Being held türkçesi Being held nedir

Being held ile ilgili cümleler

English: Ali is still being held captive.
Turkish: Ali hâlâ esir tutuluyor.

English: Ali is being held prisoner somewhere.
Turkish: Ali bir yerde esir tutuluyor.

English: Ali is now being held prisoner.
Turkish: Ali artık esir tutuluyor.

English: Ali is being held hostage.
Turkish: Ali rehin tutuluyor.

English: Ali is being held prisoner.
Turkish: Ali esir tutuluyor.

Being held ingilizcede ne demek, Being held nerede nasıl kullanılır?

Being : Yaratık. Yapı. Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. Yaşam. İnsan. Mevcudiyet. Tanrı. Varoluş. Yaradılış.

Held : Kavramak. Muhafaza etmek. Tutmak. Gözaltına almak. Sadık kalmak. Devam etmek. Geçerli olmak. Tıkamak. El koymak. Barındırmak.

Being a native born israeli : İsrail yerlisi olma. Anayurdu israil olma. İsrail'de doğmuş ve büyümüş olma.

Being a shareholder : Hissedarlık.

Being abandoned : Reddedilmiş olma. Bırakılmış olma. Ortada bırakılmış olma. Terk edilmiş olma.

Being absorbed : Emilmiş olma. Soğurulmuş olma. Absorbe edilmiş olma. İçine çekilmiş olma. Asimile dilmiş olma.

İngilizce Being held Türkçe anlamı, Being held eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Being held ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Occultation : Gizlenme. Saklı olma. Bir gökcisminin başka bir gökcismi tarafından karartılması (astronomi). Gizleme. Gözden kaybolma. Karartma. Göz önünden kaldırma. Gölgeye girme. Okültasyon. Bir gökcisrminden gelen ışığın, bakış doğrultumuz ile bu cisim arasına giren başka bir gökcismi tarafından kesilmesi; bir yıldız ya da gezegenin ay tarafından örtülmesi.

Cricks : Kasılma. Vidalı kriko. Kriko. Adale kasılması. Boyun tutulması.

Eclipse : Üstün çıkmak (birinden). Tutulma (güneş). Işığını karartmak. Örtmek. Geçici başarısızlık. Tutmak. Sönmek. Tutulmak. Düşüş. Geçici karanlığa bürünme.

Immersion : Bir cismi su içine sokma; suya batırma. mikroskopla muayene esnasında lam üzerine-mikroskop merceğiyle lam arasındaki havayı uzaklaştırmak üzere sıvı damlatılması. Bir gökcisminin başka bir gökcisminin gölgesine girmesi. Batırma. İmmersiyon. Suya daldırma. Bir katılımlı gözlemde gözlemcinin duruma ya da olaya, onu yaşayan bireylerden ayrılmayacak biçimde katılması ya da bir topluluk üyelerinin yaşamını paylaşması. Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Batma. Batırılma.

Immersions : Batırma. Batırılma. Daldırma. Suya batırma. İmersiyon. Suya daldırma. Batma. Dalma.

Fastenings : Bağlanma. Bağlama. Bağ. Tutturma.

Fastening : Toka. Sabitleme. Tutturma. Kapı ya da pencere kilidi. Mandal ya da sürgü. Bağlama (bir şeyi vb). Tespit etme. Tespit. Bağlanma.

Popularity : Popülerlik. Popülarite. Rağbet. Rağbette olma. Popüler olma. Sevilme. Furya.

Entrapment : Albeni. Hile. Çekicilik. Caziplik. Tuzağa düşürme. Kapana kısılma. Tuzak. Sıkışma. Tutuklama. Şaşırtma.

Being saved : Kurtarılma. Depolanma. Korunaklı olma. Korunma. Korunmuş olma. Tehlikeden çıkarılmış olma. Özgür bırakılmış olma. Kurtarılmış olma. Saklanma.

Being held synonyms : dry up, kink, entrapments, crick, cricking.