Becoming old türkçesi Becoming old nedir

Becoming old ingilizcede ne demek, Becoming old nerede nasıl kullanılır?

Becoming : Yakışan. Doğru. Cazip. Yakışır. Üzerine yakışan. Yerinde. Yakışık alır. Uygun. Olmak. Göz alıcı.

Old : Köhne. İhtiyarlamak. Eskimiş. Deneyimli. Büyük. Eski zamanlar. Kart. Eski. İhtiyar. ...yaşında.

Becoming a jew : Yahudiliğe geçme. Musevi yaşam tarzını benimseyiş. Yahudilik dinini kabul etme. Museviliğe geçme. Yahudi yaşam tarzını benimseyiş. Musevilik dinini kabul etme. Musevi olma. Yahudi olma.

Becoming a moslem : İslami yaşam tarzını benimseyiş. İslam dinini kabul ediş. Müslüman olma. Müslümanlığa geçme.

Becoming an orphan : Ebeveynsiz kalma. Anne babasız kalma. Anne babasını kaybetme. Ailesiz kalma. Öksüz olma. Öksüz kalma.

Becoming bald : Kel hale gelme. Kel olma. Saçını kaybetme. Kelleşme. Saçsız kalma.

İngilizce Becoming old Türkçe anlamı, Becoming old eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Becoming old ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wear : Takınmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yıpranma. Elbise. Yıpratmak. Giyim eşyası. Aşınmak. Takmak. Kullanılma. Kullanma.

Wearing : Aşındırma. Usandırıcı. Aşınma. Bıktırıcı. Giyme. Yıpratıcı. Yıpranma. Giyim. Bezdirici.

 

Accelerated aging : Hızlandırılmış yaşlandırma işlemi. Hızlandırılmış yaşlanma. Hızlandırılmış eskitme.

Underestimating : Hor görme. Küçümseyen.

Becoming worn : Eskimiş olma. Aşınmış hale gelme. Yıpranmış hale gelme. Yıpranmış olma. Aşınmış olma. Kullanım veya yaştan dolayı yıpranma veya aşınma.

Dilapidation : Harap olma. Bir yapının toplumsal, işlevsel ve sağlamlık yönlerinden yeni olmaktan çıkmasını, sağladığı yararların azalmasını ya da yok olmasını içeren süreç. yapı birimleri bu nitelikleri kazanan bir komşuluğun, içine girdiği varsayılan yıpranma süreci. Bakımsızlık. Bakımsızlıktan yıkılma. Onarım masrafları. Harap. Aşınma.

Aging : Olgunlaştırma. Yıpranma. Organizmanın belirli ömrünü tamamlaması. Yaşlanma. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kocayan. İhtiyarlama. Bir kimseyi yaşlı göstermek için yapılan makyaj. Yaşlanan.

Ageing : İhtiyarlama. Zamanla eskime. Gelişme. Yaşlandırma. Olgunlaşma. Olgunlaştırma. Buharlama. Yaşlanma. Geliştirme.

Agings : İhtiyarlama. Olgunlaştırma. Yaşlandırma. Kocayan. Yaşlanma. İhtiyarlayan. Yıllanma. Yıpranma. Yaşlanan.

Obsolescence : Önemini kaybetme. Kullanılmaz olma. Demode olma. Daha etkin makine veya üretim yöntemlerinin ortaya çıkması dolayısıyla sermaye malının değerinin düşmesi. Modası geçmekte olma. Teknolojideki gelişmeler dolayısıyla iktisadi değerin yitirilmesi. Fiziki yıpranma veya aşınmaya bağlı olmaksızın bir malın ömrünün; iktisadi, teknolojik ya da başka bir dışsal değişme dolayısıyla kısalması. bk. battallaşma. Bir türün gittikçe azalarak sonuçta ortadan kaybolması; fizyolojik bir olayın ya da bir yapının yavaş yavaş bitmesi. Modası geçme.

Becoming old synonyms : ageings, antiquation.