Wear türkçesi Wear nedir
- Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Giyme.
- Elbise.
- Kullanılma.
- Giysi.
- Giymek.
- Dayanma.
- Takmak.
- Yıpranma.
- Eskime.
- Giyinme.
- Takınmak.
- Aşınma.
- Aşınmak.
- Giyim eşyası.
- Aşındırmak.
- Dayanıklılık.
- Filmin çeşitli sinema aygıtlarında çok kullanılmasından doğan aşınma ve eskime.
- Yıpratmak.
- Kullanma.
- Giyim.
Wear ile ilgili cümleler
English: A lot of kids don't wear bicycle helmets.
Turkish: Birçok çocuk bisiklet kaskı takmaz.
English: A lot of kids wear jeans.
Turkish: Bir sürü çocuk kot pantolon giyer.
English: "You had better not wear the red dress." "Why not?"
Turkish: "Kırmızı elbise giymesen iyi olur." "Neden?"
English: "I can't wear that." "Why not? It looks great on you."
Turkish: "Bunu giyemem." "Neden olmasın? Sende harika durdu."
English: "You can't wear that." "Why not?"
Turkish: "Bunu giyemezsin." "Neden?"
Wear ingilizcede ne demek, Wear nerede nasıl kullanılır?
Wear a long face : Suratı asık olmak. Yüzünde kaygı belirtisi olmak. Yüzü asık olmak. Endişeli görünmek. Surat asmak.
Wear a mask : Gizlenmek. Kendini gizlemek. Maske takmak. Kostüm giymek.
Wear a seat belt : Emniyet kemeri bağlamak.
Wear a sword : Kılıçlı olmak. Kılıç kuşanmak. Kılıç taşımak. Kılıç takmak.
Wear a troubled look : Yüzünde kaygı belirtisi olmak. Endişeli görünmek.
Wear and tear : Amortisman. Aşınma ve eskime. Yıpranma ve aşınma. Durağan değer ve kuruluşların bir süre içinde doğal olarak aşınıp eskimesi. Kullanılarak aşınma. Normal kullanılma sonucu eskime. Aşınma. Eskime ve aşınma. Zamanla eskime. Aşınma ve eskime amortismanı.
Wear away : Zayıflatmak. Yıpratmak. Aşındırmak. Tüketmek. Azalmak. Eskimek. Aşınmak. Kalmamak. Yıpranmak. Geçmek bilmemek.
Wear into holes : Delinene kadar giymek.
Wear contact lenses : Lens kullanmak. Lens takmak.
Wear glasses : Gözlük kullanmak. Gözlük takmak.
İngilizce Wear Türkçe anlamı, Wear eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Wear ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ageings : Geliştirme. Olgunlaşma. Gelişme. Zamanla eskime. İhtiyarlama. Yaşlanma. Yaşlandırma. Olgunlaştırma. Buharlama.
Bothers : Sinir etmek. Dert vermek. Canını sıkmak. Musallat olmak. Baş belası olmak. Rahat vermemek. Üzülmek. Can sıkmak. Sinir bozmak.
Access : Erişim. Yaklaşım. Methal. Erişmek. Nüfuz. Yol. Giriş. Geçit. Kullanma hakkı. Hastalık nöbeti.
Durity : Acımasızlık. Katılık. Sertlik.
Firmness : Donmuşluk (jöle veya çikolata vb'ne özgü). İstikrar (fiyatlarda). Sertlik. Sağlamlık. Metanet. Katiyet. İstikrar. Değişmezlik. Pelte.
Denude : Çıplaklaştırmak. Açılma. Çıplak hale getirmek. Erozyona uğratmak. Soymak. Çıplak bırakmak. Açmak.
Resistances : Direnç. Karşı gelme. Metanet. Mukavemet. Dayanma gücü. Karşı çıkma. Rezistans. Karşı koyma.
Indues : Giydirmek. Kalite veya yetenek edindirmek. Vermek. Sağlamak (bazı şeylerle). Elbise giydirmek. Örtmek. Sağlamak. Giyecekle donatmak. Donatmak.
Caparisons : Süsleme. Eyer örtüsü. Donatmak. Süslemek. Örtü. Haşe örtmek. Haşe. Giyecek.
Wear synonyms : film wear, bother, amortisation, indued, assumes, clothes, donned, becoming old, bites, bothering, dressings, garmenting, eat at, grit, application, corroding, osculation, fine away, attach, bite, clothing, assembles, chafe, arrayal, take on, don, abrasiveness, durability, detrital, attrition, abidingness, garment, abutting.
Wear zıt anlamlı kelimeler, Wear kelime anlamı
Undress : Soymak. Ev elbisesi. Elbiselerini çıkarmak. Giysilerini çıkarmak. Sargısını açmak. Soyunmak. Dökülüp saçılmak. Üniforma. Gündelik elbise.
Lack : -sizlik. -e sahip olmamak. Yoksun olmak. Yokluk. Eksiklik. İhtiyacı olmak. Eksik olmak. Olmamak. Olmayış. Yoksun kalmak.
Wear ingilizce tanımı, definition of Wear
Wear kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a coat wears well or ill. The result of wearing or use. Diminution by friction. As, a man wears well as an acquaintance. To bear the consequences of use, as waste, consumption, or attrition. To wear a shackle. To have on. As, the wear of a garment. The act of wearing, or the state of being worn. To endure or suffer use. To bear upon one`s self, as an article of clothing, decoration, warfare, bondage, etc. To carry or bear upon the person. - - hence, sometimes applied to character, qualifications, etc. Same as Weir. As, the wear of this coat has been good. To veer. To last under employment. To cause to go about, as a vessel, by putting the helm up, instead of alee as in tacking, so that the vessel`s bow is turned away from, and her stern is presented to, the wind, and, as she turns still farther, her sails fill on the other side. Consumption, diminution, or impairment due to use, friction, or the like. As, to wear a coat. To have appendant to one`s body. Consumption by use.

Bu kısımda Wear kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Wear ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Wear anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Wear ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.