek. Araya girmek. Karışmak. (konuşmada) araya girmek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Sözü kesmek. Burnunu sokmak. Karışmak (birisine). Lafı kesmek. Maydanoz olmak.

Chime in : Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Maydanoz olmak. Söze karışmak. Ahenge katılmak. Araya girmek. Lafa girmek. Lafa karışmak. Burnunu sokmak. Sözü kesmek. Salça olmak.

Bargemen synonyms : bargees, bargee, chisel in, put in, gate crash, irrupt, cut in, bargeman, break in.