Be in pain türkçesi Be in pain nedir

  • Ağrısı olmak.
  • Acı duymak.
  • Ağrımak.
  • Acı çekmek.

Be in pain ile ilgili cümleler

English: I don't want to be in pain.
Turkish: Ben acı içinde olmak istemiyorum.

English: Nobody wants to be in pain.
Turkish: Kimse acı çekmek istemez.

English: Ali appears to be in pain.
Turkish: Ali acı içindeymiş gibi görünüyor.

English: You seem to be in pain.
Turkish: Sen ızdırap içinde gibi görünüyorsun.

Be in pain ingilizcede ne demek, Be in pain nerede nasıl kullanılır?

Be : Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Durmak. Olmak. Anlamına gelmek. Berylliumb (berilyum). Mal olmak. -dır. -dir. Bulunmak. -dı.

In : İçinde. İç. Dahili. İçine. Mevsimi gelmiş. İçeri. Tutulan. Çok moda olan. Da. İçeri doğru yönelen.

Pain : Üzmek. Acı. Sızı. Istırap. İncitmek. Canını yakmak. Eziyet etmek. Baş belası. Acı çekmek. Sancı.

Be in : Olayın vb içinde olmak. Evde veya ofiste bulunmak. Moda olmak. Bir olaya vb bulaşmak. Bir olaya vb karışmak. Gol olmak. Çıkmak (mevsimi geldiği için sebze veya meyve). Yer almak.

Be in the ascendant : Yıldızı parlamak. Yükselmek. Hükmetmek. İtibar kazanmak.

Be in a fix : Zor bir duruma düşmek. Ortada kalmak.

Be in a bad way : Zorluklar veya sorunlar yaşıyor olmak. Çok hasta olmak. Mutsuz bir ruh halinde olmak. Ağır hasta olmak. Meydanda kalmak. Kötü gününde olmak. Heyheyleri üzerinde olmak. Çok zor bir durumda olmak.

 

Be in a bind for : İhtiyacı olmak. Muhtaç olmak.

Be in a bad mood : Keyfi yerinde olmamak. Keyifsiz olmak. Havasında olmamak.

Be in a bad temper : Pirelenmek.

İngilizce Be in pain Türkçe anlamı, Be in pain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be in pain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agonises : Eziyet etmek. Can çekişmek. İşkence etmek. Istırap çekmek. Kıvrandırmak. İşkence çekmek. İşkence görmek. Acı vermeye neden olmak (ayrıca agonize). Mücadele etmek.

Smart : Çabuk. Üzülmek. Çevik. Canı yanmak. Elem. Kurnaz. Acıtmak. Zeki. Keskin.

Feel pain : Acı hissetmek. Acı algılamak. Ağrı hissetmek. Acı içerisinde olmak. Canı acımak. Ağrı duymak.

Pain : Ağrı. Acı. Eziyet etmek. Üzmek. Canını yakmak. Istırap. Sızı. İncitmek. Baş belası.

Lamenting : Dövünme. Ağıt yakmak. Dövünmek. Acı çekme. Yas tutma. Ağıt yakma. Yas tutmak.

Agonise : Can çekişmek. İşkence görmek. Istırap çekmek. İşkence çekmek. Acı vermeye neden olmak (ayrıca agonize). Eziyet etmek. Acı vermek. Acı çektirmek. Kıvrandırmak.

Paining : Canını yakmak. Ağrı. Üzmek. Istırap. Sızı. Acıtmak. Eziyet etmek. Acı. Sancı.

Ached : Azap. Sızlamak. Sancı. Acı. Acımak. Sızı. Ağrı. Sancımak.

Lament : Figan etmek. İnleme. Ağıt. Yasını tutma. Yasını tutmak. Dövünmek. Yas tutmak. Ağlayıp sızlamak. Ağıt yakmak.

Sorrowed : Kederlenmek. Tasa. Üzülmek. Yas tutmak. Üzüntü. Keder çekmek. Nedamet. Matem tutmak. Keder.

Be in pain synonyms : deplores, have a pain, sorrow, be pinched, hurting, hurt, smartest, smarted, beareth, languish in, smarts, smarting, grieve, deploring, laments, deplore, feel sorrow, deplored, throb with pain, hurts, ache.